Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2020/40 E. 2023/2729 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2020/40
Karar No
2023/2729
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/10 E., 2014/338 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi, nakil aracının iadesi TEMYİZ EDENLER : Sanık ... müdafii, katılan İdare temsilcisi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî onama, kısmî bozma Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 ... maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 ... maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I.HUKUKÎ SÜREÇ Yüksekova 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.11.2014 tarihli ve 2014/10 Esas, 2014/338 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin beşinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 5607 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin birinci fıkrasının yollamasıyla 54 üncü maddesi gereğince 5 ... hapis cezasından çevrili 3.000,00 TL adlî para cezası ve 4 gün karşılığı 80,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, kaçak eşyanın müsaderesine, nakil aracının iadesine karar verilmiştir. II.TEMYİZ SEBEPLERİ 1.Katılan ... İdaresi temsilcisinin temyiz isteminin münhasıran nakil aracının müsadere edilmesi gerektiğine ilişkin olduğu gözetilerek inceleme yapılmıştır. 2.Sanık ... müdafiinin temyiz istemi, çay alım satım işleminin yasal prosedüre uygun olarak yapıldığına, müvekkili hakkında yürütülen benzer soruşturmaların takipsizlik ve beraatle sonuçlandığına ve re'sen gözetilecek sebeplerle hükmün bozulması talebine ilişkindir. III.OLAY VE OLGULAR 1.Olay tutanağı ve dosya kapsamına göre, 16.09.2013 günü 20.15 sıralarında Yüksekova Sulh Ceza Mahkemesinin 2013/772 Değişik İş sayılı önleme araması kararına istinaden oluşturulan uygulama noktasını atlayarak Yüksekova Hakkari istikametine yönelen aracın şüphe üzerine durdurulduğu, yapılan aramada çeşitli markalarda 2005 kg çay ele geçtiği anlaşılmıştır. 2.Sanık ... aşamalarda, çayların kendisine ait olduğunu, faturalarının mevcut olduğunu, ve Yüksekova'da bulunan ismini hatırlayamadığı şahıslardan aldığını, bu çaylar için 2011 yılında stok beyanında bulunduğunu beyan etmiştir. 3.Araç kayıt maliki ...'ın aracı ...'a sattığını, ancak devrini vermediğini beyan ettiği belirlenmiştir. 4.Ele geçen ürünlere ilişkin yapılan incelemede; sanık tarafından dosyaya ibraz edilen, 6111 sayılı Kanun'dan yararlanmak için maliyeye sunulduğu anlaşılan stok beyanı, KDV beyannamesi, tahakkuk fişi, alındı makbuzları, yoklama fişi, çalışma izni ve gıda sicili belgesi gibi usuli vergi mevzuatı işlemlerinden ibaret olan belgelerin davaya konu eşyanın menşeine dair delil teşkil etmeyeceği, çayların 05.11.2013 tarihli Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü Çay Kalite Kontrol Laboratuvarı raporuna göre orta kalitede yabancı menşeili çay olduğunun tespit edildiği ve 14.11.2013 tarihli Yüksekova Kaymakamlığı İlçe Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü Analiz Raporu ile de Türk Gıda Kodeksi kriterlerine uygun olmadığının belirlendiği anlaşılmıştır. IV.GEREKÇE 1.Ele geçen ürünlere ilişkin sanık tarafından dosyaya ibraz edilen, 6111 sayılı Kanun'dan yararlanmak için maliyeye sunulduğu anlaşılan stok beyanı, KDV beyannamesi, tahakkuk fişi, alındı makbuzları, yoklama fişi, çalışma izni ve gıda sicili belgesi gibi usuli vergi mevzuatı işlemlerinden ibaret olan belgelerin davaya konu eşyanın menşeine dair delil teşkil etmeyeceği, çayların 05.11.2013 tarihli Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü Çay Kalite Kontrol Laboratuvarı raporuna göre orta kalitede yabancı menşeili çay olduğunun tespit edildiği ve 14.11.2013 tarihli Yüksekova Kaymakamlığı İlçe Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü analiz raporu ile de Türk Gıda Kodeksi kriterlerine uygun olmadığı belirlendiği ve ele geçen çayların miktar itibariyle de ticari mahiyette olduğu, sanıklar üzerine atılı suçun sübut bulduğu anlaşılmakla, mahkumiyet hükmü kurulmasında, hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2.Dava konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katının ödenmesi halinde; soruşturma evresinde etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmamış ise verilecek cezada 1/2 oranında, yapılmış ise 1/3 oranında indirim yapılacağı belirtilerek 7242 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 ... maddesinin ikinci fıkrası uyarınca etkin pişmanlık ihtaratında bulunulması gerektiği de göz önünde bulundurulmak suretiyle; 10.12.2022 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'un 8 ... maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasının “yirmiüçüncü” fıkra olarak değiştirildiği gözetilerek, hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61 ... maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasına eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içerdiği, yine aynı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 ... maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmıştır. 