Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2009/18393 E. 2011/26424 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2009/18393
- Karar No
- 2011/26424
- Karar Tarihi
Haksız rekabet suçundan sanık ...'in, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 57/5, 64/1-5, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 62.maddeleri uyarınca 375,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair Sakarya 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.03.2009 tarihli ve 2008/56 esas, 2009/218 sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 06.10.2009 gün ve 55797 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Cumhuriyet Başsavcılığının 30.09.2009 gün ve KYB. 2009-238094 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu. Mezkür ihbarnamede; Dosya kapsamına göre, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 25.02.2009 tarihli ve 2008/19715 esas, 2009/2345 sayılı ilamının içeriği ve Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 23.02.2009 tarihli ve 2007/14317 esas, 2009/2264 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, sanık hakkında 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 57/5 ve 63.maddeleri uyarınca cezalandırılması için kamu davası açıldığı, 01.01.1957 tarihinde yürürlüğe giren 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 57 inci maddesinin 5 inci fıkrasında; başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, işaret gibi tanıtma vasıtaları haklarına tecavüzün yanında, tescilli ve tescilsiz ayırımı yapmadan marka hakkına tecavüzün de haksız rekabet suçu olarak tanımlandığı ve cezasının 64 üncü maddede belirtildiği, bu kanunun yürürlük tarihinden sonra 3 Mart 1965 tarihinde yürürlüğe giren 551 sayılı Markalar Kanununun 47 inci maddesinde de tescil edilmiş marka hakkına tecavüz hallerinin ayrı ayrı tanımlandığı ve yaptırımının da 51 ve 52 inci maddelerde belirtildiği, her iki düzenlemede de tescilli marka kullanma haklarına tecavüz hallerinin belirlendiği ve yaptırıma bağlandığı, bu sebeple gerek Türk Ticaret Kanunu ve gerekse 551 sayılı Markalar Kanunundaki düzenlemeyle korunan ortak değerin, marka kullanma hakkından doğan haklar olduğu, marka hakkına tecavüz fiillerinin unsurlarının her iki düzenlemede de aynı olduğu ve iki kanun birlikte uygulanamayacağından tam olarak oluşan kanun çatışması kuralları uyarınca sonradan yürürlüğe giren, tescilli markalara hukuki ve cezaî koruma getiren 551 sayılı Kanundaki düzenlemenin Türk Ticaret Kanununun 57/5. fıkra hükmünü tescilli markalarla sınırlı olmak üzere örtülü olarak yürürlükten kaldırdığı, bu kanunun da (551 sayılı kanun), 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin değişik 82 inci maddesiyle yürürlükten kaldırılmış bulunduğundan ve yürürlükten kalkan eski düzenlemelerin canlanamayacağından, sanığa atılı eylemin haksız rekabet suçunu da oluşturmadığı, dolayısıyla atılı eylemin 01.01.2009 tarihinden itibaren suç olmaktan çıktığı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; Sanığın bayilik sözleşmesi sona erdiği halde eski bayisi olduğu katılan şirketin reklam mahiyetli cihazlarını kullanmaya devam etmesi şeklinde gerçekleşen eylemin tescilli marka hakkına tecavüz oluşturmadığı ve bu iddiayla açılmış bir dava da bulunmadığı gibi tescilli markanın taklidi dışındaki fiillerin koşullarının gerçekleşmesi halinde haksız rekabet suçunu oluşturacağından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının yazılı emre dayanan ihbarname münderecatı yerinde görülmediğinden kanun yararına temyiz isteminin REDDİNE, 14.12.2011 günü oybirliğiyle karar verildi.