Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2023/5642 E. 2026/7297 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/5642
- Karar No
- 2026/7297
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/266 E., 2021/739 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Beraat, kaçak eşyanın müsaderesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
... İdaresinin katılmasına karar verildiği hâlde, gerekçeli karar başlığında ''Katılan'' yerine "Müşteki" olarak gösterilmesi, mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak kabul edilmiştir.
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan ... İdaresi vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Ancak; Dava konusu kaçak eşyanın müsaderesine karar verildikten sonra, tasfiye ile ilgili karar verilmiş olduğundan bahisle bu hususta karar verilmesine yer olmadığına hükmedilerek hükümde çelişkiye sebebiyet verilmesi, hukuka aykırı bulunmuş ise de, bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından düzeltilerek giderilmiştir.
Açıklanan nedenle, katılan ... İdaresi vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 321. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesi gereği; hükmün (3) numaralı bendinde yer alan "mahkememizce daha önce tasfiye kararı verildiğinden tekrar tasfiye kararı verilmesine YER OLMADIĞINA," ifadesinin çıkartılması ve sair kısımların aynen bırakılması suretiyle hükmün Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy çokluğuyla DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 22.06.2026 tarihinde karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Olay tarihinde Cumhuriyet savcısınca; 14.01.2015 günü Polis Haber Merkezini arayan bir şahsın "İlçemiz... Mahallesi 492 sokakta ikamet eden ... isimli şahsın ikametinde ... kaçağı sigara bulundurup sattığının" ihbar edilmesi üzerine, konunun araştırılıp aynı tarihte 13:30 - 15:30 saatleri arasında "derhal işlem yapılmadığı takdirde suçun iz, emare ve delillerin kaybolması, şüphelinin kaçması veya kimliğinin tespit edilememesi ihtimali nedeniyle gecikmesinde sakıncalı hal bulunduğundan" sanığa ait iş yerinde yazılı arama kararı verilerek 50 karton ... kaçağı sigara ele geçirilmiştir. İlk derece mahkemesince sanığın mahkûmiyetine karar verilmiştir. Hükmün temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 7. Ceza Dairesince "Cumhuriyet savcısı tarafından gecikmesinde sakınca bulunduğundan bahisle verilmiş bir yazılı arama izni bulunmasına rağmen arama kararında gecikmesinde sakınca bulunan halin gerekçesinin belirtilmediği, dosya içerisinde bulunan 14.01.2015 tarihli arama tutanağının tarih ve saati incelendiğinde, aramanın hafta içi mesai saatlerinde yapılmış olması nedeniyle arama kararının savcılık tarafından verilemeyeceği, buna göre yapılan aramanın usul ve Yasa'ya aykırı olduğu, sanık aşamalarda ki savunmasında suça konu sigaraları içmek için bulundurduğunu beyan etmiş olup, ele geçen kaçak eşya miktarı ile usulsüz arama sonucu Kanun'a aykırı olarak elde edilen delil (eşya) dışında sanığın mahkûmiyetini gerektirecek başka bir delil elde edilemediği gözetildiğinde beraat kararı verilmesi lüzumundan bozma kararı kurulmuştur. Verilen bozma kararı uyarınca mahal mahkemesince bu defa beraat kararı kurulmuştur. Karar heyetimizce oy çokluğuyla onanmıştır.
Beraat kararının atıf yapıldığı 7. Ceza Dairesinin 16.06.2021 tarih ve 2019/1225 Esas, 2021/7998 Karar sayılı içtihadı ile verilen beraat kararı ile onama hükmü kuran çoğunluk görüşü hukuka ve Kanun'a aykırıdır.
Cumhuriyet savcısının yetki ve görevleri Ceza Muhakemesi Kanunu 160/1 ve 2, 161/1,2 maddelerinde yazılmıştır.
Cumhuriyet savcısı ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar ve emrindeki kolluk güçleri marifetiyle delilleri toplar.
“CMK’nun en önemli özelliklerinden birisi muhakeme sürecinde soruşturma evresine ağırlık vermesi ve bu evrede Cumhuriyet savcısını öne çıkarmasıdır. CMK savcı merkezli düzenlenmiştir. Cumhuriyet savcısı soruşturmanın en başından itibaren yönlendiricisi, sevk edicisi ve idarecisidir.” ...., .... ..., Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin Yayınları, 14. Bası, sayfa 121.
Yine Yargıtay CGK’nun 04.12.2007 tarih ve 2007/2-247-257 sayılı ictihadında “Soruşturma evresinin asıl yetkilisi olan Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez ceza yargılamasının temel amacı olan maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için soruşturmaya başlayacaktır. Ancak soruşturma sırasında maddi gerçeğe ulaşmak için nasıl bir yol izleyeceğine ve hangi kanıtların toplanması gerektiğine ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Aslında suçların çeşitliliği ve toplumsal yaşamın karmaşıklığı göz önüne alındığında böyle bir düzenlemenin çok ta isabetli olmayacağı kuşkusuzdur. Cumhuriyet savcısının maddi gerçeğin ortaya çıkartılması amacına yönelik olarak hangi tür olaylarda hangi yolları takip edeceğine ilişkin mevzuatta bir açıklık bulunmamakla birlikte bu husus tamamen bilinmeyen bir konu da değildir. Daha önce karşılaşılan benzer olaylardaki hareket tarzı yoluyla kazanılan ve mesleki birikim olarak isimlendirilebilecek tecrübe, yargısal kararlar ve öğreti, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için Cumhuriyet savcısının yolunu aydınlatmaktadır.”
CMK 119. maddesinde “Hakim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının emriyle kolluk görevlileri arama yapabilirler. Ancak konutta, işyerinde veya kamuya açık olmayan kapalı alanlarda arama Hakim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının yazılı emri ile yapabilirler.
Sonuç olarak, ceza soruşturmasının yürütülmesi, delillerin toplanması Cumhuriyet savcısının yetkisindedir. Arama kararı bir delil toplama faaliyetidir. Gecikmesinde sakınca bulunan hali zamanla sınırlamak mümkün olamayacağı gibi mesai saatlerini gecikmesinde sakınca bulunan hal dışında tasavvur etmek ve bu zaman diliminde yukarıda belirtilen kanunlarla Cumhuriyet savcısına münhasıran verilmiş yetkiyi yok saymak kanuna aykırıdır.
Yine kanuna uygun şekilde yeterli gerekçeyi içerir biçimde Cumhuriyet savcısınca verilmiş arama kararını sırf mesai saatlerinde verildiğinden bahisle yasak delil kabul etmek ceza hukuku mantığına da aykırıdır. Kanunları ilk elden uygulayan Cumhuriyet savcılarının somut olaya uygulama konusunda bir takdir aralıkları vardır, bu takdir aralığının aşıldığı açıkça anlaşılamadığından, Cumhuriyet savcısının verdiği arama kararını yasak delil olarak kabulü asla düşünülemeyeceği gibi hukuka aykırı da kabul edilemez. İnceleme konusu Ceyhan 1. Asliye Ceza Mahkemesinin kararının mahkûmiyet gerektirdiğinden bozulması gereğiyle onama hükmü kuran sayın çoğunluğun görüşüne muhalifim. 22.06.2026