Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/3360 E. 2025/4088 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3360
- Karar No
- 2025/4088
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/354 E., 2025/184 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; davacı ile davalı idare arasında 29.08.2001 tarihinde sözleşme imzalandığını, ... İkmal İnşaatı işinin 525.000,00 TL keşif bedeli ile davacı şirkete ihale edildiğini, sözleşmede %12,10 oranında ihale tenzilatı kararlaştırıldığını, 25.12.2001 tarihinde Bakanlık onayı ile 2001 birim fiyatları üzerinden %29,40 oranında iş arttırımına gidilip işin keşif bedelinin 154.350,00 TL arttırılarak 679.350,00 TL’ye çıkarıldığını, davacının bu iş sebebiyle 7 no.lu hakedişinin ödenmediğini, işin 17.10.2002 tarihinde geçici kabule hazır hale getirildiğini, bu hakedişin ödenmesi için davalı kuruma başvurulduğunu, 2009 yılına kadar geçici kabulün yapılmadığını, Ağır Ceza Mahkemesinin 2002/145 Esas sayılı dava dosyası ile davacının yargılandığını ve beraat kararı verildiğini, sonrasında geçici kabulün yapıldığını ancak Ardahan Ağır Ceza Mahkemesinin 2002/145 Esas sayılı dava dosyasının Yargıtay incelemesinde olduğundan bahisle kesin kabulün yapılmadığını, davalı idare ile yapılan sözleşme gereğince davalı şirketin 1.013.732,00 TL alacağının olduğunu, bu nedenlerle açılan davanın kabulü ile 10.000,00 TL alacağın 24.10.2002 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili birleşen davada dava dilekçesinde; Ardahan 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/168 Esas sayılı dosyasında görülen davada yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde 1.328.993,40 TL alacaklarının olduğunun tespit edildiğini, bedelin tahsili için ek dava açıldığını belirterek, 1.318.993,40 TL’nin 947.190,40 TL’sinin 31.12.2001, 371.803,00 TL’sinin 31.12.2005 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Asıl ve birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; ikmal inşaatı nedeniyle kurumlarının herhangi bir borcunun bulunmadığını, davacının iddia ettiğinin aksine 7 no.lu hakediş bedeli olarak 585.643,88 TL ödeme yapıldığını ayrıca fiyat farkından kaynaklı 157.965,19 TL ödeme yapıldığını, bu itibarla davacıya toplamda 743.609,07 TL ödeme yapıldığını, her ne kadar davacı 24.10.2002 tarihi itibariyle ticari faiz talep etmiş ise de, Yapı İşleri Genel Şartnamesinin 40. maddesi uyarınca davacının faiz isteme hakkının bulunmadığını, bu durum kabul görmese de kurumlarının herhangi bir kusurunun bulunmaması nedeniyle faiz istenemeyeceğini, ayrıca yapılan iş ticari bir iş olmadığından ticari faiz istenemeyeceğini, dava konusu ihaleye ilişkin yapılmış olan suç duyurusu nedeni ile Ardahan Ağır Ceza Mahkemesinin 2002/145 Esas sayılı dosyası üzerinden devam eden dosyanın da bekletici mesele olarak kabul edilmesi gerektiğini belirterek, açılan asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 04.02.2015 tarihli ve 2012/168 Esas, 2015/104 Karar sayılı kararı ile; asıl dava yönünden davanın kabulü ile 10.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına, birleşen dava yönünden davanın kabulü ile 1.318.993,40 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Mahkemenin 04.02.2015 tarihli kararının süresi içerisinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi’nin 31.03.2016 tarihli ve 2016/174 Esas, 2016/2053 Karar sayılı ilâmı ile, davacı yüklenicinin tüm, davalı iş sahibinin diğer temyiz itirazları reddedilerek, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, kesin hesap alacağı ile güçlendirme bedelinden kaynaklandığı, davacının kendi çıkardığı kesin hakedişe göre 651.738,00 TL kesin hesaptan, 362.000,00 TL de güçlendirme bedelinden olmak üzere toplam 1.013,732,00 TL alacaklı olduğunu ileri sürdüğü, dava dilekçesinde talebini bu şekilde sınırlandırdığı, davalı idare tarafından hazırlanan kesin hesap sonucuna göre ise, yüklenicinin kesin hesaptan 336.541,00 TL, güçlendirmeden ise 228.976,00 TL alacaklı olduğunun kabul edildiği, mahkemece alınan 21.01.2014 tarihli bilirkişi raporunda davacının dava dilekçesinde sınırlandırdığı alacak tutarının da üzerine çıkılarak yüklenicinin kesin hesaptan alacağının 966.541,00 TL, güçlendirme işinden dolayı alacağının ise 