Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2026/20 E. 2026/547 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/20
- Karar No
- 2026/547
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/753 E., 2025/1377 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/306 E., 2021/871 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 2008 yılında imzalanan yetkili servis sözleşmesinin 2014 yılına kadar uygulandığını, 08.05.2014 tarihinde yenilenerek tekrar imzalandığını, ancak davalının yenilemeden altı ay sonra hiçbir neden göstermeden sözleşmeyi feshettiğini, anılan sözleşmenin 24/a maddesinde bu sözleşmenin süresinin 12 ay olduğunun belirlendiğini, buna rağmen haksız ve nedensiz fesihle sözleşmeyi sona erdiren davalının oluşan zarardan sorumlu olduğunu, TTK hükümlerine göre sözleşmenin iadeli taahhütlü mektup, noterden gönderilecek ihtar ve benzeri şekillerde feshi gerekirken, gönderilen elektronik posta ile sözleşmenin feshedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin, davalı şirketin Diyarbakır ilindeki tek yetkili servisi olmasına rağmen sözleşmenin haksız feshi ile manevi zararlarının da oluştuğunu, haksız fesihle oluşan hiçbir zararın giderilmediğini, zararlara ilişkin olarak gönderilen.... Noterliğinin 17.04.2015 tarihli ihtarında kısmi alacak talep edilerek davalının temerrüde düşürüldüğünü, müvekkilinin üçüncü kişilere verdiği servis hizmeti bedellerinin büyük kısmını davalıdan alamadığını, tamirde kullanılan parçaların büyük kısmının fesih nedeniyle müvekkilinin elinde kaldığını, müvekkilinin yetkili servis olarak kullandığı yerin kendi mülkü olduğunu, ancak davalı şirketin yetkili servisliğini yaptığından dükkanın davalıya tahsis edilmesi nedeniyle ayrıca bir kira geliri elde edilemediğinden kira kaybına uğradığını, işletmenin davalı şirketin istediği şekilde dizayn edildiğinden işletmeye tadilat dolayısıyla birçok masraf yapıldığını, müvekkilinin teknik servis ücreti, tüketicilere davalı adına yaptığı ödemeler, davacının elinde kalan mal ve stok masrafları, işletmeye yapılan tadilat ve masraflar, davacının mahrum kaldığı kira geliri, müşterilere verilen hizmetler karşılığı oluşan parça başı yetkili servis ücreti kapsamında alacaklı olduğunu ileri sürerek, müşterilere yönelik parça başı servis ücreti nedeniyle uğranılan zararlar için 30.000,00 TL, servisin faaliyet göstermesi için gerekli olan mal ve stokların elde kalması nedeniyle ve değer kaybı olarak 20.000,00 TL, iş yerinde yapılan tadilat ve tamirat masrafları için 30.000,00 TL ve sözleşmenin feshedilmesi nedeniyle servisin kapalı kaldığı süre için 20.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının tüm taleplerinin zamanaşımına uğradığını, fesih şeklinin usul ve yasaya uygun olduğunu, fesih yetkisinin düzenlendiği Sözleşme'nin 24/a maddesine göre müvekkilinin fesih için haklı bir nedeni bulunmasının gerekmediğini ve davacının fesih nedeniyle tazminat talep edemeyeceğini, bu düzenlemeye göre müvekkilinin onayladığı hakedişler dışında bir talepte bulunulamayacağını, basiretli bir tacir olan davacının sözleşmeyi imzalamasına rağmen Sözleşme'nin 24. maddesine aykırı şekilde tazminat talep etmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin fatura alacakları nedeniyle davacı aleyhine İstanbul Anadolu 13. İcra Dairesinin 2017/10573 Esas sayılı dosyasında takip başlattığını, haksız itirazın iptali amacıyla İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1380 Esas sayılı dosyasında açılan davada alınan bilirkişi raporunda, müvekkilinin 19.911,00 TL alacaklı olduğunun belirlendiğini, karar aşamasına gelen davanın uzatılması amacıyla bu davanın açıldığını, davacı lehine alacak belirlenmesi halinde takas ve mahsup gerektiğini, davacının ihtarda 200.000,00 TL talep etmesine rağmen, takibe yönelik itiraz dilekçesinde alacağının 150.000,00 TL olduğunu beyan ettiğini, bu davada ise 100.000,00 TL alcak talep edildiğini, alacak