Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2023/2405 E. 2026/4391 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2023/2405
Karar No
2026/4391
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/51 E., 2022/11 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet, ... kaçağı eşyanın müsaderesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: Suç tarihinde yürürlükte olan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3/18. maddesi ile 65 45... sayılı Kanunlar ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 3/18-son yollamasıyla aynı Kanun'un 3/5, 3/10, 3/ 23... /2. maddeleri somut olaya ayrı ayrı uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanığın hukukî durumunun tayin ve takdiri ile denetime imkân verecek şekilde lehe olan Kanun'un belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması suça konu eşyanın değerinin "hafif" olması nedeniyle uygulama lehe olduğundan Tebliğname'de (1) maddesinde belirtilen bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 17.01.2024 tarihli ve 2023/7-302 Esas, 2024/7 Karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere; etkin pişmanlık ihtarı yapılan sanığın, ödeme imkânının bulunmadığını beyan etmesi ve ödeme iradesinde bulunmaması karşısında, sanığın yanıltılmış sayılamayacağı cihetle,Tebliğname'de (2) maddesinde belirtilen bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir. Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.

Ancak; 1.Müsaderesi talep edilen aracın iadesine karar verilmesinin ardından malen sorumlu lehine vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesi,

2.Sanık hakkında uzun süreli erteli hapis cezasına hükmedildiği halde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 53/3. maddesinin "Mahkûm olduğu hapis cezası ertelenen veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ya da koşullu salıverilen hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanmaz. Mahkûm olduğu hapis cezası ertelenen veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ya da koşullu salıverilen hükümlü hakkında birinci fıkranın (e) bendinde söz konusu edilen hak yoksunluğunun uygulanmamasına karar verilebilir" amir hükmü dikkate alınarak bir karar verilmesi gerektiği ve neticeten hükmedilen uzun süreli hapis cezasının ertelenmesine ilişkin fıkradan sonra hak yoksunluklarına hükmedilmesi gerektiği gözetilmeyerek yazılı şekilde uygulama sırasında ve kanun maddesinin uygulamasında hataya düşülmesi hukuka aykırı bulunmuş ise de, bahse konu hukuka aykırılıklar Yargıtay tarafından düzeltilerek giderilmiştir. Açıklanan nedenlerle, sanık müdafiin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesi gereği; hükümden malen sorumlu lehine vekâlet ücreti takdirine ilişkin (5) numaralı fıkranın çıkartılması ve hükmün hak yoksunluklarına ilişkin (1) numaralı fıkrasının (8) bendinin hükümden çıkartılarak, 5237 sayılı Kanun 51/7. ve 51/8. madde ihtaratlarının yapıldığı (1) numaralı fıkranın (13) bendinin sonuna eklenmek üzere hükme "24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarih ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararındaki iptal edilen hususlar gözetilerek, 5237 sayılı Kanun'un 53/1-2-3. madde ve fıkralarının (53. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi hariç) tatbikine, 5237 sayılı Kanun'un 53/3. maddesi uyarınca, aynı maddenin 1. fıkrasının (c) bendinde yazılı hak yoksunluğunun sanığın sadece kendi altsoyu üzerindeki velayet hakları ile vesayet veya kayyımlık yetkileri bakımından uygulanmasına yer olmadığına, altsoyu dışında kalanlarla ilgili bu hak ve yetkilerden ise cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 13.04.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2023/2405, K. 2026/4391, T. 13.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2023-2405-e-2026-4391-k-599453574c2a