362.452,00 TL olarak bulunduğu, bu rapor hükme esas alınmış ise de rapor içeriğinin kesin hesap niteliğinde olmadığı, işin devamı sırasında 6 adet hakediş tanzim edilerek yükleniciye ödeme yapıldığı, 7 no.lu hakediş bedelinin ise ödenmediği, işin kesin hesabının çıkarılması için yapılan tüm işin bedelinin belirlenmesi, bu tutardan yükleniciye hakedişlerle yapılan ödemelerin mahsup edilerek sonuca gidilmesi gerektiği, kesin hesap çıkarılırken Bayındırlık İşleri Genel Şartnamesinin yanlar arasındaki sözleşmenin eki olduğunun (m. 2/F) nazara alınması ve hakedişlere usulüne uygun olarak itiraz edilip edilmediğinin gözetilmesi gerektiği, Bayındırlık İşleri Genel Şartnamesinin 39. maddesinde geçici hakediş raporlarının düzenlendiği, sözü edilen şartnamenin bu maddesine göre yüklenicinin geçici hakedişlere itiraz olduğu takdirde karşı görüşlerinin neler olduğunu ve dayandığı gerekçeleri idareye vereceği ve bir örneğini de hakediş raporuna ekleyeceği dilekçesinde açıklaması ve hakediş raporunu “idareye verilen ...tarihli dilekçemde yazılı şekilde ihtirâzi kayıtla” cümlesini yazılarak imzalaması gerektiği, yüklenicinin itirazlarını bu şekilde bildirmediği taktirde hakedişi olduğu gibi kabul etmiş sayılacağı, şartnamenin bu hükmünün sözleşmenin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'un 287. maddesi gereğince delil sözleşmesi niteliğinde olup, tarafları bağlayacağı ve hakim tarafından re'sen dikkate alınması gerektiği, bu durumda hükme esas alınan bilirkişi raporu kesin hesap niteliğinde olmadığından mahkemece kesin hesap çıkarılması konusunda uzman 3 kişilik yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak Yargıtay denetimine elverişli, açıklayıcı rapor alınması gerektiği gerekçesi ile kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin bozmaya uyarak verdiği 13.11.2019 tarih ve 2016/220 Esas, 2019/568 Karar sayılı kararı ile, asıl davanın kabulü ile 10.000,00 TL'nin 24.10.2002 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleşen dosya yönünden davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; 905.054,75 TL ikmal inşaatı işi bedeli ve 362.452,00 TL güçlendirme işi bedeli olmak üzere toplamda 1.267.506,75 TL'nin, 905.054,75 TL'sine 24.10.2002 tarihinden itibaren, 362.452,00 TL'sine ise 08.09.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Mahkemenin 13.11.2019 tarihli kararının taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nin 08.04.2021 tarih ve 2021/3159 Esas, 2021/1540 Karar sayılı ilamı ile, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer itirazları reddedilerek bozma ilamına uyan mahkemece, bozma doğrultusunda yeniden oluşturulan bilirkişi heyetinden mahallinde yapılan keşif sonucu 16.11.2018 tarihli asıl rapor ve 31.05.2019 tarihli ek rapor alındığı ve bu asıl ve ek rapor hükme dayanak alınarak karar verildiği, düzenlenen asıl ve ek raporun ve verilen kararın bozmaya uygun olmadığı, öncelikle bozma ilamında “davacının kendi çıkardığı kesin hakedişe göre 651.738,00 TL kesin hesaptan, 362.000,00 TL de güçlendirme bedelinden olmak üzere toplam 1.013.732,00 TL alacaklı olduğunu ileri sürdüğü ve dava dilekçesinde talebini bu şekilde sınırlandırdığı” belirtildiği halde mahkemece davacının talebi aşılarak asıl ve birleşen davada toplam 1.277.506,75 TL’ye hükmedildiği, bozma ilamında; kesin hesap çıkarılırken Bayındırlık İşleri Genel Şartnamesinin yanlar arasındaki sözleşmenin eki olduğunun nazara alınması ve hakedişlere usulüne uygun itiraz edilip edilmediğinin gözetilmesi gerektiği açıklanmasına rağmen, hükme esas alınan bilirkişi asıl ve ek raporlarında hakedişlere usulüne uygun itiraz edilip edilmediğinin incelenmediği, bilirkişilerce düzenlenen asıl ve ek rapor Yargıtay denetimine elverişli nitelikte bir inceleme ve hesaplama içermediğinden hüküm tesisi için yeterli bulunmadığı, bilirkişilerce yüklenici ve iş sahibi idarece sunulan kesin hesaplar incelenip karşılaştırılmadığı ve kesin hesaplar arasındaki farklılığın nedeni gerekçeli şekilde izah edilmediği belirtilerek, kesin hesap çıkarılması konusunda işin uzmanı olan kişilerden oluşturulacak üç kişilik yeni bir teknik bilirkişi kurulundan daha önce mahallinde yapılan keşif sonucu elde edilen bulgular, sözleşme ve ekleri, ve tüm dosya