Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2012/19671 E. 2012/26040 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2012/19671
Karar No
2012/26040
Karar Tarihi

Açık alanda bandrolsüz nüsha satmak suçundan sanık Şaban Atız'ın, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 81/9-1a, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 31/3, 62.maddeleri uyarınca iki kez 741. Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair BAKIRKÖY 3.Çocuk Mahkemesinin 24.02.2009 tarihli ve 2007/900 esas, 2009/152 sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 23.05.2012 gün ve 30418 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 11.06.2012 gün ve KYB. 2012-145005 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu. Mezkür ihbarnamede; Dosya kapsamına göre; 1-01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 12/b maddesinde, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun bütün ek ve değişiklikleri ile birlikte yürürlükten kaldırılmış olduğunun belirtilmesi karşısında, 5846 sayılı Kanun'un 5101 sayılı Kanunla değişik 81/9-1-a maddesinde öngörülen 5.000,00 Yeni Türk Lirası adli para cezasının, 765 sayılı Kanun'un ek 2.maddesi gereğince artırılamayacağı, 5252 sayılı Kanun'un "Diğer kanunlardaki para cezalarının artırılması ve usulü" başlıklı 4.maddesinin de 31.12.2002 tarihine kadar yürürlüğe giren kanunlarda yer alan para cezalarındaki artışı düzenlediği, 5846 sayılı Kanunu değiştiren 5101 sayılı Kanun'un ise 12.03.2004 tarihinde yürürlüğe girmesi sebebiyle olayda uygulama yerinin bulunmadığı gözetilmeden sanık hakkında 5846 sayılı Kanun'un 81/9-1-a maddesi uyarınca 6.580,00 Yeni Türk Lirası temel adli para cezasına hükmedilip, bu miktar üzerinden indirim maddelerinin tatbiki suretiyle fazla ceza tayininde, 2-5728 sayılı Kanun'la değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231.maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının gerekip gerekmediği hususunun tartışılmamasında, 3-5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 195.maddesindeki istisnai durumlar dışında sanığın savunması alınmadan mahkumiyet hükmü kurulmasının mümkün olmadığı gözetilmeden, savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.03.2008 gün 2008/9-7 Esas ve 2008/56 sayılı kararı da gözetilerek; sanık...a atanmış bulunan zorunlu müdafie karar tebliğ edilmiş ise de, sanığın bu müdafiiden haberdar olmaması karşısında gerekçeli kararın sanığa usulüne uygun olarak tebliğ edilerek temyiz hakkı tanınmadığı ve bu nedenle hükmün kesinleşmedği anlaşıldığından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 17.10.2012 günü oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2012/19671, K. 2012/26040, T. 17.10.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2012-19671-e-2012-26040-k-88efb73ef54e