miktarının bilinmesi nedeniyle belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, zararın somutlaştırılmadığını, talep edilen alacaklarla uğranılan zarar arasında uygun illiyet bağı bulunmadığını, davacının işletmesine yaptığı masraflara ilişkin kanıt sunmadığını, kaldı ki bu masrafların davacının takdiri ile yapıldığını, davacının çalışacağı işletmeye ilişkin masrafların müvekkilince üstlenilmediğini, davacının imzaladığı sözleşme kapsamında yer kiralayabileceği gibi kendi mülkünü de kullanabileceğini, davacının bağımsız tacir olarak faaliyet gösterdiği yerin kirasının müvekkilinden istenemeyeceğini, parça başı yetkili servis ücreti elde kalan parçalar için istenen zarar ile illiyet bağı da bulunmadığını, kaldı ki Sözleşme'nin 24/d maddesinde istenecek tazminatların belirlendiğini, başka bir tazminat talep edilmeyeceğinin kararlaştırıldığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 08.05.2014 tarihli 12 ay süreli yetkili servis sözleşmesinin davalı tarafça Sözleşme'nin 24/a maddesi uyarınca feshedildiği, fesih şeklinin sözleşmeye uygun bir şekilde yapıldığı, Sözleşme'nin 24/c maddesinde davalının işbu sözleşmeyi Sözleşmenin 24/a bendindeki süre şartına bağlı olmaksızın her zaman ve derhal tek taraflı olarak feshedebileceğinin kararlaştırıldığı, Sözleşme'nin 24/d maddesinde ise sözleşmenin feshedilmesi halinde davacının davacı tarafından onay verilmiş hakedişleri dışında herhangi bir hakediş, tazminat, uğradığı ve/veya uğrayacağı kazanç kaybının telafisi talebinde bulunamayacağının hükme bağlandığı, tacir olan taraflarca imzalanan işbu sözleşme hükümleri uyarınca davacının davalıdan herhangi bir hakediş veya kazanç kaybı talebinde bulunamayacağının sabit olduğu, davacının diğer talepleri yönünden ise ticari defter ve kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması gerektiği, davacının ticari defter ve kayıtlarını incelemeye ibraz etmediğinden bu hali ile iddiasını, alacak kalemlerini ve tutarını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içerisinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a.Taraflar arasındaki sözleşmenin yenilenmesinden beş ay sonra hiçbir haklı neden gösterilmeden sözleşmenin feshedilmesi sebebiyle davacının zarara uğradığını, talep edilen tazminat konusunun Sözleşmenin 24/d maddesi kapsamında olduğunun kabulünün usul ve yasaya aykırı olduğunu, Yargıtay kararlarında sözleşmede tek taraflı fesih hakkı tanınması sonucunda fesih hakkının iyiniyet kurallarına uygun olarak kullanılması gerektiğini, aksi halde akit tarafın uğrayacağı zarar ile sorumlu olduğunun kabul edildiğini, davalının yenilenen sözleşmeyi haklı bir neden göstermeksizin kısa sürede iyiniyet kurallarına aykırı olarak feshettiğinden tazminattan sorumlu olduğunu,
b.Bilirkişi raporunda akdin haksız olarak feshedilmesi nedeniyle davacının kira bedeli ve tadilat masrafı gibi zararlarının giderilmesi konusu uzmanlık alanı dışında kaldığının bildirildiğini, uzman bilirkişi tayin edilmesini talep etmelerine rağmen taleplerinin reddedildiğini, ayrıca bilirkişi raporunda tarafların alacak miktarı üzerinde mutabık kaldıklarının bildirilmesinin hatalı olduğunu, mutabık kalınmadığı yönündeki itirazlarının değerlendirilmediğini,
c.Davacının haksız fesih nedeni ile uğradığı zarara ilişkin alacaktan takas ve mahsup talep etmesine rağmen zararın tazmini için ayrı bir dava açılmamış olduğunu gerekçe göstererek talebin reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu,
d.Sözleşmenin haklı bir nedenle feshedilmemesi sebebiyle uğranılan zararın karşılanmaması üzerine icra takibine itiraz edilmesinin haklı olduğunu, buna rağmen icra inkar tazminatına hükmedilmiş olmasının da usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, taraflar arasında düzenlenen yetkili servis sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle uğranılan zararların tazmini istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.