Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2026/1625 E. 2026/1625 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/1625
Karar No
2026/1625
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1505 E., 2025/2086 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2014/307 E., 2025/251 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; temlik eden davacı .... San. ve Tic. Ltd. Şti'nin davalı bankadaki hesabından yetkisi sona eren müvekkili şirketin eski yetkilisi ... tarafından muhtelif tarihlerde toplam 1.400.000,00 TL'nin üzerinde para çekildiğini, 24.08.2011 tarihli ticaret sicil gazetesinde hisse devri ve temsile ait evrakların yayınlandığını, ticaret sicilinde ilan tarihinden sonra davacı şirket hesabından yetkisiz olan kişiye dava konusu paraların ödendiğini, bankanın yasalara uygun davranmayarak özensizce mümessilin bu konuda yetkili olup olmadığını ve yetkisinin devam edip etmediğini denetlemeyerek kusurlu davrandığını, davacı şirket yetkilisi ... tarafından ... ve banka sorumluları hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu ileri sürerek şimdilik 1.000.000,00 TL'nin yetkisiz kişiye ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek en yüksek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalı bankadan tahsilini talep etmiş, yargılama sırasında davalı bankanın iflas etmesi nedeniyle davaya iflas masasına kayıt kabul olarak devam edilmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı şirketin hisse devri ve müdür atama kararının 24.08.2011 tarihli ticaret sicil gazetesinde ilan edildiğini, davacı şirket vekilinin 04.06.2012 tarihinde davalı bankaya yazılı olarak başvurduğunu, şirket müdürü ...'ya ait yeni imza sirkülerini sunduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, davalı banka tarafından eski şirket müdürü ...'a yapılan ödemelerin hukuken geçerli olduğunu, davacı şirket yetkilisi ...'nın basiretli bir iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğini, davacı şirketin uğradığını ileri sürdüğü zarardan dolayı davalı bankanın sorumlu tutulmasının hukuken mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyaya sunulan 26.07.2019 tarihli bilirkişi raporu kapsamında dava dışı ...'a yapılan ödemelerin 22.06.2011-27.10.2011 tarihleri arasında 1.271.349,37 TL olduğu, dava dışı ... tarafından 13.06.2011 tarihli Limited Şirket Hisse Devri Sözleşmesi ile davacı şirketteki hisselerinin ...'ya devredildiği, söz konusu bu devrin limited şirketin ortaklar kurulunun 13.06.2011 tarihli kararı ile onaylandığı, 24.08.2011 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi'nde şirkete ait hisse devri ve temsile ait evrakların yayımlandığı, sonrasında temlik eden davacı şirketin vekili tarafından 04.06.2012 tarihinde davalı bankaya şirket müdürü olan ...'ya ait yeni imza sirkülerinin sunulduğu, temlik eden davacı şirket ile davalı banka arasında imzalanan bankacılık hizmetleri sözleşmesinin 20.6. maddesi uyarınca şirket yönetimindeki değişikliğin banka şubesine bildirilmesi gerektiği, bu hususun hem sözleşmenin 20.6. maddesinin amir hükmü hem de ticari hayatın gereği olduğu, basiretli tacirin görev ve sorumluluğu olduğu, bu nedenle davalı bankanın dava konusu uyuşmazlıkta sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, her ne kadar davacı vekili, bankanın objektif özen yükümlülüğüne aykırı hareket etmesi nedeniyle müvekkilinin uğradığı zarardan sorumlu olduğu gerekçesiyle istinaf talebinde bulunmuşsa da, dosyada mevcut taraflar arasındaki Bankacılık Sözleşmesi'nin 20.6 maddesinde, tüzel kişi yetkilisinin/yetkililerinin yetkilerinin sona ermesi, geri alınması ve/veya değişmesi halinde bu durumun yazılı olarak hemen bankaya bildirileceğinin, mevzuatın öngördüğü belgelerle birlikte bu kimselerin yetkilerinin geri alındığı ya da değiştirildiği bankaya yazılı olarak bildirilmedikçe tasarruf yetkilerinin yürürlükte kalacacağının, ticaret sicil gazetesinde ya da başkaca herhangi bir yayın organında yetkinin geri alınması ya da değiştirilmesi hakkında yapılacak yayınların tüzel kişi müşteri tarafından bankaya bildirilmedikçe bankayı bağlamayacağının kararlaştırıldığı, davaya konu işlemin de bu kapsamda olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf mahkemesinin kararının kanunun emredici kurallarına aykırı sözleşme yapılması ve bankanın kusur sorumluğu yönüyle hatalı olduğunu, kanunun emredici kurallarına aykırı sözleşme olamayacağını, sözleşmenin 20.6. maddesine dayanılmasının sözleşme serbestisine girmediğini, zira şirket yetkililerinin belirlendiği ticaret sicil gazetesinde ilan edilen hususların 3. kişileri ve bankayı da bağlayıcı nitelikte olduğunu, ticaret sicil gazetesinde ilan prensibi geçerli olup, bu emredici kurala aykırı sözleşme yapılamayacağını, güncel rakamlarla ödenen paranın büyüklüğü ve bankanın ödemedeki kusurunun ortada olduğunu, davalı bankanın yetkisini kontrol etmeden hak sahibi olmayan kişiye ödeme yaparak kusurlu davrandığını beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, İİK'nın 235. maddesine dayalı olarak iflas masasına kayıt kabul istemine ilişkindir.

Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA, Alınması gereken temyiz harcı peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.04.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2026/1625, K. 2026/1625, T. 21.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2026-1625-e-2026-1625-k-f259c9ef9371