Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/22 E. 2025/2584 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/22
Karar No
2025/2584
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/605 E., 2024/883 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/956 E., 2020/379 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 26.06.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ...'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 20.03.2013 tarihli elektronik ücret toplama, araç içi yolcu bilgilendirme, kamera ve akıllı durak sistemi işine ait sözleşmenin akdedildiğini, toplu taşıma araçlarında kullanılacak ücret toplama, akıllı durak sistemi, akıllı kart ve araç bilgilendirme, güzergah ve araç takip sistemleri, araç içini ve dışını görebilen kamera sistemlerinin kurulum ve işletilmesinin 10 yıl süreyle müvekkili tarafından üstlenildiğini, kurulum ve işletme masrafları ile sistem işletme yükümlülüğünün müvekkilinde olması karşılığında toplanan cironun KDV dahil %2.17'sinin müvekkiline verilmesinin kararlaştırıldığını, davalı tarafça müvekkiline gönderilen 01.03.2018 tarihli ve 12.04.2018 tarihli yazılar ile belirlenen cezanın ödenmesinin istendiğini, sözleşmenin 16/6 maddesine göre ceza tahakkuk ettirilmesi gerektiğini, kesinti süresinde idarenin kısmi gelir elde ettiğini, elde edilen gelirin de mahsubu gerektiğini, yine ceza hesaplamasında esas alınan en yüksek cironun kesintiden önceki dönem itibariyle belirlenmesinin de makul olacağını ileri sürerek, müvekkilinin 2.670.645,24 TL ceza nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; sözleşmenin 16. maddesinde davacı yüklenicinin sistemin bakım ve onarım ihtiyacını karşılamak ve teknik destek sağlamak üzere Ankara'da yeterli sayıda personel ve ekipman bulundurmasının, yedek parça temini ile birlikte sistemin güncel olarak çalıştırılmasının, oluşturulacak ekibin 365 gün süresince idarenin hizmeti yürüttüğü saatler dahilinde ve 7/24 esasıyla hizmet vermesinin, sistemin sözleşme süresince kesintisiz işletilmesi için yedek parça stoku bulundurulmasının kararlaştırıldığını, sözleşmenin 16/6. maddesinde emre amadeliğin %99,9'dan az olması ve kesinti halinde yedek sistemin devreye alınamaması durumunda her bir saat için o tarihe kadar gerçekleşen en yüksek ciro bedeli üzerinden ceza uygulanmasının öngörüldüğünü, 24.01.2018 tarihinde 1.30 - 13.36 saatleri arasında, yine 29.03.2018 tarihinde 7.03 - 10.03 saatlerinde veri tabanında sistemde yer alan bütün ünitelere, yükleme noktaları, poslar, kiosklar, kullanım noktası validatörleri başta olmak üzere akıllı duraklar vs. sisteme ait unsurlarda belirtilen saatlerde hiçbir veri akışı sağlanamadığını, otobüs ve raylı sistemlerin ücretsiz taşıma yapmak zorunda kaldıklarını, her iki kesinti için talep edilen cezaların sözleşmeye uygun olduğunu, emre amadeliğin 10 yıllık dönem için hesaplanmasına ilişkin itirazın kabul edilemez olduğunu, elde edilen gelirlerin cezadan düşülmesi sözleşmeye uygun olmadığı gibi kesinti döneminde olması gereken gelirlerin de davacıdan ayrıca tahsil edileceğini, ceza ve hizmet bedeli olan gelirler ayrı kalemler olmakla birbirlerini tamamlamalarının mümkün olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında sözleşmenin 16.maddesinde sistemin %99,9 oranında hizmete amade tutulması aksi takdirde ceza uygulanmasının öngörüldüğü, iki ayrı kesinti nedeniyle davalı kurum tarafından ceza uygulanarak davacıdan talep edildiği, davacının sözleşmeye göre bunların tolerans kapsamında kaldığı bu nedenle cezai şartın talep edilemeyeceği iddiasıyla borçlu olmadığının tespiti talebiyle derdest davanın açıldığı, davacının sözleşme kapsamında üstlendiği sistemi kurarak işletmeye başladığı, sistemde dava konusu iki hizmet kesintisinin oluştuğu, hizmet kesintisinin varlığı ve süresinin taraflar arasında ihtilaflı bulunmadığı, uyuşmazlığın verilen hizmetteki kesintinin ve buna bağlanan hukuki sonuç olan cezai şartın uygulanmasının gerekip gerekmediği, gerekiyorsa hangi sürenin (bir günlük, bir aylık, bir yıllık mı yoksa on yıllık) esas alınacağı noktasında toplandığı, 16.16. maddede yer alan düzenlemenin cezai şart niteliğinde olduğu, taraflar tacir olduğundan indirim talep edilemeyeceği, taraflar arasında ihtilaflı olan hususun sistemin %99,9 oranında hizmete amade tutulması %0,1'lik tolerans oranının hangi sürede uygulanacağı noktasında toplandığı, bu konuda sözleşmede açık bir hüküm bulunmadığından sözleşmedeki boşluğun TTK 1/2.maddesi kapsamında mahkemece yorumla giderilmesi gerektiği, sözleşme konusu işlem spesifik olup başka örneği bulunmadığından ticari örf ve adet bulunmadığı, mahkemece TTK 1/2 yollamasıyla TMK 1/2 maddesi dikkate alınarak sözleşmedeki tölerans miktarının bir yıllık periyod esas alınarak hesaplanması gerektiği, dava konusu kesintilerin bir yıl baz alındığında tolerans oranı çıkartıldığında 474.323,09 TL ceza tahakkuk ettiği ve davacının bu miktardaki cezayı ödemesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davacının, davalıya 2.196.322,15 TL borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde taraflar vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1- Davacı vekili temyiz dilekçesinde; sözleşmenin 16. maddesinde emre amadeliğin %99,9'dan az olmayacağının belirlendiğini, sözleşmenin 2013 yılında yürürlüğe girdiğini, sadece 2 kesinti yaşandığını, hesaplamanın 10 yıllık sözleşme süresi esas alınarak yapılması gerektiğini, 16.16 maddenin genel işlem koşulu niteliğinde olduğunu, sözleşmenin düzenleyen aleyhine yorumlanacağına ilişkin genel ilke nedeniyle belirtilen maddenin sözleşmeyi düzenlemiş olan davalı aleyhine, müvekkili lehine yorumlanması gerektiğini, bu itibarla sözleşmede düzenlenmemiş olan kesinti tolerans süresinin hesaplanmasına ilişkin hangi sürenin esas alınacağı konusunda davalı aleyhine yorum yapılması ve 10 yıllık sözleşme süresi esas alınarak tolerans süresinin belirlenmesi gerektiğini, bilirkişi raporunda en yüksek ciro bedeli tespit edilmeden cezai şart hesaplandığını, en yüksek cironun 257.484,29 TL'den çok daha düşük olduğunun sistem kayıtlarından tespit edilebileceğini, eksik inceleme ve araştırmayla karar verildiğini beyan etmektedir.