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi ve 7242 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesi ile 5607 sayılı Kanun'a eklenen geçici 12 nci maddenin ikinci fıkrası gözetilerek ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının mahkemesince saptanması ve sonucuna göre uygulama yapılmasında zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiş, 3.Suça konu 2005 kg gümrük kaçağı çayın taşınmasında kullanılan aracın fiilen sanık ...'a ait olduğu, ele geçen kaçak eşyanın nakil aracının ağırlıklı bölümünü oluşturduğu, nakil aracının suç tarihindeki piyasa değeri ile kaçak eşyanın gümrüklenmiş değeri dikkate alındığında müsaderesinin hakkaniyete aykırı olmayacağı, gözetilerek müsaderesine karar verilmesi gerekirken iadesine karar verilmesi, 4.Dairemizce de kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2014 tarihli, 2013/7-591 Esas, 2014/171 Karar ve 16.05.2017 tarih, 2015/398 Esas ve 2017/272 Karar sayılı kararlarında ayrıntıları belirtildiği gibi; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işleniş yer ve zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluş ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler birlikte değerlendirilip, sanıkların eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirip gerçekleştirmediği ve hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususlarının tartışılarak belirlenmesi bakımından; Temyiz incelenmesine konu bu dosyaya ilişkin suç tarihinin 16.09.2013 olduğu, iddianame düzenleme tarihinin ise 26.12.2013 olduğu, Sanık ... yönünden Ulusal yargı Ağı Bilişim Sistemi üzerinden yapılan sorgulamada halen derdest olan Başkale 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2021/582 Esas sayılı dosyasında suç tarihinin 17.12.2013 olduğu, iddianame düzenleme tarihinin ise 16.01.2014 olduğu, Bu dosyalardaki eylemlerin benzer suç vasfına yönelik olduğu gözetilerek suç tarihine ve işlenen suçun niteliğine göre adı geçen sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi kapsamında zincirleme biçimde kaçakçılık suçunu oluşturup oluşturmadığının takdir ve değerlendirilmesi bakımından dosyaların incelenmesi, derdest ise dosyaların birleştirilmesi, kesinleşmiş ise dosyaların da aslının veya onaylı bir örneğinin bu dosya arasına alınması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi, 5.Dava konusu kaçak eşyanın 5607 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesi yollamasıyla 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası gereğince müsaderesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur. V.KARAR Gerekçe bölümünde (2, 3, 4 ve 5) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle Yüksekova 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.11.2014 tarihli ve 2014/10 Esas, 2014/338 Karar sayılı kararına yönelik sanık ... müdafii ile katılan ... İdaresi temsilcisinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 ... maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun kısmen aykırı olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.03.2023 tarihinde karar verildi. KARŞI DÜŞÜNCE Sanıklar ... ve ... hakkında, 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan hükmün, sanıklardan ... müdafii ve katılan ... İdaresi vekili tarafından temyizi üzerine sayın çoğunluğun Gümrük İdaresinin temyizinin nakil aracıyla sınırlı olduğuna dair kararı ile sanık ... hakkındaki davanın zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verilmesi yerine TCK.nun 43. maddesine esas dosyasının zamanaşımını kestiğine ilişkin kararı yerinde değildir. Şöyle ki; 1)Temyiz dilekçesine göre, Gümrük İdaresinin temyizi hükmün tamamını kapsamakta olup, Dairece temyiz incelemesi sanıklar ... ve ... yönünden kurulan hükümlerin tamamına yönelik yapılmalıdır. İdarenin temyiz dilekçesinde, sanık her iki sanığın ismi ile kararın tarih, esas ve karar numarası yazılmış, mahkemenin ilamının bozulması talep edilmiştir. Metin kısmında araç müsaderesiyle ilgili açıklamalar yapılmış ise de sonuç ve istem kısmında aynen “Yukarıda açıklanan ve re’sen göz önüne alınacak nedenlerle, temyiz istemimizin kabulüne ve hükmün bozulmasına, … karar verilmesini arz ve talep ederim.” beyanının yazılması karşısında, katılan ... İdaresi vekilinin iradesinin sanıklar hakkında kurulan hükmün tamamını temyiz etmek olduğu, dilekçenin sonuç kısmında kısmi temyizin bulunmaması nedenleriyle, sanıklar hakkında 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan hüküm yönünden suçun esasına ilişkin temyiz incelemesi yapılması yerine, Gümrük İdaresinin temyizini sadece araç müsaderesine yönelik olduğu ve buna ilişkin hükmün temyiz incelemesine konu edilmesi yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum. 2)Sayın çoğunluğun, sanık ... hakkında suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nun 66. