Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2021/7308 E. 2024/11359 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2021/7308
Karar No
2024/11359
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/46 E., 2015/427 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi, suçta kullanılan nakil vasıtasının müsaderesine yer olmadığına TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî düzeltilerek onama, kısmî bozma Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. TEMYİZ SEBEPLERİ 1.Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz sebebi, münhasıran suçta kullanılan nakil vasıtasının müsadere edilmesine ilişkindir. 2.Sanık ...'in temyiz sebebi, verilen hükmü temyiz etme iradesine ilişkindir. II. GEREKÇE Olay tutanağına göre, 05.01.2014 tarihinde ..... plakalı çekici ile buna bağlı .... plakalı römorkla kaçak sigara nakledileceğine dair edinilen bilgiler üzerine, kolluk kuvvetlerince Osmaniye 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 2013/1224 Değişik İş sayılı önleme araması kararına istinaden yapılan yol uygulamasına inceleme dışı sanık ...'in de içinde bulunduğu sanık ...'in sevk ve idaresindeki ....plakalı çekici ile buna bağlı .... plakalı römorkun durdurulduğu, römorkun gümrük mührüyle mühürlü olduğu, ancak aracın sol yan tarafında çadır üzerinde dorse tabanına yakın yerden kesilmiş ve üzerinde tekrar gri renkli bantla kapatıldığının görülmesi üzerine gecikmesinde sakınca bulunan hal kapsamında alınan arama kararına istinaden yapılan aramada, 50 kilogramlık pirinç çuvallarının altında toplam 160 karton kaçak sigara ele geçirilen olayda, sanıklar hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na (5607 sayılı Kanun) muhalefet suçundan cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmıştır. Sanık ... savunmasında, üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini beyan etmiştir. A. Suçta Kullanılan Nakil Vasıtalarının Müsaderesine Yer Olmadığına Dair Verilen Karar Yönünden Katılan ... İdaresi vekilinin suçta kullanılan nakil vasıtalarının müsadere edilmesine yönelik sınırlı temyiz talebinin incelenmesinde, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 54 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki ''İyiniyetli üçüncü kişilere ait olmamak koşuluyla, kasıtlı bir suçun işlenmesinde kullanılan veya suçun işlenmesine tahsis edilen ya da suçtan meydana gelen eşyanın müsaderesine hükmolunur. Suçun işlenmesinde kullanılmak üzere hazırlanan eşya, kamu güvenliği, kamu sağlığı veya genel ahlak açısından tehlikeli olması durumunda müsadere edilir.'' şeklindeki düzenleme gereği, nakil aracının müsaderesi için iyiniyetli üçüncü kişilere ait olmaması gerektiği anlaşılmakla; nakil aracının iyiniyetli üçüncü kişiye ait olduğu kabul edilerek müsadere şartları oluşmayan suçta kullanılan nakil araçlarının müsadere talebinin reddine dair verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır. B. Sanık ...'e Verilen Mahkûmiyet Hükmü Yönünden Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki bilgi ve belgelerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünde hukuka aykırılık bulunmamıştır. Ancak; 1.Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre sanığın eyleminin 11.04.2013 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası kapsamında kaldığı, ancak suç tarihinden sonra ise 28.06.2014 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası delaletiyle anılan Kanun'un 3 üncü maddesinin beşinci ve onuncu fıkraları kapsamında bulunduğu, 10.12.2022 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasının “yirmiüçüncü” fıkrası olarak değiştirildiği gözetilerek, hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiüçüncü fıkrasına eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içermesi, dava konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin 2 katının ödenmesi halinde, soruşturma evresinde etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmamış ise, verilecek cezada 1/2 oranında; yapılmış ise, 1/3 oranında indirim yapılacağı belirtilerek 7242 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ikinci fıkrası uyarınca etkin pişmanlık ihtaratında bulunulması gerektiği de göz önünde bulundurulmak suretiyle; Suç tarihinde yürürlükte olan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası ile 6545, 7242 ve 7423 sayılı Kanun'lar ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası yollamasıyla 3 üncü maddesinin beşinci, onuncu, yirmiüçüncü fıkraları ve 5 inci maddesinin ikinci fıkrası somut olaya ayrı ayrı uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri ile 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi ve 7242 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un eklenen geçici 12 nci maddesinin ikinci fıkrası nazara alınarak sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu, 2.Dairemizce de kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2014 tarihli ve 2013/7-591 Esas, 2014/171 Karar ile 16.05.2017 tarihli ve 2015/7-398 Esas, 2017/272 Karar sayılı kararlarında ayrıntıları belirtildiği gibi; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işleniş yer ve zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluş ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler birlikte değerlendirilip, sanığın eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirip gerçekleştirmediği ve hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususlarının tartışılarak belirlenmesi bakımından; Temyiz incelemesine konu bu dosyaya ilişkin suç tarihinin 05.01.2014, iddianame düzenleme tarihinin 23.01.2014 olduğu, Yapılan Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi sorgulamasında, istinaf edilerek 23.09.2019 tarihinde kesinleşen Kızıltepe 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/279 Esas ,2018/631 Karar sayılı dosyasında suç tarihinin 21.01.2014, iddianame düzenleme tarihinin ise 30.03.2015 olduğu, Anılan dosyalarda sanığın eylemlerinin benzer mahiyette olduğu dikkate alınarak, kesinleşen dosyanın da aslının veya onaylı bir örneğinin bu dosya arasına alınarak, sanığın bu eylemi bir suç işleme kararı icrası kapsamında işleyip işlemediği ve hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağı hususu tartışıldıktan sonra bir karar verilmesi ve kesinleşmiş cezanın mahsup edilmesi gerektiği dikkate alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması, 3.Suça konu 160 karton kaçak sigara hakkında kaçak eşyaya mahsus tespit varakası alınması gerektiğinin gözetilmemesi, 4.24.11.2015 tarihli 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptal edilmesi nedeniyle, anılan maddenin yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, 5.Adlî emanetin 2014/42 sırasında kayıtlı mührün dosyada delil olarak saklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, 6.Ele geçen kaçak sigaraların tamamının 5607 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin birinci fıkrası yollamasıyla 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası gereği müsaderesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, 7.Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre suçtan doğrudan zarar görmeyen ve davaya katılma hakkı bulunmayan şikâyetçi Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu vekilinin davaya katılan olarak kabul edilerek lehine vekâlet ücretine hükmolunması, hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR A. Suçta Kullanılan Nakil Vasıtalarının Müsaderesine Yer Olmadığına Dair Verilen Karar Yönünden Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle katılan ... İdaresi vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan ... İdaresi vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, B. Sanık ...'e Verilen Mahkûmiyet Hükmü Yönünden Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle sanık ...'in temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 11.12.2024 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2021/7308, K. 2024/11359, T. 11.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2021-7308-e-2024-11359-k-d75971111777