Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2022/1526 E. 2023/6485 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/1526
- Karar No
- 2023/6485
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/18 E., 2016/70 K. ŞİKAYETÇİ : Gümrük İdaresi SUÇ :4733 sayılı Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun'a muhalefet HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî ret, kısmî bozma Şikayetçi Gümrük İdaresi vekilinin temyiz isteği yönünden; suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre suçtan doğrudan zarar görmeyen Gümrük İdaresinin davaya katılma ve hükmü temyize yetkisinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Sanığın temyiz isteği yönünden; sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. GEREKÇE A. Şikayetçi Gümrük İdaresinin Temyizi Yönünden Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre suçtan doğrudan zarar görmeyen Gümrük İdaresinin davaya katılma ve hükmü temyize yetkisi bulunmadığı gibi katılmasına karar verilmesi de hükmü temyiz yetkisi vermeyeceğinden, Gümrük İdaresi vekilinin temyiz inceleme isteğinin 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 317 nci maddesi gereği reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. B.Sanık Hakkında Kurulan Mahkumiyet Hükmü Yönünden 1.Sanığın yargılama konusu eylemi için, suç tarihinde yürürlükte olan 4733 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği 8 yıllık olağan ve 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır. 2.Sanık hakkında, her ne kadar 5607 sayılı Kanun'a muhalefetten dolayı kamu davası açılmış ise de, suç tarihinin 04.04.2010 ve ele geçen eşyanın kaçak sigara olduğu anlaşılmakla, suç tarihinde yürürlükte bulunan 4733 sayılı Kanun'a muhalefetten dolayı sanığın yargılamasının yapılması gerektiği anlaşılmıştır. Ancak Mahkemece 5607 sayılı Kanun'a muhalefetten dolayı yapılan yargılamada sonucunda, 18.02.2011 tarihinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın Tütün Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu'na (TAPDK) tebliğ edilmeden 29.03.2011 tarihinde kesinleştirildiği, ancak sanığın 10.01.2015 tarihinde işlediği yeni bir suç nedeniyle sanık hakkında verilen önceki hükmün açıklanmasına karar verilerek temyize konu hükmün kurulduğu, Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliği nazara alındığında, sanığın eyleminin 4733 sayılı Kanun'a muhalefet suçunu oluşturduğu, bu suçtan doğrudan zarar görenin ise TAPDK olduğu, bu nedenle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 18.02.2011 tarihli hükme yönelik TAPDK'nun itiraz hakkının bulunduğu, ancak söz konusu karar anılan kuruma tebliğ edilmediği için henüz kesinleşmediği ve sanık hakkındaki denetim süresi başlamadığından kesinleşmemiş karara dayanarak sanık hakkında açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanmasına karar verilerek yazılı şekilde hüküm tesisi kanuna aykırı ise de, Suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendine göre atılı suç için asli dava zamanaşımını süresinin 8 yıl olduğu, zamanaşımını kesen en son işlem olan sanığın savunmasının alındığı 07.02.2011 tarihinden itibaren 8 yıllık asli dava zamanaşımının temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmıştır. IV. KARAR A. Şikayetçi Gümrük İdaresi Temyizi Yönünden Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle Aşkale Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.03.2016 tarihli ve 2016/18 Esas, 2016/70 Karar sayılı kararına yönelik Gümrük idaresi vekilinin temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B.Sanık Hakkında Kurulan Mahkumiyet Hükmü Yönünden Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle Aşkale Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.03.2016 tarihli ve 2016/18 Esas, 2016/70 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, davaya konu kaçak eşyanın 5607 sayılı Kanunun 13 üncü maddesi birinci fıkrası yollamasıyla 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca MÜSADERESİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.06.2023 tarihinde karar verildi.