Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/2464 E. 2026/1940 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/2464
- Karar No
- 2026/1940
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2019/346 E., 2023/193 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, asıl ve birleşen davada davacılar vekili ile davalı müteveffa ... terekesine atanan tasfiye memuru tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA 1. Asıl davada davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin davalı müteahhit ...'dan 19.000,00 TL bedel karşılığında İstanbul ili, ... ilçesi, .... Mahallesi, ... Sokak, ...Apt. No:27'de bulunan 5. normal kat 22 numaralı bağımsız bölümü satın aldıklarını, bedeli ödenerek dairenin teslim edildiğini, davalı müteahhidin dairenin tapusunu vermediğini, müvekkilinin dairenin içerisine bir çok bakım ve tadilat yaptırdığını, bu işler için 10.000,00 TL bedel ödediğini, arsa malikinin kötü niyetli olduğunu, yüklenici ile sulh sözleşmesi yapılmasına rağmen arsa sahibinin muvazaalı olarak arsayı üçüncü kişilere devrettiğini belirterek 5. kat, 22 no.lu bağımsız bölümün tapusunun iptali ile müvekkilleri adına tesciline, aynen ifanın mümkün olmaması halinde rayiç bedelinin tahsiline, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik taşınmazın rayiç değeri için 50.000,00 TL tazminat ve gayrimenkulün içine yapılan iyileştirme bedeli olarak 10.000,00 TL olmak üzere toplam 60.000,00 TL'nin dava tarihinden geçerli faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2. Birleşen davada davacılar vekili dava dilekçesinde; İstanbul 3. Tüketici Mahkemesinin 2011/294 Esas sayılı dosyasında açtıkları davada, aynen ifanın mümkün olmadığının ve davacının dairenin güncel bedeli ve iyileştirme giderlerini davalıdan talep edebileceğinin ortaya çıktığını, davanın karar aşamasında olduğunu, davada bir kez ıslah hakkını kullandıkları için son bilirkişi raporu doğrultusunda dava miktarı ile zarar arasında mevcut farkın iadesi bakımından ek dava açılması zarureti hasıl olduğunu bildirilerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 151.800,00 TL alacağın 10.03.2011 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1-Asıl davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde; taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacıların ayıp ihbarında bulunmadıklarını, davacı talebinin terditli olmasının da usul ve yasaya aykırı olduğunu, olayda müvekkillinin kusuru veya kötü niyetinin söz konusu olmadığını, davacıların kötü niyetli olduğunu, davacıların iyileştirme bedeli adı altında talepte bulunmasının mümkün olmadığını, davaya konu konutun 11 yıllık, yeni sayılabilir bir daire olduğunu, bu nedenle konuta yapılacak iyileştirme işlerinin keyfi ve ihtiyari olduğunu, buna ek olarak fiş, fatura ve benzeri nitelikte herhangi bir delil ortaya konulmadığını, davacının yaklaşık 11 yıldır daireden faydalandığını, bu şekilde en az 150.000,00 TL gibi bir tasarruf sağladığını veya bu oranda menfaat elde ettiğini, müvekkili aleyhine karar oluşturularak tazminata karar verilecekse davacıların konutta elde ettiği ve edeceği kullanım kaynaklı kazancın mahsup edilmesi gerektiğini beyan etmektedir.
2-Asıl davada Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin sözleşmenin tarafı olmadığını, müvekkilinin iyi niyetle bedelini ödeyerek daireyi arsa sahibinden satın aldığını, davacının satın aldığı taşınmaza ilişkin sözleşmeyi tapuya şerh vermediğini, tapu kaydına şerh düşürmemesi karşısında tapu kaydına güvenerek taşınmazı iktisap eden müvekkilinin bu durumdan sorumlu tutulamayacağını beyan ederek davanın reddini istemiştir.
