Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/3828 E. 2025/4419 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3828
- Karar No
- 2025/4419
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/190 E., 2025/1227 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/237 E., 2021/1167 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında 06.03.2020 tarihinde ''Fuar Katılım Sözleşmesi'' imzalandığını, müvekkilinin davalıdan alacağı stant ve fuarcılık hizmeti karşılığında davalıya toplamda 180.737,92 TL ödeme yapıldığını, ... Örgütü tarafından 2020 yılı Mart ayında küresel risk seviyesinin yüksekten çok yükseğe çıkarıldığını ve pandemi nedeniyle tedbirler alınarak tüm organizasyonların hükümet kararı ile iptal edildiğini, davalı ile imzalanan sözleşme uyarınca müvekkilinin yapmayı planladığı fuarın belirsiz bir şekilde ileri tarihe ertelense bile sergilenecek olan ürünlerin güncelliğini yitirecek olduğundan ürünlerin sergilenmesinde ve fuarın yapılmasında bir fayda kalmadığını, davalıya, 15.01.2021 tarihinde gönderilen ihtarname ile sözleşmenin mücbir sebeple iptal edildiği, dolayısıyla sözleşmede kararlaştırılan hizmetin alınmaması sebebiyle hizmete karşılık ödenen ücretin müvekkiline iade edilmesi gerektiğinin ihtar edildiğini, gönderilen ihtarnameye karşılık olumlu ya da olumsuz bir dönüş yapmayan davalı hakkında icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini, TBK'nın 1 36... . maddeleri uyarınca sözleşmenin iptali ve ödenen paranın da iade edilmesi gerektiğini belirterek davalının itirazın iptali ile takibin devamına, davalının % 20' den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; Covid 19 pandemisinin ortaya çıkması ile birlikte ... Bakanlığı tarafından alınan kararlar ile ülke genelinde yapılacak olan tüm fuarların durdurulduğunu, müvekkilinin ülkede faaliyet gösteren diğer tüm fuar firmaları gibi bu tarihler arasında gerçekleştirilecek olan fuarlarını ertelemek zorunda kaldığını, bu tedbirlerin en başta müvekkili şirketi mağdur ettiğini, müvekkili şirketin Uluslararası Otel, Restoran, Kafe, Pastane Ekipmanları ve Teknolojileri Fuarını 22-26 Haziran 2021 tarihlerine erteleme kararı aldığını, davacı ile müvekkili şirket arasında imzalanan Fuar Katılım Sözleşmesinin ikinci maddesi incelendiğinde zaten müvekkili şirketin gerekli görmesi halinde fuar tarihini değiştirme hakkı olduğunu, bu durumun katılımcıya fesih hakkı vermeyeceği, davacı tarafından imzalanan sözleşmedeki açık hükümler kapsamında davacının sıfıra uyarlanma (sözleşmeden dönme) yolunda karar verilmesi talebinin kabulünün mümkün olmadığını, bu nedenlerle davanın reddi ile takibin iptaline, haksız takip nedeniyle % 20'den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tacir olan her iki tarafın özgür iradeleri ile 06.03.2020 tarihinde sözleşme hükümleri konusunda anlaşmaya vararak Fuar Katılım Sözleşmesi imzaladıkları, sözleşme bedeli olarak davacı tarafça davalı yana toplam 180.737,92 TL ödeme yapıldığı, ancak koronavirüs(covid-19) salgını nedeniyle tüm ülke genelinde yetkili makamlarca tedbirler alındığı, bu kapsamda fuarcılık faaliyetlerinin durdurulması üzerine 21- 24... tarihinde yapılması planlanan dava konusu Uluslararası Otel, Restoran, Kafe, Pastane Ekipmanları ve Teknolojileri Fuarının