Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2023/17301 E. 2025/12797 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/17301
- Karar No
- 2025/12797
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/74 E., 2022/376 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî ret, kısmî temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması
Sanığın temyiz istemi yönünden; sanığın SEGBİS ile yüzüne karşı tefhim olunan karara karşı 27.04.2022 tarihli süre tutum dilekçesiyle temyiz talebinde bulunduğu anlaşılmış ise de,
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 294. maddesi uyarınca temyiz sebeplerinin gösterilmediği, sanığa aynı Kanun'un 295. maddesi gereğince "5271 sayılı Kanun'un 295/1. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde temyiz nedenlerini bildirir gerekçeli temyiz dilekçesinin sunulması, aksi takdirde temyiz isteminin reddolunacağı" ihtarını içerir tebligatın ise 05.05.2022 tarihinde tebliğ edilmesine karşın sanığın tebligatta belirtilen süreden sonra 16.05.2022 tarihinde gerekçeli temyiz dilekçesi sunduğu anlaşılmakla, sanığın temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Katılan ... İdaresi vekilinin temyizi yönünden yapılan ön inceleme neticesinde ise; sanık hakkında bozma üzerine verilen hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ A.Bozma Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesi tarafından verilen 15.01.2019 tarihli kararın katılan
vekili ve sanık tarafından temyizi sonrasında, Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 27.12.2021 tarihli ve 2021/22899 E., 2021/17907 K. sayılı kararı ile bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bozmadan Sonraki Yargılama Süreci Bozma üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 12.04.2022 tarihli ve 2022/74 Esas, 2022/376 Karar sayılı kararı ile sanığın atılı suçtan hapisten çevrili 2.500,00 TL ve doğrudan 400,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, kaçak eşyanın müsaderesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Katılan vekilinin temyiz sebepleri; hükmolunan cezanın az olduğunu, yargılama aşamalarıyla ilgili ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesi talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.Sanık hakkında eylemlerini aynı suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirdiğinden bahisle zincirleme suç hükümleri uygulanmışsa da, sanık adına hızlı kargo aracılığıyla yurtdışından gönderilen posta gönderilerinin yurda giriş tarihlerinin Gümrük İdaresinden tespit edilerek sonucuna göre sanığın hukukî durumunun takdir ve tayini yerine eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre ise; 2.Sanık hakkında zincirleme suç hükümleri uyarınca 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 43/1. maddesi gereği artırım yapıldıktan sonra, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 3/23. maddesi gereği indirim yapılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi,
3.Katılan kurum kendisini İlk Derece Mahkemesinde ve Ankara Bölge Adliye Mahkemesindeki duruşmalı istinaf incelemesinde vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihleri itibarıyla yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre ayrı ayrı vekâlet ücretlerine hükmolunması gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak oy çokluğuyla BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1-b maddesi uyarınca takdiren Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.10.2025 tarihinde karar verildi.
KISMİ KARŞI DÜŞÜNCE
Sanık ... hakkında, 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan hükmün, sanık ile katılan idare vekili tarafından temyizi üzerine, çoğunluğun diğer bozma nedenlerine katılmakla birlikte, ayrıca suçun unsurları itibariyle oluşmadığı gerekçesinin de bozma nedeni yapılmamasına ilişkin kararı yerinde değildir. Şöyle ki;
Dosya kapsamına göre, sanık adına yurt dışından iki adet posta gönderisi geldiği, Cumhuriyet savcısının talimatıyla açıldığında birinde iki, diğerinde ise bir adet cep telefonunun bulunduğu, sanığın suça konu telefonları almaya gelmediği anlaşılmaktadır.
Sanık aşamalardaki savunmalarında, suça konu telefonları 105 USD karşlığında Aliexpress isimli internet sitesinden satın aldığını, ucuz ve sitenin güvenli olması nedeniyle sipariş verdiğini, anneler günü hediyesi olarak eş ve annesine vermek için aldığını, telefon satışı yapmadığını, suç işleme kastının bulunmadığını söylemiştir.
Suç tarihinde yürürlükte bulunan Gümrük Kanunu'nun Bazı Maddelerinin Uygulanması Hakkındaki 2009/15481 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 45. maddesi uyarınca suça konu telefonların muafiyet kapsamında oldukları, gönderilen malların yurda girişinde muafiyet kapsamında olmalarından dolayı ilgili Gümrük İdareleri tarafından herhangi bir yasal müdahalede bulunulmadığı, ürünlerin yurt dışından her alıcı adına ve adresine tek olarak, ayrı ayrı kargolanması nedeniyle eşyanın ticari miktar ve mahiyet arz etmediğinin kabulünün gerektiği, bu itibarla her bir alıcı adına yurt dışından kargo yolu ile gönderilen ve değeri 150,00 Euronun altında kalıp yasal muafiyet kapsamında olan malların kaçak olduklarından söz edilemeyeceği, yurda kaçak olarak girmiş mal bulunmadığından kaçakçılık eyleminden de söz etmenin mümkün olmadığı gibi;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 04/04/2006 tarih, 2006/3-35 E, 2006/97 K. sayılı ilamı ile buna benzer birçok ilamında da “… ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan “in dubio pro reo” kuşkudan sanık yararlanır kuralı uyarınca, sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulu, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesine bağlıdır. Şüpheli ve aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak hüküm tesis edilemez. Ceza mahkûmiyeti bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat teorikte olsa hiçbir kuşku ve başka türlü bir oluşa olanak vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermektir. O halde ceza yargılamasında mahkûmiyet, büyük veya küçük bir ihtimale değil, kuşkudan uzak bir kesinliğe dayanmalıdır.”
Tüm bu anlatılanlar ile sanığın aşamalardaki savunmalarında, suça konu telefonları 105 USD karşlığında Aliexpress isimli internet sitesinden satın aldığını, ucuz ve sitenin güvenli olması nedeniyle sipariş verdiğini, anneler günü hediyesi olarak eş ve annesine vermek için aldığını, telefon satışı yapmadığını, suç işleme kastının bulunmadığını söylemesi, suça konu telefonların sanık tarafından teslim
alınmaya gelmeden el konulması, üç adet cep telefonunun kişisel kullanım miktarında kalması, sanığın cep telefonu ticareti yaptığına ilişkin herhangi bir ihbar veya delilin olmaması karşısında savunmasının aksine somut, şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilememesi ile şüpheden sanık yararlanır ilkesi nedeniyle unsurları itibariyle oluşmayan müsnet suçtan sanığın beraati gerektiği gerekçesiyle de yerel mahkeme kararının bozulmaması yönündeki sayın çoğunluğun kararına katılmıyoruz. 15.10.2025