2- Davalı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilinin toplu taşıma hizmeti veren bir kamu kurumu olduğunu, vatandaşların toplu taşıma araçlarını kullanabilmesi için gerekli akıllı kart ve biletlerin satışı, yüklenmesi ve kullanımının sağlanması gerektiğini, bu hizmetlerin herhangi birinde yaşanacak bir kesintinin kamu hizmetinin verilmesini engelleyeceğini, bu nedenle sistemin kesintisiz olarak 7/24 çalışmasının kararlaştırıldığını, bu hususun sözleşmenin 15, 18, 16/9 ve 16/10 maddelerinde tüm donanım ve ekipmanların, bilgi işlem merkezinin, güç kaynağının kesintisiz çalışacağı ve yine kesintisiz işletim için gerekli yedek parçaların stoklanacağı belirtilmek suretiyle birçok kez vurgulandığını, davaya konu kesintilerin yaşandığı dönemde vatandaşların kartlarına yükleme yapamadıklarını, binişlerin sistemde görülmediğini, vatandaşların zarar görmemesi için hizmetin ücretsiz verilmek zorunda kalındığını, müvekkilince yapılan hesaplamanın süre ve esas alınan en yüksek ciro miktarı itibariyle sözleşmeye uygun olduğunu, bilirkişi rapor ve ek raporlarının hükme elverişli olmadığını, kesinti olması durumunda dahi yükleme ve harcama verilerinin offline olarak tutulması ve yedek sistemlerin devreye girmesiyle sisteme aktarılması gerekirken verilerin sisteme işlenemediğini, kamu zararı oluştuğunu, tolerans süresinin 1 gün 24 saat hesabıyla 1,44 dakika değil de, 1 yıllık periyota göre 1.84 saat hesaplanmasının izah edilemediğini beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkindir.

