Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2022/2280 E. 2024/8074 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2022/2280
Karar No
2024/8074
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/143 E., 2020/1828 SUÇ : 1632 sayılı Askerî Ceza Kanunu'na aykırılık KARAR : Hüküm kurulmasına yer olmadığına KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Sanık hakkında izin tecavüzü suçundan yapılan yargılama sonucunda; Ankara 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.12.2020 tarihli ve 2020/143 Esas, 2020/1828 Karar sayılı kararıyla hüküm kurulmasına yer olmadığına dair kararın istinaf edilmeksizin 22.01.2021 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 10.12.2021 tarihli ve 94660652-105-06-14847-2021-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 14.01.2022 tarihli ve KYB - 2021/155913 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 14.01.2022 tarihli ve KYB - 2021/155913 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Dosya kapsamına göre, yargılamaya esas Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen 14/01/2020 tarihli iddianamede, atılı suçun temadi eden suçlardan olmasına karşın iddianamede temadinin sona erme tarihinin bulunmadığı, bu haliyle söz konusu iddianamenin usulüne uygun olmadığından bahisle, dosya hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 16/12/2020 tarihli ve 2020/3481 esas, 2020/20128 karar sayılı ilamında, "...sanık hakkında düzenlenen iddianamede sanığa isnat olunan eylem anlatılmış, atılı suçu işlediği hususunda yeterli şüphenin mevcut olduğu belirtilmiştir. Cumhuriyet savcısı tarafından düzenlenen iddianame mahkemesince kabul edilmiştir. Yargılama neticesinde mahkeme tarafından, sanık hakkında usulüne uygun şekilde açılmış bir kamu davasının bulunmadığı gerekçesiyle hüküm kurulmasına yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmıştır. Belirtilen eksiklik ancak, CMK'nın 170. maddesine göre mahkemenin iddianameyi iade yetkisinin gerekçesi olabileceği, mahkeme tarafından iddianame kabul edildikten sonra ise, varsa eksikliklerin kovuşturma aşamasında mahkemesince giderilmesinin gerekeceği, yargılama sonucunda ancak aynı Kanun'un 223. maddesinin “Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür.” düzenlemesine göre, bu maddede yazılı kararlardan birinin verilebileceğinin anlaşılması karşısında, yasal olmayan gerekçeyle, CMK'nın 223/1. maddesinde belirtilen ve davayı esastan çözümleyen hükümler arasında da sayılmayan "hüküm kurulmasına yer olmadığına" dair karar verilmesinde isabet bulunmamaktadır." şeklinde belirtildiği üzere, Somut olayda, sanık hakkında izin tecavüzü suçundan cezalandırılması istemiyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlen 14/01/2020 tarihli iddianame ile kamu davası açıldığı, iddianame anlatımında suçun 15/02/2019 tarihinde kesintiye uğradığı ve sanığın da 05/10/2019 tarihinde yakalandığının belirtilmesine karşın, Mahkemesince iddianamede eksiklik olduğu düşünülüyor ise de, bu hususun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 170/4. maddesinde, "İddianamede, yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır" şeklinde yer alan düzenlemeye nazaran, aynı Kanun'un 174/1-a maddesi gereğince iddianamenin iadesi sebebi olduğu, ancak anılan iddianamenin mahkemesince kabul edilerek kovuşturma aşamasına geçildiği, bu halde belirtilen eksikliklerin, soruşturma aşamasında alınan ifadeler, toplanan deliller ile yargılama sırasında toplanacak diğer deliller birlikte değerlendirilmek ve sanığın savunması da gözetilmek suretiyle mahkemesince giderildikten sonra, sair usulî hususlar da nazara alınarak, yargılama sonunda, 5271 sayılı Kanun'un 223/1. maddesinde tahdidi olarak sayılan hüküm çeşitlerinden birisiyle hüküm kurulması gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE Kanun yararına bozma müessesesinin uygulanmasında, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrasındaki "Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar." şeklindeki düzenleme esas alınarak, kanun yararına bozma incelemesi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarnamesindeki istem ve gerekçe ile sınırlı olduğu cihetle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarnamesindeki talep yerinde görüldüğünden istemin kabulüne karar vermek gerekmiştir. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Ankara 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.12.2020 tarihli ve 2020/143 Esas, 2020/1828 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.10.2024 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2022/2280, K. 2024/8074, T. 01.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2022-2280-e-2024-8074-k-edc1d8a62e61