Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/2494 E. 2026/670 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/2494
- Karar No
- 2026/670
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1878 E., 2025/513 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2016/848 E., 2020/175 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA 1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili kooperatifin bir kısım ortaklarına konutlarını tahsis edip ferdileşme işlemlerini yaparak tapularını verdiğini, konutlarının tapusunu alan bu ortaklardan bazılarının parasal yükümlülükleri yerine getirmemek için kooperatiften istifa ettiklerini, müvekkili kooperatifte parasal yükümlülüklerini yerine getirmiş olsa da, konutunu edinememiş on üyenin bulunduğunu, davalıya üyeliği dolayısıyla dava konusu bağımsız bölümün tahsis edildiğini, davalının parasal yükümlülüklerini yerine getirmediğinden hakkında icra takibi başlatıldığını, davalının 15.05.2014 tarihinde kooperatif ortaklığından istifa dilekçesi verdiğini ve 28.06.2016 tarihinde istifasının kabul edildiğini, istifa eden üyenin istifasının hüküm ve sonuç doğurabilmesi için kooperatiften edinmiş olduğu hakkı, yani konutunu kooperatife iade etmekle yükümlü olduğunu ileri sürerek, davalı adına kayıtlı dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile müvekkili kooperatif adına tesciline, 26.07.2018 tarihli ıslah ile davalı adına kayıtlı dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile müvekkili kooperatif adına tescilini terditli olarak 33.250,00 TL asıl alacak ve 6.450,00 TL işlemiş faiz olmak üzere alacağın gecikme faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin kur'a ile kendisine tahsis edilen bağımsız bölümün kat irtifakı tapusunu 2012 yılında aldığını, 20 13... yıllarında ilave olarak oluşan aidatlar ve 8.700,00 TL şerefiye bedeli, yapı izin bedeli de dahil olmak üzere kooperatife toplam 215.000,00 TL'nin üzerinde ödeme yaptığını, genel kurulda alınan kararlar ve yapılan işlemlerle ilgili olarak net bilgi verilmemesi, şüphe uyandıran aidat talepleri sebebiyle.... Noterliği'nin 15.05.2014 tarihli ihtarnamesi ile kooperatif üyeliğinden istifa ettiğini, Kooperatifler Kanunu hükümlerine aykırı olarak 28.10.2016 tarihinde müvekkilinin istifasının kabul edildiğini, kooperatif eski yöneticileri hakkında suç duyurusunda bulunduğunu, davalı kooperatifin yeni yönetim kurulu başkan ve üyelerinin eski yönetim kurulunun yaptığı yolsuzluk bedellerinin sorumlularına ödetmesi gerekirken tüm borçların üyelerden tahsil ettiklerini belirterek müvekkilinden haksız olarak tahsil olunan aidat ve diğer tahsilatlara karşılık fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 1.000,00 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1.Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacı kooperatife 20 13... yıllarında ilave olarak oluşan aidatlar ve 8.700,00 TL şerefiye bedeli ile birlikte toplam 215.000,00 TL ödeme yaptığını, kat irtifakı tapusunu 2012 yılında aldığını, davacı kooperatifin yolsuz, usulsüz ve keyfi iş, işlem ve eylemleri sebebiyle maddi ve manevi yönden zor durumda olduğunu, davacı kooperatifin kanuna, anasözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı olarak yaklaşık iki yıl dört ay sonra müvekkilinin istifasını kabul ettiğini, kaldı ki bu hususu da dava dilekçesi ile öğrenildiğini belirterek davanın reddini, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2014/125146 Esas sayılı soruşturmanın bekletici sorun olarak kabulüne karar verilmesini istemiştir.