kapsamındaki belgeler ve taraflarca sunulan kesin hesap raporları ile ekleri dikkate alınarak yüklenici ve iş sahibi idarece sunulan kesin hesapların incelenip karşılaştırılması ve kesin hesaplar arasındaki farklılığın nedeninin gerekçeli şekilde karşılaştırılıp incelenerek tablo halinde gösterilmesi, kesinti ve mahsuplar incelenip değerlendirilerek, bilirkişilerin mahallinde yaptıkları inceleme sonucu elde ettikleri verilerin ve dosya kapsamındaki tüm belgelerin incelenmesi sonucu ulaştıkları tespitlerin raporda yer alması, sözleşme kapsamı ve sözleşme dışı yapılan iş bedellerinin ve güçlendirme bedelinin hesap yöntemi ve hesap detayları gösterilerek rapora eklenmesi, ara hakedişlere yüklenici tarafından usulüne uygun olarak itiraz edilip edilmediği incelenerek usulüne uygun itiraz bulunmuyorsa yüklenici yönünden kesinleşen miktarların varlığının dikkate alınması, bu ilke ve konuları kapsayan mahkemenin ve Yargıtay’ın denetimine elverişli rapor alınması, raporun bozmaya uygun düzenlenip düzenlenmediği denetledikten sonra karar verilmesi, davacının dava tarihinden önce faiz başlangıcına esas olacak nitelikte temerrüt ihtarnamesi bulunmadığından mahkemece kabul edilen alacağa asıl ve birleşen dava tarihlerinden itibaren faiz işletilmek suretiyle davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile kararın ikinci kez bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin bozmaya uyarak verdiği 21.10.2022 tarih ve 2021/222 Esas, 2022/498 Karar sayılı kararı kararı ile, asıl dava yönünden; açılan davanın kabulü ile; 10.000,00 TL 'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleşen dosya yönünden açılan davanın kabulü ile; taleple bağlılık ilkesi de göz önüne alınarak 651.738,00 TL kesin hakediş bedeli ve 362.000,00 TL güçlendirme işi bedeli olmak üzere toplamda 1.013.732,00 TL'nin birleşen dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Mahkemenin 21.10.2022 tarihli kararının taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Daire'mizin 12.10.2023 tarih ve 2023/1613 Esas, 2023/3256 Karar sayılı ilamında, önceki bozma ilamları özetlenmiş, 08.04.2021 tarihli bozma ilamından sonra mahkemece alınan bilirkişi raporunda, mahallinde yapılan keşif sonucu elde edilen bulguların, sözleşme ve eklerinin, tüm dosya kapsamındaki belgelerin, taraflarca sunulan kesin hesap raporlarının ve eklerinin dikkate alınarak yüklenici ve iş sahibi idarece sunulan kesin hesapların incelenip kararlaştırılmadığı ve kesin hesaplar arasındaki farklılığın nedeninin gerekçeli şekilde karşılaştırılıp incelenerek tablo halinde gösterilmediği, bu durumda bilirkişi raporunun bozma ilamının gereklerini yerine getirmediği ve Yargıtay denetimine elverişli olmadığı belirtilerek, "Değerlendirme" bölümünün son kısmında "mahkemece yapılacak iş; 6100 sayılı HMK’nın 281/3. maddesi uyarınca maddi gerçeğin ortaya çıkması için kesin hesap çıkarılması konusunda işin uzmanı olan kişilerden oluşturulacak üç kişilik yeni bir teknik bilirkişi kurulundan daha önce mahallinde yapılan keşif sonucu elde edilen bulgular, sözleşme ve ekleri, ve tüm dosya kapsamındaki belgeler ve taraflarca sunulan kesin hesap raporları ile ekleri dikkate alınarak, yüklenici ve iş sahibi idarece sunulan kesin hesaplar incelenip karşılaştırılarak ve kesin hesaplar arasındaki farklılığın nedeni gerekçeli şekilde incelenerek tablo halinde gösterilecek, kesinti ve mahsuplar incelenip değerlendirilecek, bilirkişilerin mahallinde yaptıkları inceleme sonucu elde ettikleri verilerin ve dosya kapsamındaki tüm belgelerin incelenmesi sonucu ulaştıkları tespitlerin raporda yer alacak, sözleşme kapsamı ve sözleşme dışı yapılan iş bedellerinin ve güçlendirme bedelinin hesap yöntemi ve hesap detayları gösterilerek rapora eklenecek, ara hakedişlere yüklenici tarafından usulüne uygun olarak itiraz edilip edilmediği incelenerek usulüne uygun itiraz bulunmuyorsa yüklenici yönünden kesinleşen miktarların varlığının dikkate alınacak şekilde belirtilen ilke ve konuları kapsayan mahkemenin ve Yargıtay’ın denetimine elverişli kesin hesabı çıkaracak şekilde rapor almak, raporun bozmaya uygun düzenlenip düzenlenmediğini denetledikten sonra davacının kendi çıkardığı kesin hakedişe göre 651.738,00 TL kesin hesaptan, 362.000,00 