Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/3787 E. 2026/1317 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3787
Karar No
2026/1317
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1351 E., 2025/1291 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/575 E., 2022/660 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 18.06.2016 tarihli genel kurul toplantısında belirlenen metrekare birim bedelleri ile üye kooperatiflere arsa tahsisi yaptığını, davalı kooperatife de 1 20... parsel sayılı taşınmazı 752,406,40 TL bedelle tahsis ettiğini, ayrıca davalı ile yapılan protokolün 6. maddesinde de ön tahsis aşamasında taahhüt edilen ödemelerin zamanında yapılmaması halinde kesin tahsis yapılamayacağı ve tahsisin iptal edileceğinin kararlaştırıldığı, arsa bedeli davalı kooperatifçe eksiksiz ödenmediği için ihtarnameler gönderildiğini ve süre içinde borcun ödenmediğinin anlaşılması üzerine de davalının ortaklıktan çıkarılmasına karar verildiğini, davalı tarafından birlik üyeliğinden ihracına ilişkin dava açılmadığı gibi genel kurula da itiraz edilmediğini, davalı kooperatife tahsis edilen taşınmazın müvekkili Birlik mülküne geri dönmesi gerektiğini ileri sürerek 120 ada, 5 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin ortaklıktan çıkarılmasına ilişkin yönetim kurulu kararına karşı süresi içinde dava açtığını, ihraç kararının kesinleşmediğini, üyeliğin devam ettiğini, bu sebeple açılan davanın hukuki dayanağı olmadığını, davacının ön tahsisi iptal hakkını ancak ön tahsis süreci içinde kullanılabileceğini, davacı müvekkil tarafından yapılan ödemeler yeterli bulduğundan 18.04.2017 tarihinde müvekkiline önce ipotekli olarak satışının yapıldığını, satış bedelini tümüyle aldıktan sonra da 2019 Aralık ayında tapu kaydı üzerinde lehine tesis edilmiş olan ipoteği kaldırdığını, yani kesin tahsisin gerçekleştiğini, kaldı ki 2018 yılı olağan genel kurul toplantısında protokoldeki ön tahsisin iptal edileceği hükmünün genel kurul tarafından kaldırıldığını, bu karara göre davacının ancak gecikme cezası isteyebileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 18.06.2016 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında davalı üye kooperatife dava konusu 120 ada, 5 parsel sayılı taşınmazı 752.406,40 TL bedelle tahsis edildiği, davacı kooperatifin 2017 yılında yapılan genel kurulunda arsa bedellerinin 24 taksitle ödenmesine, taksitlerini iki ay üst üste ödemeyen kooperatiflerin tahsislerinin iptal edilmesine karar verildiği, 2018 yılında yapılan genel kurulda ödemelerini aksatan üye kooperatiflerden aylık %3 gecikme cezası alınmasına, 2019 yılında yapılan genel kurulda ise ödemelerin 3 ay süreyle ertelenmesine, 2017 yılında alınan iki ay üst üste taksit ödemeyen kooperatiflerin tahsislerinin iptal edilmesine ilişkin maddenin kaldırılarak ay içinde ödeme yapmayanlara gecikme cezası uygulanmasına karar verildiği, hali hazırda genel kurul tarafından alınmış eksik ödemeye dayalı arsa tahsisinin iptal edileceğine ilişkin bir genel kurul kararının bulunmadığı, bu nedenle davacının eksik ödemesi veya davalıyı kooperatif üyeliğinden çıkarmasının tapu iptal tescil istemine dayanak olamayacağı, tapuda devir yapılıp her iki tarafça akdin gereği olan edimler ifa edildiğinden eksik ödeme iddiası alacak davasına konu olabilirse de tapu iptali ve tescil istemine neden olmayacağı, davacı tarafından kendi lehine tesis edilen taşınmaz üzerindeki ipoteğin de terkin edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalı tarafından yönetim kurulunun 06.05.2020 tarihli üyelikten çıkarılma kararına yönelik Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açtığı dava neticesinde 2020/307 Esas, 2021/1059 Karar sayılı ilamla ihraç kararının iptaline karar verildiği ve kararın yasa yolları tüketilerek kesinleştiği, davalının üyeliğinin devam etmesi, kesin tahsis işlemi tamamlandığından ve alınan genel kurul kararlarının davalı yönünden de sonuç doğuracak olması sebebiyle söz konusu protokol hükmünün davalı hakkında uygulanmasının mümkün olmadığı, dolayısıyla davalıya tahsis ve satımı gerçekleştirilen taşınmazın tapu kaydının iptalini gerektiren haklı sebebin ispatlanamadığı, ayrıca dava sırasında taşınmazın değeri üzerinden harç ikmalinin sağlanması ve dava da haksız çıkan davacı lehine dava değeri üzerinden vekalet ücreti takdirinin de usule uygun olması karşısında mahkemece verilen kararın isabetli olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalı ile yapılan protokolün 6. maddesinde ön tahsis aşamasında taahhüt edilen ödemeleri zamanında yapmayanlara kesin tahsis yapılamayacağı ve bu taktirde tahsislerinin iptal edileceğinin kararlaştırıldığını, davalının üyeliği devam etse dahi mali yükümlülüklere uymayan davalıya hakkında yapılan tahsisin ve tapunun iptal edilebileceğinin hiç değerlendirilmediğini, davalı kooperatif üyelikten çıkarılmadan da yapılan tahsisin ve tapunun iptal edilebileceğini, alınan bilirkişi raporu kapsamında da davalının müvekkile bakiye borcu olduğunu, bu nedenle davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, aksine dava açmakta sebebiyet veren davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacı birlik tarafından davalı kooperatife tahsis ve devri gerçekleştirilen taşınmazın tapusunun iptali ile davacına adına tescili istemine ilişkindir.

Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.04.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2025/3787, K. 2026/1317, T. 08.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2025-3787-e-2026-1317-k-c90b733f48c9