Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2024/3687 E. 2025/2602 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3687
Karar No
2025/2602
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1235 E., 2024/696 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2014/440 E., 2019/756 K.

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili, davalı vekili ile fer'i müdahil vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA 1. Davacı-birleşen dava davalı alt yüklenici vekili asıl dava dilekçesinde; davalı yüklenici şirket ve dava dışı ..., ... ile dava dışı arsa sahibi arasında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, kendilerinin yüklenici şirket ile yaptığı ... Noterliğinin 03.04.2008 tarih ve 8483 yevmiye nolu “Düzenleme Şeklinde İnşaat Sözleşmesi" ve bu sözleşmeyi tadil eden 20.06.2008 tarihli İnşaat Ek Sözleşmesi ile taşınmaz üzerinde yapılacak inşaatın yapım işini üstlendiklerini, devam eden süreçte yapılan inşaat miktarının sözleşmede kararlaştırılan miktara göre arttığını, diğer taraftan yapılan ödemelerin de kesildiğini, yüklenici şirketten kaynaklanan bu sebeplerle inşaatın kararlaştırılan sürede bitirilemediğini, bunun yanında inşaatın tamamı olmasa da sözleşmede belirtilen miktardan daha fazla işin sözleşmede kararlaştırılan tarihte bitirildiğini, ... Teknik Üniversitesi aracılığıyla hazırlanan 05.04.2012 tarihli teknik raporda, işin %95,03 oranında tamamlandığı ve brüt inşaat alanının 43.321,0204 m² olduğunun belirlendiğini, kalan iş bedelinin ödenmesi için ihtarname gönderildiğini, yüklenici şirketin genel kurulunda kendilerine ödeme yapılması için karar da alındığını ancak ödemenin yapılmadığını, sözleşme kapsamında olmamasına rağmen taşınmazda bulunan elektrik trafosunun deplasesi işinin de kendileri tarafından yapıldığını, bu konuda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığını, bu işin bedelinin de ödenemediğini, sözleşmenin 14/son maddesinde temerrüt halinde davalı şirketin yapılan işin %15’i oranında tazminat ödemekle yükümlü olduğunu, keşide edilen ihtarnameye rağmen ödeme yapılmadığını ve davalı şirketin temerrüde düştüğünü, açıklanan nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 50.000,00 Euro inşaat yapım bedeli ve 4.297.967,8133 Euro cezai şartın fiili ödeme günü itibariyle Türk Lirası karşılığının faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı-birleşen dava davalı alt yüklenici vekili 03.04.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile inşaat yapım bedeline ilişkin talebini 10.701.443,07 EURO’ya yükseltmiştir.

2. Davalı-birleşen dava davacı yüklenici vekili birleşen dava dilekçesinde; müvekkili şirketin, dava konusu 18 parsel sayılı taşınmaz üzerinde kat karşılığı inşaat yapmak üzere, arsa sahibi ... ile anlaştığını, müvekkilinin söz konusu sözleşme uyarınca yükümlendiği inşaat yapım işini... Noterliğinin 03.04.2008 tarih ve 8483 yevmiye nolu Düzenleme Şeklinde İnşaat Sözleşmesi ve 20.06.2008 tarihli İnşaat Ek Sözleşmesine istinaden taşeron olarak davalı şirkete verdiğini, 03.04.2008 tarihli sözleşmesinin 11. maddesine göre işin tamamlanma süresinin inşaat ruhsatının alındığı tarihten itibaren 24 ay olduğunu, inşaat ruhsat tarihinin 17.10.2008 tarihi olduğuna göre, inşaatın bitirilip teslim edilmesi gereken tarihin 17.10.2010 tarihi olması gerektiğini, karşı tarafın, işin miktarının arttığı dolayısıyla teslim süresinin uzadığı yönündeki iddiasının gerçeği yansıtmadığını, zira taraflar arasında imzalanan 22.08.2007 tarihli adi yazılı sözleşmede inşaat alanının 33.375,73 m² olarak yazıldığını, işin maliyetinin; 33.275,73 m² x 515,50 Euro = 17.153.638,82 Euro olduğunun