2.Birleşen davada davalı S.S. ... Konut Yapı Kooperatif vekili cevap dilekçesinde; kooperatif ortağı olan davacının, kat irtifakı tapusunu aldıktan sonra kooperatif henüz amacını gerçekleştirmemiş, ortakların tamamına tapularını vermemiş iken ve kooperatif aleyhine kesinleşmiş icra takipleri ile iskân ruhsatının alınabilmesi için ödenmesi gereken kalemlerin varlığı biliniyorken istifa ettiğini, Kooperatifler Kanunu hükümleri uyarınca istifa eden davalının hissesini iade etmesi gerektiğinden müvekkil tarafından asıl davanın açıldığını, davacının şerefiye bedeli dahil 193.000,00 TL civarında ödeme yaptığını, buna rağmen fazla ödeme sebebiyle ödeme talebinde bulunmasının hukuka aykırı olduğunu, kooperatif eski yöneticileri hakkında zimmet iddiası ile açılan davanın yargılanması devam edildiğinden mali sorumluluk davası açılmadığını, aidat toplanmadığında kooperatifin faaliyetlerinin duracağını, davacı tarafından hangi tahsilatın usulsüz olduğu ve bu tahsilatın kim tarafından yapıldığının açıklanmasının gerektiğini, davacının yeni yönetim döneminde hiç ödeme yapmadığını, davacı aidat ve diğer ödentileri talep etmiş ise öncelikle kendisine tahsis edilen taşınmazı kooperatife iade etmesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
3.Birleşen davada davalılar ...vekili cevap dilekçesinde; taleplerin zamanaşımına uğradığını, müvekkillerinin haksız olduğu iddia edilen kooperatif ödemelerinden sorumlu olmadıklarını, haksız bir ödeme söz konusu ise bundan kooperatifin sorumlu olduğundan müvekkillerine husumet yöneltilemeyeceğini, davacının haksız olduğunu iddia ettiği tutarları açıklamadığını, hiç bir somut dayanak ve hukuki sebep göstermediğini, davacının iddia ettiği usulsüzlüklerin müvekkillerinden önceki döneme ait olduğunu, müvekkillerinin kooperatif adına işlem yapmaya yönelik imza yetkilerinin bulunmadığını, müvekkillerinin halen kooperatife üye olduklarını ve ödeme yapmaya devam ettiklerini, mağduriyetlerinin davacıdan çok daha fazla olduğunu, davacının diğer üyeler gibi sorumlu olduğu halde, aidat ödemekten kaçınmasının eşitlik ilkesine aykırı olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
4.Birleşen davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesindeki iddiaların muhatabının kooperatif olduğunu, müvekkilinin davacıdan kendi nam ve hesabına hiç bir ödeme almadığını, müvekkilinin 2012 yılında kooperatif yönetiminden ayrıldığını, kooperatif yönetiminin kendisine düşen daireyi başka bir şahsa satması nedeniyle mağdur edildiğini belirterek davanın reddini istemiştir. 5.Birleşen davada davalılar ... ve ... cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davada davacı vekili 26.07.2018 tarihli dilekçesinde ıslah ile terditli talepte bulunmuş ise de; asıl davada davacı vekilinin bildirdiği terditli talebinin ayrı dava konusu olabileceği, tapu iptali ve tescil talebi ıslah ile terditli davaya dönüşmediğinden talebin davanın ıslahı şeklinde kabul edilemeyeceği, asıl dava yönünden; 1163 sayılı Kanun'un 81/2 maddesi gereğince davacı kooperatifin davalıya ait tapu kaydının iptali ve müvekkili adına tescilini isteme hakkının bulunmadığı, ancak ödentiler kapsamında Haziran 2014-Mayıs-2017 tarihine kadar olan dönem için ödenmemiş bedellerin tahsilinin talep edilebileceği, birleşen dava yönünden ise; davacı üyenin 1163 sayılı Kanunun 62/1 maddesi ve 6102 sayılı Kanun'un 555. maddesi gereğince talep ettiği dolaylı zararının tahsili isteğinde kooperatifi davalı gösteremeyeceği gibi davalı kooperatif yöneticileri aleyhine açtığı davada ise dolaylı zararı kooperatif adına talep etmesi gerektiğinden davanın dinlenebilir olmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı vekili ve katılma yollu asıl davada davalı birleşen davada davacı vekili istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davada davacı tarafça asıl davanın reddine ilişkin hüküm yönünden istinaf yoluna başvurulduğu, istinaf dilekçesinin asıl davada davalı birleşen davada davacı vekiline tebliğ edilmesi üzerine birleşen davanın reddine dair hüküm yönünden katılma yolu ile istinaf başvurusunda bulunulduğu ancak katılma yolu istinafın aynı davanın taraflarına tanınmış bir hak olduğu, asıl davada davalı birleşen davada davacı vekilinin birleşen dava yönünden asıl davada davacı