1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Taraflar arasında düzenlenen 20.03.2013 tarihli sözleşme ile kurulum ve tüm masrafları yüklenici tarafından karşılanmak üzere davalı Belediye sınırlarında çalışan ve çalışacak olan tüm toplu taşıma araçlarında elektronik ücret toplama, akıllı durak sistemi, akıllı kart ve araç içi bilgilendirme, güzergah ve araç takip sistemleri ve araç içini ve dışını gören kamera sistemlerinin ve bu sistemde olması gereken teknik yeterlilik şartları ile sistemden beklenen işletme fonksiyonlarının kurulması ve işletilmesi işi kararlaştırılmıştır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.

Sözleşmenin 4. maddesine göre yüklenici tüm masraflarına karşılık olarak toplanan günlük ciro üzerinden KDV dahil %2,17 oranında pay alacak olup, işin süresi sözleşmenin imzalanmasından itibaren on yıldır. Yine 16.16 maddesinde göre ise “kurulacak olan bilgi işlem merkezi, lokal takip merkezleri ve bağlı donanımların emre amadeliği (server uptime) %99,9'dan az olamayacaktır. Telekom hatlarından kaynaklanan arızalar dışında bilgi işlem merkezi lokal ofislerden sürekli erişiliyor olacaktır. Kesinti olması durumunda yedek sistemler anında devreye alınacaktır. Kesinti olması ve yedek sistemin devreye alınamaması durumunda yükleniciye her bir saat için o tarihe kadar gerçekleşen en yüksek saatlik ciro bedeli üzerinden ceza uygulanacaktır" düzenlemesi mevcuttur.

Davalının 12.04.2018 tarihli yazısı ile 29.03.2018 günü saat 07: 03... :03 saatleri arasında veri tabanında akışın sağlanmadığının tespit edildiği, sözleşmeye göre en yüksek cironun 257.784,29 TL olup, üç saatlik ceza tutarının 773.352,87 TL’nin kurum hesabına yatırılmasının istendiği, 01.03.2018 tarihli yazı ile ise 24.01.2018 günü saat 01: 30... :36 saatleri arasında veri akışının sağlanamadığı, sözleşme kapsamında yapılan hesaplamaya göre 1.897.292,37 TL ceza tutarının kuruma ödenmesinin talep edildiği anlaşılmıştır.

Bilirkişi raporu ve ek raporunda sistemin %99,9 oranında hizmete amade tutulması gerektiği, sözleşmenin 16.16. maddesinde düzenlenen %0,1'lik tolerans oranının hangi zaman dilimini içereceğine dair net bir düzenleme bulunmadığı belirtilmiş, bir ve on yıllık periyotlara göre hesaplama yapılmıştır. Mahkemece sözleşmede açık bir hüküm bulunmadığından sözleşmedeki boşluğun TTK’nın 1/2. maddesi kapsamında yorumla giderilmesi gerektiği gerekçesiyle bir yıl baz alınarak yapılan tolerans hesabı hükme esas alınmış ise de; sözleşmenin tüm maddeleri birlikte değerlendirildiğinde sistemin 7 gün 24 saat esasına göre çalışır vaziyette olması gerektiği, yüklenicinin hak ettiği iş bedelinin günlük olarak ödendiği, arıza durumunda gün içinde hemen müdahale edilmesinin kararlaştırıldığı anlaşıldığından sözleşmenin 16.16. maddesinde düzenlenen %0,1'lik tolerans oranının günlük periyoda göre hesaplanması gerekmektedir.

O halde mahkemece yapılacak iş; bilirkişi kurulundan tolerans oranının günlük periyoda göre hesabını içeren ek rapor almak, buna göre davacının sorumlu olduğu ceza miktarını belirlemek ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir.

Açıklanan nedenlerle kararın bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle,

1. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan davacıya verilmesine,

Takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan davalıya verilmesine,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde taraflara iadesine,

Dosyayı kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,26.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2025/22, K. 2025/2584, T. 26.06.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2025-22-e-2025-2584-k-e7a7588f4af4