kararlaştırıldığını, karşı tarafın sözleşmedeki yükümlülüğünün aksine kendilerine hiçbir surette teminat mektubu vermediğini, buna rağmen davalıya 17.214.514,08 Euro ödeme yapıldığını, bağımsız denetim şirketince yapılan incelemeye göre göre inşaatın % 76,31 oranında bitirildiği ve inşaat alanının ise 33.387, 41... olduğunun tespit edildiğini, yine İstanbul 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2012/46 D. İş sayılı dosyasında tespit yapıldığını, 23.07.2012 tarihli bilirkişi raporunda, inşaatın % 75’inin tamamlanmış sayılabileceği ve tamamlanma bedelinin 4.757.704,50 Euro + KDV olduğu ve bu işlerin ikmali için 150 takvim gününe ihtiyaç bulunduğunun anlaşıldığını, son olarak dava dışı .... Gayrimenkul Hizmetleri Danışmanlık Tic. A.Ş. tarafından inşaatın değeri konusunda ekspertiz yaptırıldığını, buna göre; A bloğun getirebileceği aylık kira bedelinin; 157.255,00 USD, B bloğun getirebileceği aylık kira bedelinin; 103.259,00 USD, C bloğun getirebileceği aylık kira bedelinin: 70.957.00 USD olmak üzere toplam 331.472,00 USD olduğunu belirterek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalının inşaatı teslim etmesi gereken 17.10.2010 tarihinden dava tarihine kadar olan 24 aylık süre boyunca mahrum kaldığı kira bedeli olan 331.472,00 USD x 24 ay = 7.955.328,00 USD’nin fiili ödeme günü itibariyle Türk Lirası karşılığının Amerikan Doları cinsinden mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı ile birlikte davalıdan tahsilinin talep edildiğini, davalı ile yaptıkları anlaşma gereği m² başına ödenecek olan 570,00 Euro olduğu cihetle inşaatta tamamlanmayı bekleyen işlerin kalem kalem saptanarak bedellerinin tespiti ile masrafın m2 / 570,00 Euro’yıı aşması halinde aşan kısım kadarıyla davalıdan tahsiline, ancak inşaat toplam maliyetinin davalıya evvelce yapılan 17.153.638,82 Euro ödemeyi aşması halinde tamamlama masrafının tümüyle davalıdan tahsiline, inşaatın kendileri tarafından tamamlanmasına izin verilmesine karar verilmesi talep edilmiştir.

II. CEVAP 1. Davalı-birleşen dava davacı yüklenici vekili cevap dilekçesinde; davacının üstlendiği yapım işlerinin tamamlanma süresinin 20.10.2010 tarihi olduğunu; davacı tarafa gönderilen ihtarnameler ile işin tamamlanması ve teslimi ile aksi takdirde sözleşmenin 18. maddesindeki cezaların talep edilebileceği, sözleşmenin fesih edilebileceği ayrıca müvekkili şirketin uğradığı kira kaybının ve müspet zararların talep edileceğinin ihtar edildiğini, sözleşmenin 11/3.- 11/5. - 7. maddesine aykırı davranan davacının keyfi şekilde sözleşme hükümlerini hiçe sayarak işin tamamlanma tarihini 01.05.2014 tarihine ertelemesinin maddi gerçeğe ve sözleşme hükümlerine aykırı olduğunu; %75’i tamamlanan binada davacı tarafın müvekkilinden alması gereken bedelin 19.030.818,00 Euro x %75 =14.273.113,50 Euro+KDV=16.842.273,03 Euro olduğunu; davacı tarafa 17.214.514,08 Euro ödendiğini, müvekkilinden alacağının olmadığını, davalı yanın inşaatı tamamlayıp teslim etmemesi nedeniyle oluşan kira kaybı alacakları için ayrıca dava açıldığını, taraflar arasındaki inşaat sözleşmesinin cezalar başlıklı 18/son maddesinde, avans veya hakedişlerin ödenmemesi halinde ödemelerin yapılacağı para cinsine göre Merkez Bankası kısa vadeli avans faizine uyguladığı faiz oranı uygulanarak bulunacak gecikme faizinin hakedişe ilave edileceğinin yazıldığını, bu konuda sözleşmede ayrıca hüküm olduğundan, sözleşmenin 14/son maddesinde kararlaştırılan koşulun hakediş ödemelerine uygulanmasının mümkün olmadığını, sözleşmeyi müvekkilinin haksız ihlal etmediğini, davacıya yaptığı işin bedeline karşılık fazlası ile ödeme yaptığını savunarak davanın reddini istemiştir.