vekilinin istinafına katılması mümkün olmadığı gerekçesi ile asıl davada davalı birleşen davada davacı vekilinin katılma yolu ile istinaf isteminin reddine, asıl dava davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, asıl dava yönünden davalının 15.05.2014 tarihli istifa ihtarının tebliğ tarihi olan 16.05.2014 tarihinde istifasının gerçekleştiği, Kooperatifler Kanunu'nun 81/2. maddesi uyarınca, "taşınmazın geri istenememesi" için iki şartın bir arada bulunması gerektiği ancak davacı kooperatif açısından iki şart da gerçekleşmediğinden Kooperatifler Kanunu'nun 81/2. maddesinin somut olayda uygulanma yeri bulunmadığı gerekçesi ile kararın kaldırılarak asıl davanın kabulü ile dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı kooperatif adına tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Asıl davada davalı vekili temyiz dilekçesinde; davanın aidat borcu ödenmediği gerekçesiyle açılmış bir tapu iptal ve tescil davası olduğunu, kooperatif yöneticilerinin üzerlerine atılı zimmet suçunu işledikleri sabit görülerek cezalandırılmalarına karar verildiğini, kooperatif yöneticilerinin aidatları kooperatif adına kullanmamasına rağmen müvekkilden aidat ödemesini beklenmesi ve sonrasında müvekkil adına tescil edilmiş taşınmaza ilişkin tapu iptal ve tescil istemli dava açılmasının haksız olduğunu, kooperatif yönetimi tarafından kooperatife ait dosyaların inceleme içini verilmediğini, 2014 yılı genel kurul kararının gereği olan yolsuzluk inceleme komisyonları oluşturulmadığını, Bölge Adliye Mahkemesince Kooperatifler Kanunu'nun 81/2. maddesinin somut olayda uygulama yeri bulmadığını belirtilmiş ise de kooperatif yönetimi 18.06.2013 tarihli genel kurulunda tasfiyeye girme kararı alarak tasfiye sürecine girdiğini, kooperatifin tüm ortaklarına konutları teslim etmemiş olması ve borçlarının bulunması gibi sebeplerin kooperatifin amacına ulaşmadığı sonucunu doğurmadığını beyan etmektedir.
2.Asıl davada davacı vekili katılma yollu temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından duruşma açılarak istinaf taleplerinin kabul edildiğini, asıl ve birleşen dava yönünden ayrı ayrı istinaf vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, asıl davada, kooperatif ortaklığından istifa nedeniyle ortaklığa bağlı olarak tapu kaydı devredilen taşınmazın tapu kaydının iptali ile kooperatif adına tescili, mümkün olmaması halinde 33.250,00 TL asıl alacak ve 6.450,00 TL işlemiş faiz olmak üzere alacağın gecikme faizi ile birlikte tahsilini, birleşen davada haksız ödendiği iddia edilen aidatların iadesi istemine ilişkindir.
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre asıl davada davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 8, 10, 11/son ve 17/son maddelerinde, açık kapı ilkesi kabul edilmiştir. Açık kapı ilkesi, iki yönlüdür. Üyelik şartları taşıyanların her zaman kooperatif üyesi olabilmeleri veya kooperatifin üyesi konumunda bulunanların ise üyelikten her zaman ayrılabilmeleri, açık kapı ilkesinin doğal bir sonucudur. Kooperatifin üyesi olabilmek için kooperatifin yetkili organlarınca alınmış bir karar olmasa dahi eylemli olarak kooperatif üyeliğinin benimsenmesi söz konusu olabilmektedir. Dairemizin yerleşmiş uygulamaları da bu yöndedir (Dairemizin 17.10.2024 tarih ve 2024/836 E. - 2024/3550 K.).
Kooperatif üyeliğinin kabulü şartları, 1163 s. Kanun’un 8. maddesinde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Kooperatif üyeliği, kooperatif yetkili organlarının açık bir kabulü ile gerçekleşebileceği gibi bu hususta açıkça alınmış bir karar olmasa da kooperatifin bir kişi ile üye sıfatıyla yazışmalar yapması, onu genel kurullara çağırması, belirli miktarda ödeme kabul etmesi veya konut tahsisi ve teslim etmesi (ferdileştirme) ve tadilata izin vermesi şeklinde zımnen de gerçekleşebilir (Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesi, 09.05.2014 tarih ve 2013/8780 E. - 2014/3626 K.).
Kooperatifler Kanunu'nun 23. maddesi gereğince üyeler arasında eşit davranma yükümlülüğü vardır. Bu yükümlülük karşısında kooperatif, aynı koşulları taşıyan üyeleri arasında eşit işlem yapmak yine yasa ve ana sözleşme ile Genel Kurul Kararlarını uygularken dürüstlük ilkesine uygun hareket etmek, çelişkili davranışlardan kaçınmak yükümlülüğü altındadır.