3-Asıl davada davalı ... cevap dilekçesinde; davada taraf sıfatı olmadığını ve davayı kabul etmediğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
4-Asıl davada dahili davalı ... cevap dilekçesinde; arsa maliki olmanın dışında dava ile bir ilgisi olmadığını ve kat karşılığı inşaat sözleşmesinin Şişli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2000/139 sayılı kararı ile feshedildiğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
5-Asıl davada dahili davalılar ..., ... ve ... davaya cevap vermemiştir.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 03.05.2016 tarihli kararı ile; ana gayrimenkulun 10504 adadaki 22, 23... . parseller üzerine inşa edildiği, parsellerin birleştirilmediği, kat irtifakı veya kat mülkiyeti kurulmadığı, ilgili belediyeden onaylı bir projesininde bulunmadığı, kaçak yapı niteliğinde olduğunu, bu nedenler de yüklenici olan davalı ...'ın tapu iptali ve tescil edimini yerine getirmesi mümkün görülmediği, davalı yüklenici ...'ın arsa maliklerine karşı olan yükümlülüklerini de yerine getirmemiş olması nedeniyle yükleniciden yer alan davacıların alacağın temliki hükümlerinden yararlanarak arsa malikleri ve mirasçıları olan davalılardan bir talepte bulunamayacakları, ancak sözleşme yaptıkları davalı yükleniciden zararlarının tazminini talep edebileceğinden dolayı davacıların tescile yönelik talebinin ve arsa malikleri ve mirasçılarına karşı taleplerinin reddine, tazminat talebi yönünden, davacıların kendisine teslim edilmeyen taşınmaz mal nedeni ile davalı yüklenicinin edimini yerine getirmemesinden kaynaklanan zararını ve taşınmazın rayiç değerini asıl ve birleşen davalı yüklenici ...’den isteme hakkı olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Mahkemenin 03.05.2016 tarihli kararının süresi içinde asıl ve birleşen dava davalısı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi'nin 03.04.2018 tarihli, 2017/6143 Esas, 2018/2630 Karar sayılı sayılı ilamı ile rayiç bedel konusunda bilirkişi heyeti raporları arasında çelişki bulunduğu, bilirkişilerden çelişkiyi giderecek şekilde denetime elverişli rapor alması gerekirken alınmadığı, rayiç bedele hükmedildiğinde rayiç değerin içerisinde zaten iyileştirme masrafları da bulunduğundan ayrıca iyileştirme bedelinin tahsiline hükmedilmesinin doğru olmadığı, davacı taraf tacir olmadığı gibi taraflar arasında ticari işletme ile ilgili sözleşme ilişkisi bulunmadığından yasal faiz üzerinden karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Mahkemenin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dava yönünden; mahkemenin 17.10.2019 tarihli, 2011/294 Esas, 2019/6805 Karar sayılı kararında, davacıların tapuya tescil istemlerinin reddine, davalılar ..., ..., ..., ..., ... ve ... yönünden açılan davanın reddine karar verildiği, verilen ilk kararın bu hükümlerinin temyiz edilmeksizin kesinleştiği gerekçesiyle bu talepler ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, davalı ... yönünden açılan asıl ve birleşen dava yönünden ise; mahkemece 18.04.2022 tarihli bilirkişi heyet ek raporunun benimsendiği, davacının dava tarihi itibarıyla tespit edilen 153.000,00 TL’nin davalı ...'dan tahsilini talep edebileceği, davacıların iyileştirme bedeli talebi yönünden, bozma ilamına göre, rayiç bedele hükmedildiğinde rayiç değerin içerisinde zaten iyileştirme masrafları da bulunduğundan ayrıca iyileştirme bedelinin tahsiline hükmedilmesi doğru olmayacağı, taraflar arasında ticari işletme ilgili sözleşme ilişkisi bulunmadığından yasal faiz üzerinden karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, iyileştirme bedeli talebinin reddine, birleşen davanın ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Asıl ve birleşen davada davacılar vekili temyiz dilekçesinde; alınan bilirkişi raporlarının çelişkiyi gidermediğini yetersiz olduğunu, taşınmazın dava tarihindeki güncel değerinin eksik tespit edildiğini, iyileştirme bedelinin rayiç bedel içerisinde değerlendirilemeyeceğini, avans faizine hükmedilmesi gerektiğini beyan etmektedir.