ertelendiği, taraflar arasında akdedilen Fuar Katılım Sözleşmesinin 2. Maddesi ile düzenleyici olan davalıya, fuarın düzenleme tarihini değiştirme de dahil olmak üzere çok geniş yetkiler tanındığı, davacı/katılımcının, bu madde ile düzenleme tarihinde davalı/düzenleyici tarafından yapılabilecek değişiklikleri ve bunun sözleşmenin fesih sebebi olmayacağını kabul ettiği, her iki tarafın tacir olup, davacı tarafından imzalanan sözleşmenin davacı şirket açısından bağlayıcı olduğu, bu nedenle davacının fuar tarihinin ertelenmesi nedeniyle sözleşmeden dönme ve ediminin iadesi talebinin haklı olmadığı kanaatine varılarak ve davacının yeniden belirlenen fuara katılmamakla varsa meydana gelen zarardan kendisinin sorumlu olacağı gerekçesi ile açılan davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. İlk derece Mahkemesi ret gerekçesine sözleşme ile davalı tarafa fuar tarihini değiştirebilme gibi yetkilerin tanınmış olmasını gösterdiğini, ancak iş bu dosyada mücbir sebep gibi başka bir durum söz konusu olduğundan sözleşme ile davalıya tanımış geniş yetkilerin davanın reddine gerekçe yapılmasının hatalı olduğunu, b.Müvekkilinin hem ödemesini geri alamayarak hem de hizmetten yararlanamayarak ciddi bir adaletsizliğe uğradığını, mücbir sebep hususunun hiçe sayıldığını, fuarın yapılıp yapılmayacağı belirsiz olduğundan müvekkili tarafından davalıya gönderilen ihtarname ile sözleşmenin mücbir sebep ile iptal edildiğinin ve ödenen bedelin iade edilmesi gerektiğinin bildirildiğini, sözleşmenin ne zaman yürürlüğe konulabileceği bilinmediğinden fuarın da, müvekkili şirkete, sözleşmede belirtilen o dönem için gerektiğinden artık fuardan beklenen faydanın da kalmaması nedeniyle müvekkilinin sözleşmeyi feshettiği ve paranın iadesini talep ettiğini, c.Organizasyonunun gerekleri veya davalının kendi takdiri ile yaptığı bir değişiklik değil mücbir sebebin söz konusu olduğunu, davalının hem vermediği hizmetin 180.737,92 TL olarak bedelini sözleşme imzası ile birlikte tahsil ettiğini, hem de mücbir sebep nedeniyle süresiz ertelediği fuara müvekkilini yeniden çağırmadığını ve hatta müvekkilinin bedelini ödediği bu fuar alanını bir başka firmaya kiralayarak aynı yerden ikinci kez gelir elde ettiğini, müvekkilinin ödediği bedeli geri alamadığı için mağdur olduğunu beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, fuar katılım sözleşmesi kapsamında yapılan icra takibine yapan itirazın iptali istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA, Temyiz harcı peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.12.2025 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
6098 sayılı TBK'nın 27/1. maddesinde, konusu imkânsız olan sözleşmelerle ilgili düzenleme yapılmıştır. Bu hükme göre; konusu imkânsız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüz olup, aynı maddenin ikinci fıkrasında sözleşmenin içerdiği hükümlerden bir kısmının hükümsüz olması diğerlerinin geçerliliğini etkilemez denildikten sonra bu hükümler olmaksızın sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılırsa, sözleşmenin tamamının kesin olarak hükümsüz olacağı belirtilmiştir. Burada düzenlenen imkânsızlık ve sonuçları sözleşme kurulurken, başlangıçtaki imkânsızlıktır. Bunun dışında sonradan imkânsızlık 6098 sayılı TBK'nın 136 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. 