Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2022/17399 E. 2023/3908 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/17399
- Karar No
- 2023/3908
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/89 E., 2016/273 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet, eşya müsaderesi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Kozluk Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.06.2016 tarihli ve 2016/89 Esas, 2016/273 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kaçakçılık suçundan, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci, 52 nci, 53 üncü ve 54 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 7 ... 20 gün hapis ve 2.500,00 TL adlî para cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve müsadereye ilişkin hüküm kanun yollarına başvurulmaksızın 08.09.2016 tarihinde kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 27.06.2018 tarihli ve 7520-2018 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 02.11.2018 tarihli ve KYB-2018/56744 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Dairemize ait 18.09.2018 tarihli ve 2018/7965 Esas ve 2018/10161 sayılı kararına ilişkin itiraz üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 13.09.2022 tarihli ve 2019/7-138 Esas, 2022/546 Karar sayılı kararı ile kaldırılması üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.11.2018 tarihli ve KYB-2018/56744 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “İtirazın konusunu oluşturan uyuşmazlık; Kozluk Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün kanun yararına bozulması halinde, bozmanın 5271 sayılı CMK'nın '309/4-d' maddesine göre yapılıp yapılmayacağına, başka bir ifadeyle bozma nedenine göre sanık hakkında daha az ceza verilmesi gerektiği de nazara alındığında, lehe olan cezanın Özel Dairece mi yoksa Yerel Mahkemece mi verileceğinin belirlenmesine ilişkindir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 ve 310. maddelerinde düzenlenen kanun yararına bozma kurumu; hâkim veya mahkemelerce verilip istinaf ya da temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıkların giderilmesini sağlayan olağanüstü bir kanun yoludur. 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesinin 4. fıkrasında, kanun yararına bozma sonrası yapılacak işlemler, bu işlemleri gerçekleştirecek merciler ve bozma kararının etkileri, bozulan hüküm veya kararın türü ve bozma nedenlerine göre ayrım yapılarak ayrıntılı olarak gösterilmiştir. Düzenlemede; kanun yararına bozmanın sonuçları ve bozma sonrasındaki uygulama saptanırken, öncelikle 'karar' ve 'hüküm' ayrımı gözetilmiş ayrıca mahkûmiyet hükmü ile davanın esasını çözen veya çözmeyen diğer hükümler bakımından farklı uygulama ve sonuçlar öngörülmüştür. Bozma nedenleri; 5271 sayılı CMK'nın 223. maddesinde tanımlanan ve davanın esasını çözmeyen bir karara ilişkin ise, aynı Kanun'un 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca; kararı veren hâkim veya mahkemece gerekli inceleme ve araştırma sonucunda yeniden karar verilecektir. Bu halde yargılamanın tekrarlanması yasağına ilişkin kurallar uygulanamayacağı gibi, davanın esasını çözen bir karar bulunmadığı için, verilecek hüküm veya kararda, lehe ve aleyhe sonuçtan da söz edilemeyecektir. Mahkûmiyete ilişkin hükmün, davanın esasını çözmeyen yönüne veya savunma hakkını kaldırma veya kısıtlama sonucunu doğuran usul işlemlerine ilişkin olması halinde ise, anılan fıkranın (b) bendi uyarınca kararı veren hâkim veya mahkemece yeniden yapılacak yargılama sonucuna göre gereken hüküm verilecek, ancak bu halde verilen hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamayacaktır. Davanın esasını çözen mahkumiyet dışındaki diğer hükümlerin bozulmasında ise anılan fıkranın (c) bendi uyarınca aleyhte sonuç doğurucu herhangi bir işlem yapılamayacağı gibi, 'tekriri muhakeme' yasağı nedeniyle kanun yararına bozma kapsamında yeniden yargılama da gerekmeyecektir. 