Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2022/12865 E. 2024/10248 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/12865
- Karar No
- 2024/10248
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/302 E., 2021/1046 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, eşya müsaderesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Hükümde yasa yolu gösterilirken, 7 günlük temyiz süresinin 15 gün olarak gösterilmesi suretiyle sanığın yanıltıldığı anlaşılmakla temyiz istemi süresinde kabul edilerek; Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz nedenleri; suçta kullanılan nakil aracının müsaderesine karar verilmesi gerektiğine, re’sen dikkate alınacak nedenlerle hükmün bozulması talebine ilişkindir. 2. Sanık ...’in temyiz nedenleri; suç tarihlerinde bipolar bozukluk hastası olduğuna, cezai ehliyetinin bulunmadığına, bu durum göz önüne alınmadan mahkûmiyet kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğuna, re’sen dikkate alınacak nedenlerle hükmün bozulması talebine ilişkindir. II. GEREKÇE Olay tutanağı ve dosya kapsamına göre, önleme araması kararına istinaden uygulama noktasında durdurulan, sanık ...'ün sevk ve idaresindeki.... plakalı çekici ve buna bağlı ....plakalı yarı römorkta yapılan aramada, çekici kısmında yakıt deposu ve ek depoda 750 litre gümrük kaçağı akaryakıt ile yarı römork kısmında 7 adet galonda 7.000 litre gümrük kaçağı akaryakıt ele geçirilmiştir. Gece saatlerinde sanık ... suça konu eşyanın kendisine ait olduğunu söyleyerek ifade vermek üzere kolluğa intikal etmiştir. Sanıklar hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin onbirinci fıkrası uyarınca cezalandırılmaları istemi ile kamu davası açılmıştır. Dosya kapsamındaki Tubitak MAM raporuna göre; motorin cinsi eşyanın solvent içerdiği, ulusal marker seviyesinin geçersiz olduğu saptanmıştır. Sanık ... savunmasında, eşine ait olan araçla nakliyecilik yaptığını, diğer sanığın yanında şoför olduğunu, yükten haberinin olmadığını, suça konu akaryakıtı kullanmak amacıyla aldığını ifade etmiştir. Sanık ... savunmasında, diğer sanığın yanında şoför olarak çalıştığını, sanık ...'in aldığı yakıtın kaçak olduğunu bilmediğini ifade etmiştir. Malen sorumlu beyanında, aracın kendisi adına kayıtlı olduğunu, eşi olan sanık ...'in bununla nakliyecilik yaptığını, olaydan haberinin olmadığını, davaya katılmak istemediğini beyan etmiştir. Suçta kullanılan nakil aracına yönelik dosyada yer alan bilirkişi raporuna göre, yarı römork kısmının istiap haddine göre suça konu eşyanın miktar veya hacim olarak aracın ağırlıklı kısmını oluşturmadığı, çekici ve yarı römork kısmında gizli bölme bulunmadığı, çekicide yer alan ek deponun gizli bölme niteliğinde olmadığı değerlendirilmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 7242 sayılı Kanun ile 5607 sayılı Kanun'da yapılan değişiklikler nedeniyle dosyanın yerel mahkemeye iadesinden sonra, sanıklara etkin pişmanlık hususunda usulüne uygun ihtarat yapılmış, sanıklar gümrüklenmiş değerin iki katı tutarını ödeyemeyeceklerini beyan etmişlerdir. Suça konu eşyanın suç tarihinde gümrüklenmiş değerinin Dairemizin yerleşik içtihatları doğrultusunda "hafif değer" aralığında olduğu anlaşılmıştır. Sanık ...'in tam teşekkülü devlet hastanesinden alınan rapora göre, suç tarihinde hastalığına ilişkin tıbbi delil bulunmadığından 5237 sayılı Kanun'un 32 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları kapsamında değerlendirilmeyi gerektirecek psikopatoloji tespit edilemediği tıbbi kanaati bildirilmiştir. Tüm dosya kapsamına göre, sanıklarda ele geçirilen gümrük kaçağı eşyanın ticari miktar ve mahiyette olması, yakalanış şekli gözetildiğinde, sanıkların atılı suçu işlediklerinin sabit kabul edilip haklarında 5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır. Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, katılan ... İdaresi vekilinin ve sanık ...'in aşağıda yer alan hukuka aykırılıklar dışındaki temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. 1. Dava konusu kaçak eşyanın miktarına göre sanıklar hakkında temel cezada 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 61 inci maddesi uyarınca teşdit uygulanarak alt sınırdan uzaklaşılması suretiyle hüküm kurulması gerekirken alt sınırdan hüküm kurulması suretiyle eksik ceza tayini, 2. Suç tarihinde yürürlükte olan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onbirinci fıkrası ile sonradan yürürlüğe giren 7423, 7242, 6545 sayılı Kanunlar ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onbirinci fıkrası yollamasıyla aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin beşinci, onuncu ve yirmiüçüncü fıkraları ile aynı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası somut olaya ayrı ayrı uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle denetime imkan verecek şekilde lehe olan kanunun belirlenmesi gerekirken, gerekçeli kararda suç tarihinde yürürlükte olan kanun değerlendirilmeden hüküm kurulması, 3. Sanık ... hakkında hem hapis hem de adli para cezasına hükmedilmesi karşısında, 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin uygulanmasında adli para cezalarında mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanmasına yasal olanak bulunmadığı halde hiçbir ayrım yapılmaksızın sanığın cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi, 4. Suçta kullanılan nakil aracının müsaderesine veya iadesine yönelik kararın asıl hükme bağlı olduğu, bu nedenle asıl hükümle birlikte karar verilmesi gerekirken, mahkemece hükümden önceki celsede ara kararla suçta kullanılan nakil aracının iadesine karar verilerek, hüküm kısmında daha önce karar verildiğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi, 5. İddianamede müsaderesi talep edilen suça konu eşyanın tamamının 5607 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin birinci fıkrası yollamasıyla 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca müsaderesine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi, 6. Katılan ... İdaresi lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca maktu vekalet ücretinin sanıklardan "eşit olarak" tahsil edilmesi gerektiğinin belirtilmemesi, Hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılan ... İdaresi vekilinin, sanık ...'in temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 21.11.2024 tarihinde karar verildi.