6098 sayılı TBK'nın 136. maddesindeki düzenlemeye göre; borcun ifası borçlunun sorumlu tutulmayacağı sebeplerle imkânsızlaşırsa, borç sona erecektir. Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde imkânsızlık nedeniyle borçtan kurtulan borçlu, karşı taraftan almış olduğu edimi sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri vermekle yükümlü olup, henüz kendisine ifa edilmemiş olan edimi isteme hakkını kaybeder. Kanun veya sözleşmeyle borcun ifasından önce ... zararın alacaklıya yükletilmiş olduğu durumlar bu hükmün dışındadır. Burada tanımlanan, sonradan ortaya çıkan kusursuz imkânsızlık halidir. Sözleşme konusundaki ifa imkânsızlığı sözleşmenin kurulması sırasında mevcut bulunması ve sonradan giderilmesi mümkün olmayan devamlı imkansızlık olması halinde, objektif yönden imkânsızlık bulunduğundan BK'nın 20. maddesi uyarınca borç ilişkisi esasen meydana gelmeyecektir. Bu itibarla, taraflarca düzenlenen sözleşme batıl olduğundan, taraflar için hüküm ifade etmeyecek ve nedensiz zenginleşme kuralları içinde taraflar, birbirlerine verdikleri şeyleri istirdat etmek hakkını haiz olacaklardır. Sözleşme kurulurken mevcut olan veya sözleşme kurulduktan sonra ortaya çıkan imkansızlığın, geçici imkânsızlık niteliğinde olması yani imkânsızlığın ortadan kalkabilecek nitelikte olması halinde tarafların bu sözleşmeyle ne kadar süre bağlı kalacakları sorunu ortaya çıkar. Bu konudaki kural "ahde vefa, söze sadakat" ilkesi gereği tarafların sözleşmeyle bağlı tutulmasıdır. Ancak bazı özel durumlar vardır ki, tarafları o sözleşmeyle bağlı saymak hem onların ekonomik özgürlüklerini engeller, hem de bir başkası ile sözleşme yapma fırsatını ortadan kaldırır. Uygulamada, geçici imkânsızlık halinde tarafların o sözleşmeyle bağlı tutulma süresine "akde tahammül süresi" denilmektedir. Bu sürenin gerçekleşip gerçekleşmediğini de her somut olaya göre ve onun çerçevesinde değerlendirmek gerekir." (Dairemizin 09.03.2022 gün ve 2022/1045 Esas, 2022/1268 Karar sayılı kararı). Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; taraflar arasında 06/03/2020 tarihinde ''Fuar Katılım Sözleşmesi'' imzalanmıştır. Uluslararası Otel, Restoran, Kafe, Pastane Ekipmanları ve Teknolojileri Fuarının 21- 24... tarihinde gerçekleştirilmek üzere planlandığı ancak pandemi nedeniyle alınan tedbirler kapsamında fuar organizasyonun belirtilen tarihte yapılmasında imkansızlık doğduğu ve sektörde fuarların bir sonraki döneme ertelendiği, ve davalının da fuarı 22-26 Haziran 2021 tarihlerine ertelediği toplanan delillerle anlaşılmıştır. Davacı ise fuarın yapılmasının planlandığı ilk tarihten üç ay sonra, fuarın belirsiz bir şekilde ileri tarihe ertelense bile sergilenecek olan ürünler güncelliğini yitirecek olduğundan ürünlerin sergilenmesinde ve fuarın yapılmasında bir fayda kalmadığını, davalıya, 15/01/2021 tarihinde gönderilen ihtarname ile sözleşmenin mücbir sebeple iptal edildiği, dolayısıyla sözleşmede kararlaştırılan hizmetin alınmaması sebebiyle hizmete karşılık ödenen ücretin iade edilmesi gerektiğini ihtar etmiştir. Pandemi tedbirleri kapsamında fuar organizasyonunun planlanan zamanda yapılamamasının sonradan ortaya çıkan geçici ifa imkansızlığı olduğu anlaşılmaktadır. Geçici ifa imkansızlığı olduğu için