5271 sayılı CMK'nın 4. fıkrasının (d) bendi gereğince bozma nedeninin hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektirmesi halinde ise cezanın kaldırılmasına karar verilecek, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektirmesi durumunda bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesince doğrudan hükmedilecektir. Bu halde yargılamanın tekrarlanması yasağı bulunduğundan, Yargıtay ceza dairesince hükmün bozulması ile yetinilmeyip, bozma konusu yapılan kararın yerine verilmesi gereken karar, doğrudan ilgili daire tarafından verilecektir. Özel Dairece, yeniden yargılama yasağı olduğu halde, daha az cezaya hükmedilmeyip ya da ceza kaldırılmayıp, hukuka aykırılığın giderilmesinin yerel mahkemeye bırakılması halinde, bu aşamada yerel mahkemenin vereceği karar yok hükmünde olacağından, hükümlü lehine sonuç doğuracak olan hukuka aykırılık da yasal olarak giderilmemiş olacaktır. Nitekim, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13/06/2006 gün ve 151-157, 13/02/2007 gün ve 349-35, 18/09/2007 gün ve 186-178, 13/05/2008 gün ve 84-111 ile 14/04/2009 gün ve 75-101 sayılı kararlarında da, mahkûmiyet hükümleri yönünden verilen kararların, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309.maddesinin 4. fıkrasının (d) bendi kapsamında kaldığı kabul edilerek, hukuka aykırılıkların bizzat Özel Dairelerce giderilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde; Kozluk Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünü inceleyen Yüksek Dairece kanun yararına bozma talebi kabul edilip, daha hafif bir cezaya hükmolunması gerekliliği vurgulandığından, 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesinin 4. fıkrasının (d) bendi uyarınca bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesinin doğrudan hükmetmesi gerekmektedir. Yüksek Dairece yeni bir hüküm kurulmadan müteakip işlemlerin mahallinde mahkemece yapılmasına karar verilmesi Kanuna aykırı görüldüğünden 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesi uyarınca olağanüstü itiraz kanun yoluna başvurulmuştur.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1.5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendinin; “Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder.” Şeklinde düzenlendiği belirlenmiştir. 2.İnceleme konusu hükümde, suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliği itibarıyla sanığın eyleminin 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası delaletiyle aynı maddenin beşinci ve onuncu fıkraları kapsamında kaldığı gözetilmeden suç tarihinde uygulama yeri olmayan aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrasından doğrudan hüküm tesisi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmekle, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir. III. KARAR 1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2.Kozluk Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.06.2016 tarihli ve 2016/89 Esas, 2016/273 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 3.5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bozma nedeninin daha hafif bir cezayı gerektirdiği belirlendiğinden; “Sanığın üzerine atılı 5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçunu işlediği tüm dosya kapsamına göre sabit olduğundan eylemine uyan, 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 Sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası yollaması ile aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zararın ağırlığı, güttüğü amaç ve saiki göz önüne alınarak takdiren 1 yıl hapis cezası ve 5 gün adlî para cezası ile cezalandırılmasına, Suça konu olan kaçak eşyaların tütün mamulleri olduğu anlaşıldığından 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onuncu fıkrası uyarınca sanığa verilen cezaları takdiren 1/2 oranında artırılarak sanığın 1 yıl 6 ... hapis cezası ve 7 gün adlî para cezası ile cezalandırılmasına, ancak 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onuncu fıkrası uyarınca verilecek hapis cezasının 3 yıldan az olamayacağı anlaşıldığından sanığın 3 yıl hapis cezası ve 7 gün adlî para cezası ile cezalandırılmasına, Sanığın fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları lehine takdiri indirim sebebi kabul edilerek 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca verilen cezasından takdiren 1/6 nisbetinde indirim yapılarak sonuç olarak sanığın 2 yıl 6 ... hapis cezası ve 5 gün adlî para cezası ile cezalandırılmasına Sanığa verilen 5 gün adlî para cezasının sanığın ekonomik ve diğer şahsi halleri nazara alınarak 5237 sayılı Kanun'un 52 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince takdiren bir gün karşılığı 20,00 TL ‘den hesap edilmek suretiyle sanığın 100,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, hukuka aykırılığın bu şekilde giderilmesine, infazın belirlenen şekilde yapılmasına, kararın diğer kısımların aynen bırakılmasına,” Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.04.2023 tarihinde karar verildi.