Asıl ve birleşen davada davalı müteveffa ... terekesi tasfiye memuru temyiz dilekçesinde; zamanaşımı nedeniyle davanın reddi gerektiğini, davacı tarafın taşınmazı kullanımı nedeniyle elde ettiği menfaatin, tazminat miktarından mahsup edilmesini, ... Terekesinin nakit mevcudu bulunmadığından adli yardım taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre asıl ve birleşen davada taraflar arasındaki uyuşmazlık taşınmaz satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptal, tescil ve alacak istemine ilişkindir.
Davalı müteveffa ... terekesi tasfiye memuru temyiz dilekçesinde, ölenin terekesinin TMK’nın 612 ve devamı maddeleri gereğince iflas hükümlerine göre tasfiye işlemlerinin yapıldığını belirterek, terekenin nakit mevcudu bulunmadığından adli yardım talebinde bulunmuştur.
Adli yardım talebi temyiz yoluna başvuru sırasında istendiğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 336 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, adli yardım talebini inceleme görevi Yargıtay'a aittir.
Adli yardım, 6100 sayılı Kanun'un 334 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan maddelere göre, adli yardımın şartları, ödeme gücünden yoksun olma ve talebin açıkça dayanaktan yoksun olmamasıdır. Adli yardım talebinde bulunan gerçek kişi veya tüzel kişinin yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mâli durumuna ilişkin belgeleri de mahkemeye ibraz etmesi gerekir. Adli yardım talebinde bulunanın ödeme gücünden yoksun olup olmadığı, bu belgeler incelenerek belirlenecektir.
Bu açıklamalarla birlikte davalı tarafın temyiz yoluna ilişkin adli yardım talebi değerlendirildiğinde; davalı müteveffa ...’ın terekesinin TMK’nın 612 ve devamı maddeleri gereğince iflas hükümlerine göre tasfiye işlemlerinin yapıldığı, terekenin nakit mevcudu bulunmadığından temyiz harçlarının yatırılmadığı, ödeme gücünden yoksun olma kriterinin gerçekleştiği anlaşıldığından temyiz incelemesi bakımından adli yardım talebinin oy birliğiyle kabulüne karar verilerek temyiz incelemesine geçilmiştir.
1-Davalı müteveffa ... terekesi tasfiye memurunun temyiz dilekçesinde, davalı ...’ın 27.06.2023 tarihinde vefat ettiğini, müteveffanın en yakın yasal mirasçıları tarafından İstanbul 13. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 10.07.2023 tarihli, 2023/653 Esas, 696 Karar sayılı kararı ile mirasın kayıtsız ve şartsız reddedildiğini, İstanbul 13. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 10.10.2024 tarihli, 2024/3 Esas, 2024/18 Karar sayılı kararı ile terekenin TMK’nın 612. ve devamı maddeleri gereğince iflas hükümlerine göre tasfiye işlemlerinin yapılmasına karar verildiğini ve tasfiye memuru atandığını bildirdiği görülmektedir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 612. madde hükmüne göre; en yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan miras, sulh mahkemesince iflâs hükümlerine göre tasfiye edilir. Tasfiye sonunda arta kalan değerler, mirası reddetmemişler gibi hak sahiplerine verilir.
Terekenin iflâs hükümlerine göre tasfiyesine karar verilmesiyle mirasbırakan hayatta iken, mirasbırakanın aleyhine açılan veya onun başkalarına karşı açtığı davalar ise ikinci alacaklılar toplantısından on gün sonrasına kadar durur (İİK m. 194).
Yukarıdaki açıklamalar ışığında dava konusu somut olay değerlendirildiğinde; temyiz aşamasında asıl ve birleşen dava davalısı ...’ın vefat ettiği ve en yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından mirasın reddolunması nedeniyle terekenin iflas hükümlerine göre tasfiyesi gerekeceğinden 2. alacaklılar toplantısının yapılmasının beklenilmesi sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın re'sen bozulması gerekmiştir.
2. Bozma nedenine göre taraf vekillerinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı müteveffa Kemal Günbay terekesi tasfiye memurunun adli yardım talebinin kabulüne,
2. Temyiz olunan Mahkeme kararının re'sen BOZULMASINA,
3. Bozma nedenine göre taraf vekillerinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan harçların istek halinde taraflara iadesine, Dosyanın kararı veren Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 06.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.