davacının sözleşmeyle bağlı sayılması gereken tahammül süresinin ne olduğu somut olayın özelliğine göre belirlenmelidir. Bu ise tarafların sözleşmeyi yapmaktaki amaçlarını değerlendirmeyi gerektirir. Davacı fuara katılarak yeni müşterilere ulaşıp, ticari işletmesi kapsamında daha fazla mal ve ürün satabilmeyi amaçladığından öncesinde buna uygun hazırlıklar yapması gerekecektir. Bu ise öncesinde satışa sunulacak malların üretilip hazırlanması, bu kapsamda başka sözleşmelerin imzalanıp ifa edilmesi gibi çok yönlü işlemleri zorunlu kılar. Ayrıca teknoloji hızla gelişirken fuar gününde ürünlerin güncelliğini yitirmemiş olması gerekir. Diğer yandan satışa sunulacak malların seçimi ve hazırlanmasında, fuarın yapılacağı mevsim bile önem taşıyacak o tarihe uygun ürünlerin varlığı gerekebilecektir. Bu nedenle akde tahammül süresinin fuar katılım sözleşmelerinde çok uzun olabileceği düşünülemez. Davacı üç ay gibi makul bir tahammül süresi geçtikten sonra sözleşmeyi feshetmiş ve ödediği bedelin iadesini istemiştir. Davacının fuarı ertelediği süre ise 9 ayı bulmaktadır. 9 aylık bir süreyle erteleme fuarın ertesi yıl yapılması anlamına gelmekte olup bu kadar süreyle davacıdan akde tahammül etmesi beklenemez. Kaldı ki kış mevsimine girilirken yapılması planlanan fuar yaz mevsimine girilirken yapılacak şekilde ertelenmiştir. Fuar konusu ekipmanlar turizm sektörü otel ekipmanlarıyla da ilgili olup turizm sezonunun yoğun olduğu yaz sezonuna girilirken oteller gerekli hazırlıklarını yapmış durumda olduğundan bu mevsimde yapılacak bir fuardan elde edilecek fayda ile otellerin eksikliklerini belirleyip hazırlık yapacakları bir devre olarak kış sezonuna girilirken yapılacak bir fuardan elde edilecek fayda da davacının iştigal konusu değerlendirildiğinde aynı değildir. İfa imkansızlığının sabit olması ve fuarın ertesi yıla ertelenmiş olması nedeniyle davacının 9 ay süreyle ifa imkansızlığına katlanması beklenemez. Bu durumda davacı sözleşmeden dönmekte haklı olup ödediği bedeli gere isteyebilecektir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 2. maddesinde "..., fuar katılım koşulları, sergi veya fuarın yeri, ...'nın fuar alanındaki yeri, düzenleme tarihleri, vb hususlarda, DÜZENLEYİCİ'nin sektörün talebi, ekonomik durumu, organizasyon gerekleri veya kendi takdiri ile yapacağı değişiklikleri ( Fuarın kısmen veya tamamen iptali dahil ) peşinen kabul eder. Bu durum sözleşmenin fesih sebebi değildir," düzenlemesi mevcut ise de bu ifa imkansızlığı ile ilgili bir hüküm olmadığı gibi bu yıl yapılması planalanan fuarın ertesi yıla ertelenmesi gibi sözleşmenin amacıyla da bağdaşmayan bir ertelemeyi mümkün ve geçerli kılan bir düzenleme değildir. Bu ancak makul sayılacak kısa süreli ertelemelerde bağlayıcı sayılabilecek bir sözleşme hükmü olarak kabul edilebileceğinden bu hüküm de davanın reddine gerekçe yapılamaz. Açıklanan nedenlerle işin esası incelenerek talep edilebilecek alacak miktarı belirlenerek uyuşmazlık kapsamında bir karar verilmesi gerekirken sözleşmenin 2. maddesi hükmü yanlış yorumlanarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle bölge adliye mahkemesi kararı kaldırılarak ilk derece mahkemesi kararının bozulması gerektiği görüşünde olduğumdan onama yönünde oluşan değerli çoğunluk görüşüne katılamıyorum.