Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2021/29747 E. 2025/12703 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2021/29747
Karar No
2025/12703
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/621 E., 2020/1031 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet, suça konu eşyanın müsaderesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında 7242 sayılı Kanun gereği dosyanın iadesi üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 09.10.2024 tarihli ve 2023/7-594 Esas, 2024/294 Karar sayılı kararı ile 14.05.2025 tarihli ve 2024/7-324 Esas, 2025/203 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere; suç tarihinde durumundan şüphelenilen sanığın elindeki siyah poşet içerisinden 52 paket gümrük kaçağı sigaranın ele geçirildiği olayda, sanığın eşyası niteliğinde bulunan ve aksi ispat edilemeyen tutanağa göre içerisinde ne olduğu görülmeyen siyah renkli poşet içerisinde arama kararına dayanılmaksızın elde edilmesinin mümkün olmamasına ve bu hâliyle sanığın söz konusu poşetlerin kontrolüne yönelik özgür iradesine dayanan rızasından da bahsedilemeyeceğine nazaran, sanığın üstü ve eşyasına yönelik arama yapılmasına ilişkin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 116 ve devamı maddeleri gereğince usulüne uygun verilmiş bir adli arama emri/kararı olmadan, özel hayatın gizliliği (Anayasa madde 20) konut/işyeri dokunulmazlığının ihlali (Anayasa madde 21) ve mülkiyet hakkının (Anayasa madde 35)

özü ile bağdaşmayan ve keyfî muamelelere karşı öngörülen usuli teminatları etkisiz kılacak biçimde, suçun delili ve konusunu oluşturan kaçak sigaralara el konulmasına yönelik yapılan işlemlerde hukuka uygunluk görülmediğinden iş bu delilin, Anayasa'nın 38. maddesinde yer alan emredici düzenleme gereğince hükme esas alınamayacağı gözetilerek atılı kaçakçılık suçundan beraat kararı verilmesi yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

Açıklanan nedenlerle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321. maddesi gereği Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA, 14.10.2025 tarihinde karar verildi.

KARŞI DÜŞÜNCE İstanbul 56. Asliye Ceza Mahkemesince sanığın suça konu edilen ve satacağını belirttiği 52 paket muhtelif marka bandrolsüz gümrük kaçağı sigaraları ile yakalandığı olayın yapılan yargılaması sonucu suçu sabit görülerek 5607 sayılı Kanun’un 3/18, 3/5, 3/10, 3/10-son, 3/22, TCK 62, 52/2 maddesi uyarınca neticede 10 ay hapis ve 20,00 TL adli para cezası ve sigaraların zoralımına dair verilen kararın temyiz incelenmesinde Dairemiz çoğunluk görüşünce sanıktan elde edilen sigaralardaki aramanın usulsüz olduğundan sanığın beraati gerekeceği yönünde verilen bozma kararına, yapılan işlemlerinin usulüne uygun olduğundan iştirak edilmemiş ve fakat sanığın subüt bulan suçundan dolayı 5607 sayılı Kanun’un 5/2 maddesi gereğince usulüne uygun etkin pişmanlık hükümleri hatırlatılmadığından bu yönüyle kararın bozulması düşüncesiyle karşı oy yazmak gerekmiştir.

Çünkü; Sanık ...’a isnad edilen suçla ilgili olarak kolluk tarafından düzenlenen 28.10.2015 tarihli tutanağa göre sanığın elindeki poşetlerle şüpheli şekilde beklerken görmeleri üzerine sanığın kimlik kontrolü yaptıkları ve sonrasında elindeki poşetlerde ne olduğunu sordukları, sanığın 'bandrolsüz sigara' olduğunu ve bunları satacağını söylemesi üzerine yapılan kontrollerde 10 paket ..., 2 paket ..., 9 paket ..., 5 paket ..., 6 paket ... ., 4 paket ..., 3 paket ..., 7 paket ..., 6 paket 2005 marka toplam 52 paket gümrük kaçağı sigaranın poşetler içerisinde ele geçirildiği olayda; Sanık yargılamanın hiçbir aşamasında yapılan işlemlere karşı bir itirazda bulunmadığı, buna rağmen Dairemiz çoğunluğunca kolluk tarafından yapılan işlemlerin poşet içerisindeki eşyanın ele geçirilmesine yönelik usulsüz arama faaliyeti olduğu değerlendirilmiştir. Oysa Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2016/7-466 E, 2018/166 K.; 2016/7-869 E, 2019/374 K. ve buna benzer kararları ile Yargıtay 7. Ceza Dairesi’nin yerleşik uygulamalarında yapılan hukuki değerlendirmeler ve varılan sonuçlarında belirtildiği gibi; 2559 sayılı PVSK'nın Ek 4. maddesi uyarınca hizmet branşı, yeri ve zamanına bakılmaksızın, bir suçla karşılaştığında suça el koymak, önlemek, sanık ve suç delillerini tespit edip muhafaza altına almakla görevli ve yetkili olan kolluk görevlilerinin gerçekleştirdikleri devriye görevi sırasında, mesleki tecrübelerine ve içinde bulundukları durumdan çıkardıkları izlenime göre; ellerinde siyah büyük naylon

