Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/3829 E. 2025/4379 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3829
Karar No
2025/4379
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1096 E., 2025/1222 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2024/814 E., 2025/522 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü :

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; borçlu .. Gıda Şirket ile müvekkili banka arasında akdedilen genel kredi sözleşmesine istinaden gayrinakdi kredi/teminat mektubu ve kredi kartı kredisi kullanıldığını, teminat mektubunun muhatabına ödeme yapıldığını, borçlunun sözleşmeden ... edimini yerine getirmemesi nedeniyle ihtarname keşide edildiğini, davalınında genel kredi sözlşemesini müşterek borçlu müteselsil kefil olarak imzaladığından borcun tamamından sorumlu olduğunu, davalının şirketin yetkilisi olduğundan eş muvafakatının alınmadığını, ihtarnameden sonra başlattıkları genel haciz yoluyla takibi iflas yoluyla takibe çevirdiklerini, iflas ödeme emrine borçluların itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın kaldırılarak iflasa karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; adi takibin takip hukukunun geçerlilik şartlarını taşımadığını, kredi ve kefalet sözleşmelerinde yer alan imzaların müvekkiline ait olmadığını, hesap kat ihtarnamesinin müvekkiline usulüne uygun olarak tebliğ edilmediğini, tebliğin yetkili kimselere yapılmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla ihtarnamenin şekil ve içerik itibariyle de usulsüz olduğunu, icra takibine konu alacak kalemlerinin ayrıca ve açıkca belirtilmediğini, ihtarname ekinde hesap özetine yer verilmediğini, ihtarname yasal şartları taşımadığından temerrüdün gerçekleşmediğini, faizin yasal dayanağı bulunmadığını, talep olunan faiz oranı ve işlemiş faiz miktarının fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın 1 yıllık hak düşürücü sürede açıldığı, davalı şirket yetkilisi ...’ın usulüne uygun ihtarname ile isticvap edilmesine rağmen duruşmaya katılmadığı, bu nedenle imzanın borçluya ait olduğunun kabul edildiği, bilirkişi raporuna göre davacının takip miktarı kadar alacaklı olduğu, ipoteğin paraya çevrilmesine ilişkin takipler dışında hesap kat ihtarı usulüne uygun tebliğ şartı olmadığı, bu durumun takibin geçerliliğini etkilemediği, itirazın kaldırılarak takibin devamına karar verilmesinden sonra çıkarılan depo kararının usulüne uygun tebliğ edilmesine rağmen ödemenin yapılmadığı gerekçesiyle davalının iflasına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; a.Usule uygun hesap kat bildirimi bulunmadığından muacceliyet ihtarından da bahsedilemeyeceğini, takip yapılamayacağını,

b. Davacı alacaklının takip yollarından hangisini seçtiğini, takip talebine yazmadığını, icra dosyasından haciz yapan davacı alacaklının aynı zamanda iflas talep etmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu,

d.Müvekkilin iflasını gerektiren bir hal bulunmadığını, yüklü miktarda alacakları olduğunu, yalnızca banka kayıtları üzerinden inceleme yapıldığını,

e.Kabul anlamına gelmemek kaydı ile hesaplanan depo tutarının fahiş ve hatalı olduğunu, müvekkilinin faize kefil olmadığını, müvekkili temerrüde düşürülmediğinden takip öncesi için faiz istenemeyeceğini, faiz oranın fahiş olduğunu beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iflas yoluyla takibe itirazın kaldırılması ve iflas istemine ilişkindir.

Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,

Alınması gereken harç peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

18.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2025/3829, K. 2025/4379, T. 18.12.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2025-3829-e-2025-4379-k-9e0e1c8acb2a