Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2012/18824 E. 2012/26042 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2012/18824
Karar No
2012/26042
Karar Tarihi

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa aykırılık suçundan sanık ...'in, anılan Kanun'un 81/9-1/a maddesi uyarınca 6.580,00 yeni Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, cezasının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 31/3, 62. maddeleri gereğince 3.655,00 yeni Türk lirasına indirilmesine dair Bakırköy 3. Çocuk Mahkemesinin 09/10/2008 tarihli ve 2008/875-1172 sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 07/05/2012 gün ve 27150 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21/05/2012 gün ve KYB. 2012-132642 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu. Mezkür ihbarnamede; Dosya kapsamına göre; 1) 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 12/b maddesinde, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun bütün ek ve değişiklikleri ile birlikte yürürlükten kaldırılmış olduğunun belirtilmesi karşısında, 5846 sayılı Kanun'un 5101 sayılı Kanun'la değişik 81/9-1/a maddesinde öngörülen 5.000,00 yeni Türk lirası adlî para cezasının, 765 sayılı Kanun'un ek 2. maddesi gereğince artırılamayacağı, 5252 sayılı Kanun'un "Diğer kanunlardaki para cezalarının artırılması ve usulü" başlıklı 4. maddesinin de 31/12/2002 tarihine kadar yürürlüğe giren kanunlarda yer alan para cezalarındaki artışı düzenlediği, 5846 sayılı Kanun'u değiştiren 5101 sayılı Kanun'un ise 12/03/2004 tarihinde yürürlüğe girmesi sebebiyle olayda uygulama yerinin bulunmadığı gözetilmeden sanık hakkında 5846 sayılı Kanun'un 81/9-1/a maddesi uyarınca 6.580,00 yeni Türk lirası temel adlî para cezasına hükmedilip, bu miktar üzerinden indirim maddelerinin tatbiki suretiyle fazla ceza tayininde, 2) 5728 sayılı Kanun'la değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının gerekip gerekmediği hususunun tartışılmamasında, 3) 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 195. maddesindeki istisnaî durumlar dışında sanığın savunması alınmadan mahkûmiyet hükmü kurulmasının mümkün olmadığı gözetilmeden, savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesinde, isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.03.2008 gün 2008/9-7 Esas ve 2008/56 sayılı Kararı da gözetilerek; sanık ...'e atanmış bulunan zorunlu müdafiiye tebliğ edilmiş ise de, sanığın bu müdafiiden haberdar olmaması karşısında gerekçeli kararın sanığa usulüne uygun olarak tebliğ edilerek temyiz hakkı tanınmadığı ve bu nedenle hükmün kesinleşmediği anlaşıldığından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 17 .10 . 2012 günü oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2012/18824, K. 2012/26042, T. 17.10.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2012-18824-e-2012-26042-k-39ae7db8585d