TL de güçlendirme bedelinden olmak üzere toplam 1.013.732,00 TL alacaklı olduğunu ileri sürdüğü ve dava dilekçesinde talebini bu şekilde sınırlandırdığı da dikkate alınarak asıl ve birleşen davada verilecek toplam bedelin bu miktarı geçemeyeceği de gözetilip taleple bağlı kalarak belirlenen bedellerin asıl ve birleşen dava tarihlerinden yasal faizleri ile birlikte tahsiline karar vermek ve davalı idare 492 sayılı Harçlar Yasası'nın 13/j maddesi gereğince harçtan muaf olduğundan harçtan sorumlu tutulmamasından ibarettir. Mahkemece, usuli kazanılmış hakka aykırı olacak şekilde, denetime elverişli olmayan rapora göre talep de aşılarak karar verilmesi hatalı olmuştur" gerekçesi ile tarafların diğer temyiz itirazları incelenmeksizin kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacının talebinin dava konusu yapım işi ile ilgili alacaklarının tespiti ve bu alacakların tahsiline yönelik olduğu, davacının davalı ile akdedilen sözleşme konusu edimleri ifa ederek üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirdiği, ancak davalının ceza yargılamasını gerekçe göstererek ödeme yapmaktan kaçındığı, netice itibariyle ceza yargılamasında sanıkların beraatlerine karar verildiği, suç konusu herhangi bir eylemin sabit olmadığının anlaşıldığı, davacının ikmal inşaat işinin 24.10.2002 tarihinde bitirerek teslime hazır hale getirdiği, buna ilişkin 24.10.2002 tarihinde davalı kurum çalışanlarınca mahalline gidilerek yapılan inceleme sonucunda tutanak tutulduğu, tutanağın dosyada mevcut olduğu; güçlendirme işine ilişkin davacı edimlerinin yerine getirildiği ve 08.09.2008 tarihinde davalının güçlendirme işleri sonrası mecuru kullanmaya başladığı, mahkemece alınan raporda davacının her iki işe ilişkin edimlerini yerine getirdiğinin ve teslim tarihleri itibariyle alacağa hak kazandığının rapor edildiği, bu haliyle davacının üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiği ve davalının haksız gerekçelerle ödeme yapmaktan kaçındığı, mahkemece bozma sonrası aldırılan raporların denetime elverişli ve gerekçeli olduğu gerekçesi ile, asıl davanın kabulü ile; 10.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleşen davanın kısmen kabulü ile, taleple bağlılık ilkesi gereği 1.003.732,00 TL'nin birleşen dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Asıl ve birleşen davada davalı vekili temyiz dilekçesinde; a.Mahkemece yeniden bilirkişi raporu alınması yoluna gidilmişse de alınan raporda bozma ilamında aranılan nitelikte bir inceleme yapılmadığını, b.Bozma ilamında dosya içeriğinde bulunan tüm bilgi ve belgelerin dikkate alınması istenildiği halde, Posof Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/4 Değişik İş sayılı dosyası kapsamında alınan bilirkişi raporunun bozma sonrası alınan raporda değerlendirilmediğini, davacının alacaklı olduğunun peşinen kabul edildiğini,
c.Yüklenici tarafından oluşturulan eserin nihai halinin depreme dayanıksız olduğunun bilirkişi raporuyla tespit edildiğini, bu nedenle projeye ve yönetmeliklere aykırı ifadan davacı yüklenici lehine bir alacak hakkı doğmayacağını, bu nedenle davanın reddi gerektiğini,
d.Teknik şartname ve projede yer almayan, idarece de ısmarlanmayan bir takım işler için de ücret talebinde bulunulduğunu, yüklenicinin idarece talep edilmeyen ve şartname yahut projede yer almayan kalemler için ücret talep etme hakkı bulunmadığını,
e.Yüklenici tarafından sözleşme kapsamında alınan işin yerine getirilmediğini, imal edildiği iddia olunan binanın sözleşme ve şartnameye aykırı ve ayıplı olduğunu, depreme dayanıksız olması nedeniyle kullanılamayacağının bilirkişi raporuyla tespit edildiğini, bu durumda üstlenilen iş yerine getirilmiş sayılamayacağından idarenin herhangi bir borcu da olmadığını beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmaların mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan kesin hesap ve güçlendirme bedeli alacaklarının tahsili istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; asıl ve birleşen davada davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Asıl ve birleşen davada davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Davalı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27.11.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.