Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2023/9857 E. 2026/7535 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2023/9857
Karar No
2026/7535
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/735 E., 2022/ 42 K. SUÇ : 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

Türk Patent ve Marka Kurumunun 26.11.2021 havale tarihli yazısı ile marka tescil belgeleri dosyaya sunulduğundan Tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.

Kazanılmış hakkın ceza miktarının infazına ilişkin olduğu, bu gerekçeyle dahi kısa süreli olmayan 1 yıl 15 gün hapis cezasının aynı Kanun'un 50. maddesi uyarınca seçenek yaptırımlara çevrilemeyeceği gözetilmeden hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu

olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.

Katılan vekili tarafından dosyaya sunulan ürünlerin iadesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi hukuka aykırı bulunmuş ise de, bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından düzeltilerek giderilmiştir.

Açıklanan nedenlerle, sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322. maddesi gereği; hükmün müsadereye ilişkin bendi çıkartılarak yerine " Katılan vekili tarafından dosyaya sunulan 1 adet çorap ve 1 adet çakmağın katılana iadesine, sanığın iş yerinden ele geçirilen suça konu ürünlerin 5237 sayılı Kanun'un 54/4. maddesi uyarınca müsaderesine" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy çokluğuyla DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 24.06.2026 tarihinde karar verildi.

KARŞI DÜŞÜNCE

Sayın çoğunlukla uyuşmazlığımız marka hakkına tecavüz suçunda katılan vekili tarafından dosyaya sunulan eşyanın müsaderesi gerekip gerekmediğine ilişkindir.

556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin amacı, bu Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine uygun olarak tescil edilen markaların korunmasını sağlamaktır. 556 sayılı Kanun Hükmün Kararnamede eşya müsaderesine ilişkin özel bir düzenleme yer almamaktadır. 5237 sayılı Kanun'un "Güvenlik Tedbirleri" başlığı altında yer alan 54/4. maddesi ise "Üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımı suç oluşturan eşya, müsadere edilir." şeklinde düzenlenmiştir.

Taklit markalı eşyanın müsadere edilmemesi halinde piyasaya tekrar sürülme ihtimali ortaya çıkabilecektir. Müsadere hususunun değerlendirilmesi bakımından taklit markalı eşyanın sanığın iş yerinde ele geçirilmesi veya şikayetçi tarafından satın alınarak dosyaya sunulması arasında eşyanın niteliği açısından bir fark bulunmamaktadır. Taklit markalı eşyanın ticari piyasada tekrar dolaşıma girmesinin önlenmesi amacıyla müsaderesi gerekir. Taklit markalı eşyanın şikayetçi vekili tarafından soruşturma veya kovuşturma aşamasında dosyaya delil olarak sunulması eşyanın, suç konusu eşya niteliğinde olmasını engellemeyecektir. Dolayısıyla, müsadere sadece sanıktan ele geçirilen eşyalarla sınırlı olarak değerlendirilemez. Eşyanın müsaderesi bakımından önemli olan ürünün nereden ele geçirildiği değil, suç konusu olup olmadığıdır.

Şikayetçi vekili tarafından dosyaya sunulan taklit markalı eşya müsaderesinin mülkiyet hakkını ihlal edip etmediği bakımından ise, müsadere kararı ile oluşan müdahalenin hukuka uygun sayılabilmesi için kanuni dayanağının bulunması, kamu yararı amacına yönelik olması ve ölçülü olması gerekecektir.

Anayasa’nın "Mülkiyet hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:

“Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.” Anayasa ile güvence altına alınan mülkiyet hakkı sınırsız bir hak olarak düzenlenmemiştir. Taklit markalı eşyaların yeniden dolaşıma sokularak tekrar suç işlenmesinin önlenmesi amacıyla müsadere edilmesi meşru bir sebebe dayanmaktadır. Müsadere kararı ile mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kamu yararı amacı da gözetildiğinde ölçülülük ilkesine aykırı olduğu da söylenemeyecektir. Katılan tarafından dosyaya sunulan eşyanın müsaderesine karar verilmesi isabetli olduğundan sayın çoğunluğun görüşüne kısmen iştirak etmemekteyim. 24.06.2026

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2023/9857, K. 2026/7535, T. 24.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2023-9857-e-2026-7535-k-5b19238243e3