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendine göre atılı suça ilişkin asli dava zamanaşımı süresinin 8 yıl olduğu, zamanaşımını kesen son işlem olan sanığın mahkumiyetine karar verildiği 25.11.2014 tarihinden itibaren 8 yıllık asli dava zamanaşımının temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleşmesi nedeniyle düşürülmesine karar verilmemesi yerinde değildir. Şöyle ki; Sanığın, 16.09.2013 tarihinde işlediği 5607 sayılı Yasanın 3/5. madde ve fıkrasından 25.11.2014 tarihinde mahkumiyetine karar verildiği, Dairemiz bozma kararıyla sanığın 17.12.2013 tarihinde işlediği suç nedeniyle zamanaşımı süresinin kesileceği kabul edilmiş ve TCK.nun 43. maddesi kapsamında zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir. Ceza Genel Kurulunun 20/03/2012 gün, 2012/108 karar; 28/02/2012 gün, 2012/58 karar nolu ilamlarında da belirtildiği gibi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’na hakim olan ilke gerçek içtima olduğundan, bunun sonucu olarak, “kaç fiil varsa o kadar suç, kaç suç varsa o kadar ceza” söz konusu olacaktır. Nitekim bu husus Adalet Komisyonu raporunda da; “Ceza hukukunun temel kurallarından birisi, ‘kaç fiil varsa o kadar suç, kaç suç varsa o kadar ceza vardır’ şeklinde ifade edilmektedir. Bunun istisnaları, suçların içtimaı bölümünde belirlenmiştir. Bu istisnalar dışında, işlenen her bir suçla ilgili olarak ayrı ayrı cezaya hükmedilecektir. Böylece verilen her bir ceza, bağımsızlığını koruyacaktır” şeklinde ifade edilmiştir. Bu kuralın istisnalarına ise, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “suçların içtimaı” bölümünde, 42 (bileşik suç), 43 (zincirleme suç) ve 44 üncü (fikri içtima) maddelerinde yer verilmiştir. Ceza hukukunda yasadaki suç tanımına uygun olarak gerçekleşen her netice ilke olarak ayrı bir suç oluşturur ve fail kaç netice meydana getirmiş ise o kadar suç işlemiş sayılarak her birinden dolayı ayrı ve bağımsız cezalandırılır. Ancak bazı hallerde birden fazla netice meydana gelmiş olsa bile, faile meydana gelen netice kadar ceza verilmeyerek tek bir ceza verilmesi ile yetinilir. Birden fazla neticenin meydana gelmesine karşın faile tek ceza verilmesini gerektiren hallerden biri de zincirleme suçtur. Zincirleme suçta faile tek ceza verilirken, yasanın öngördüğü miktarda bir artırım da yapılması söz konusudur. Zincirleme suç, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 80 ... maddesinde “Bir suç işlemek kararının icrası cümlesinden olarak kanunun aynı hükmünün birkaç defa ihlal edilmesi, muhtelif zamanlarda vaki olsa bile bir suç sayılır. Fakat bundan dolayı terettüp edecek ceza altıda birden yarıya kadar artırılır.” şeklindedir. Bu maddenin karşılığı olarak koyulan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 43/1 ... maddesinde; “Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır” biçiminde düzenlenmiştir. Buna göre zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için; a- Aynı suçun değişik zamanlarda birden fazla işlenmesi, b- İşlenen suçların mağdurlarının aynı kişi olması, c- Bu suçların aynı suç işleme kararı altında işlenmesi gerekmektedir. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zincirleme suç hükümlerinin uygulandığı hallerde aslında işlenmiş birden fazla suç olmasına karşın fail bu suçların her birinden ayrı ayrı cezalandırılmamakta, buna karşın bir suçtan verilen ceza belirli bir miktarda arttırılmaktadır. Dolayısıyla zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasında esas alınan suçlardan herhangi birisi hakkında, yargılama aşamasında şikâyetten vazgeçme veya zamanaşımı gerçekleşmesi gibi kovuşturma yapılmasına engel bir nedenin ortaya çıkması halinde, bu suçun zincirleme suç uygulaması kapsamı dışına çıkarılarak açılan kamu davasının düşmesine karar verilmesi gerekir. Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde; Sanığın, 16.09.2013 ve ile 17.12.2013 tarihlerinde işlediği kaçakçılık suçlarının 5237 sayılı TCK.nun 43. maddesi kapsamında kaldığı ve zamanaşımı süresinin dolmadığına Daire tarafından karar verilmiş ise de yukarda anlatılan nedenlerle TCK.nun 43. maddesi kapsamındaki eylemin zamanaşımını kesmeyecek olması karşısında, incelemeye konu 16.09.2013 suç tarihli eylem yönünden, suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nun 66. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendine göre atılı suça ilişkin asli dava zamanaşımı süresinin 8 yıl olduğu, zamanaşımını kesen son işlem olan sanığın mahkumiyetine karar verildiği 25.11.2014 tarihinden itibaren 8 yıllık asli dava zamanaşımının temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleşmesi nedeniyle düşürülmesine karar verilmesi yerine, yazılı şekilde yerel mahkemenin kararının bozulması yönündeki sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum. 23.03.2023

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2020/40, K. 2023/2729, T. 23.03.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2020-40-e-2023-2729-k-f6dbe064a6cd