Kooperatifler Kanunu'nun 81/2. maddesi gereğince, ''Yapı Kooperatifleri, Anasözleşmede gösterilen işlerin tamamlanması, ve ferdi mülkiyete geçirilip, konutların ve/veya işyerlerinin ortaklar adına tescil edilmesi ile amacına ulaşmış sayılır ve dağılır... Amacına ulaşılarak dağılma sürecine girmiş olan Kooperatiflerden çıkan veya çıkarılan ortağın konutu veya işyeri çıkma veya çıkarılma sebebiyle geri alınamaz; Ancak, bu eski ortaklar daha sonra oluşabilecek tasfiye masraflarına katılırlar.'' hükmü yer almaktadır. Yukarıda yer verilen yasal hükümler ve dairemizin yerleşik uygulamalarına göre Kooperatif lerde açık kapı ilkesi gereğince Kooperatife üyelik açık olabileceği gibi zımmi başka bir deyişle eylemli de olabilir. Yukarıda yer verilen açıklamalarda da belirtildiği üzere Kooperatifin bir üyeye konut tahsisi Kooperatif üyeliğinin (zımmen) eylemli olarak kabul edildiği sonucunu doğurur.
Somut uyuşmazlıkta davacı konut yapı kooperatifine normal üye olan davalı, kendisine tahsis edilen A blok, 6 no.lu bağımsız bölümü 04.11.2011 tarihinde ferdileştirme sonucu adına tescil ettirdikten sonra; 15.05.2014 tarihinde kooperatiften istifa etmiş ve yönetim kurulunca 28.10.2016 tarihinde istifası kabul edilmiştir. Tapu belgelerine göre taşınmazların edinme nedeni kooperatif üyeliğinden kaynaklanan tahsise dayanmaktadır.
Diğer yandan kooperatif üyesi kendisine konut tahsisi yapıldıktan sonra kooperatifle ilgili devam eden inşaat finansman giderleri, genel giderler, alt yapı giderleri ve ortak giderler gibi yükümlülükleri yerine getirmemek amacıyla istifa ederse kooperatif üyesi adına tescil edilen konut geri alınabilir. Kooperatif üyesi istifa etse bile kooperatif tarafından sunulan hizmetten yararlanıyor ise genel giderlere katılma sorumluluğu devam eder.
Davacı kooperatif, davalı üyenin istifası nedeniyle tahsis edilen konutu geri istemektedir. Davacının istifa tarihinden önce 09.06.2013 tarihinde yapılan genel kurulun 6. Maddesinde oy birliğiyle kooperatifin tasfiyesi kararı alındığı, aynı genel kurulun 8. Maddesinde ise ortakların verdiği ferdi mülkiyet tapuları ile ilgili tapu tahsis işlemlerinin başlatılıp sonuçlandırılması için yönetim kuruluna oy birliği ile yetki verildiği, dolayısıyla kooperatifin devam eden bir inşaatının bulunmadığı tüm ortaklarına konut tahsisi ve ferdi mülkiyete geçiş kararı almak ve yönetim kurulunu bu hususta yetkilendirmek sureti ile amacına ulaşmış sayılacağı anlaşılmaktadır.
Ancak davacı kooperatifçe bu şekilde tasfiye kararı alınmış olmasına karşılık bir kısım hukuki ihtilaflar nedeni ile tüm ortaklar yönünden ferdi mülkiyet ve tapu tescil işlemlerinin yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda kat irtifak tapularının bir kısım üyelere verilememesi davacı kooperatifin inşaata devam ettiği, amacına ulaşmadığı ve tasfiye girmediği anlamına gelmemektedir. Bu şekilde ferdi mülkiyete geçiş, üyelere konut tahsisi sureti ile fiilen tasfiye aşamasına giren kooperatiflerde ancak ortaya çıkacak genel giderlere katılma yükümlülüğü istifaya rağmen kooperatif hizmetlerinden yararlanan üye yönünden devam edecek olup bu durum Kooperatifler Kanunu 81/2. maddesi gereğince üyeden tahsis edilen konutun geri alınması sonucunu doğurmayacaktır. Zira davalının istifası kooperatife ait yükümlülüklerden kaçınma ve kendisine tahsis edilen konutu geri verme amacı taşımamaktadır.
Yukarıda açıklanan tüm gerekçeler göz önünde bulundurularak asıl davadaki tapu iptal ve tescil istemine yönelik davanın reddine ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmek gerekirken İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görüldüğünden bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.