torba bulunan sanığın davranışlarından şüphelenerek oluşan bu makul sebep nedeniyle sanığı durdurdukları, oluşan bu yeterli şüphe nedeniyle PVSK'nın 4/A maddesinin verdiği yetkiye dayalı olarak alınması gereken tedbirler kapsamında, sanığın elindeki poşet kontrol edildiğinde suç konusu sigaraların ele geçirildiği, sanığın suçun konusu ve delili olan kaçak sigaralar ile birlikte yakalanması nedeniyle CMK'nın 2. maddesinin (j) bendi ile Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği’nin 4. maddesinde tanımı yapılan 'suçüstü' hâlinin mevcut olduğu, kolluk görevlilerin, gerçekleştirdikleri devriye görevi sırasında sanığa ya da suça ilişkin önceden alınmış bir ihbar ya da istihbari bilgi olmaksızın ilk defa işlenmekte olan bir suçla diğer bir anlatımla 'suçüstü' hâli ile karşılaşmaları nedeniyle CMK'nın 90/4. maddesi ile PVSK'nın 13/1-A ve Ek 6. maddelerinin verdiği yetkiye dayanarak, suç delillerinin kaybolmaması için derhal gerekli tedbirleri alıp sigaraları muhafaza altına aldıktan sonra, uyguladığı tedbirler ile somut olay hakkında Cumhuriyet savcısına bilgi verdikleri ve emirleri doğrultusunda soruşturma işlemlerinin başladığı, yine PVSK'nın Ek 6. maddesini açıklayıcı nitelikte olan Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği’nin 8. maddesinin (f) bendindeki düzenlemeye göre de; suçüstü halinde ayrıca bir arama emri ya da karar alınmasına gerek bulunmadığı, kaldı ki somut olayda sanık ..., görevlilerce sorulduğunda ellerindeki poşetlerin içerisinde kaçak sigara olduğunu söylemesi göz önüne alındığında, görevlilerce sigaraların bulunduğu yerden çıkarılıp elkonulmasının; 'gizlenmiş bir şeyi bulmaya çalışma ve araştırma' anlamlarına gelen arama işlemi olarak değerlendirilemeyeceği, dolayısıyla suçun delili ve konusunu oluşturan sigaraların ele geçirilip muhafaza altına alınmasının hukuka uygun olduğu ve hukuka aykırı bir delilden söz edilemeyeceği kabul edilmelidir. Kısaca kolluk tarafından kanundan kaynaklanan kimlik kontrolü yetkisi sırasında şüphe üzerine durdurulan kişinin mesleki bilgi ve tecrübesi ile şüphelendiği poşet içinde ne olduğunu sorması bir arama faaliyeti olmadığı gibi, ele geçirilen sigaraların miktarı ve çeşitliliği nazarıyla ticari mahiyet arz ettiğinden sanığın atılı suçtan cezalandırılması gerekeceği düşüncesiyle Dairemiz çoğunluğunun beraate yönelik bu bozma görüşüne iştirak edilmemiştir.

Fakat; 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete’de yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği, sanığın soruşturma aşamasında etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmadığı, bu cihetle kovuşturma aşamasında sanık ...’e yapılan etkin pişmanlık ihtaratında gümrüklenmiş değerin iki katını hüküm verilinceye kadar ödemesi halinde indirim oranının 1/2 olarak bildirilmesi gerekirken yazılı şekilde duruşma gününe kadar süre verilip 1/3 oranında cezasından indirim yapılacağının bildirilmek suretiyle sanığın yanıltılması ve sanığın ödemediğinden bahisle hakkında etkin pişmanlık hükmün uygulanmaması hukuka aykırıdır. Bu nedenle ve farklı gerekçeyle İlk Derece Mahkemesinin kararının bozulması gerekir. 14.10.2025

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2021/29747, K. 2025/12703, T. 14.10.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2021-29747-e-2025-12703-k-049e07fd73f8