2. Davacı-birleşen dava davalı alt yüklenici vekili birleşen dava cevap dilekçesinde; işin zamanında tamamlanmamasının, müvekkili şirket tarafından yapılan imalat bedellerinin zamanında ödenmemesi ve başlangıçta tahmini 20.500,00 m² belirlenen inşaat miktarının uygulama projeleri ile yaklaşık 45.000,00 m²’ye ulaşmasından kaynaklandığını, düzenlenen hak edişlerle o güne kadar yapılan işin bedeli olan 7.946.223,34 Euro’nun kendilerine ödenmediğini, düzenlenen 05.04.2012 tarihli teknik raporda, brüt inşaat alanının 43.321,0204 m², inşaat tamamlanma oranının %95,03 olarak belirlendiğini, müvekkilinin açmış olduğu alacak davası tarihine kadar yapılan toplam imalat bedeli olan KDV dahil 29.429.849,93 Euro’dan müvekkiline ödenen toplam 17.207.769,42 Euro’nun düşülmesi ile kalan KDV dahil 12.222.080,51 Euro bakiyenin müvekkili şirketin alacağı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 2014/440 Esas, 2019/756 Karar, 31.10.2019 tarihli kararı ile asıl davada davanın kısmen kabulü ile inşaat yapım bedelinden kaynaklanan 10.701.443,07 Euro ve 4.191.664,13 Euro tazminat alacağının dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4-a maddesi uyarınca işletilecek yasal faizi birlikte ve fiili ödeme günündeki T.C. Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden TL karşılığının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, birleşen davada; yerinde görülmeyen davanın reddine, karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 2014/440 Esas, 2019/756 Karar, 31.10.2019 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı-birleşen davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 2020/993 Esas, 2020/1624 Karar, 14.03.2022 tarihli kararı ile davalı-birleşen davada davacı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulü ile İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 31.10.2019 tarih ve 2014/440 Esas, 2019/756 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, asıl davanın kısmen kabulü ile inşaat yapım bedelinden kaynaklanan 50.000.00 Euro ve cezai şart alacağı olarak 3.201,042,58 Euro tazminat alacağının dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4-a maddesi uyarınca işletilecek yasal faizi birlikte ve fiili ödeme günündeki TC Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden TL karşılığının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine; birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1.Bölge Adliye Mahkemesinin 2014/440 Esas, 2019/756 Karar, 31.10.2019 tarihli kararının süresi içinde taraflar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, tarafların sair temyiz itirazlarının reddi ile, sözleşmede inşaat alanı ve hesaplamasına dair bir hüküm olmamasına rağmen TTK 1/ 2. maddesince Türkiye’deki hesaplama yöntemi konusunda araştırma yapılmadan, raporlar arasındaki çelişki giderilmeden ve sözleşmede açıkça sözleşmenin “anahtar teslimi” esasına göre yapıdığı hüküm altına alınmış olmasına rağmen tamamlanma oranının “shell and core” sistemine göre belirlenmesi nedeni ile eksik araştırma ve hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğu mahkemece yapılacak işin; ilgili meslek odalarına müzekkere yazılarak söz konusu tadilat projelerine esas inşaat alanının ulusal mevzuat, standart ve normlara göre Türkiye’de nasıl belirlendiği ve hesaplandığı, Türkiyede’ki uygulamada inşaat alanına nelerin dahil olup olmadığının sorulup tespit edildikten sonra konusunda uzman teknik bilirkişilerden oluşturulacak yeni heyetten rapor alınarak, bu belirleme uyarınca davacı birleşen dosya davalısının sözleşme kapsamında yaptığı işin kaç m2 olduğu, mevcut tadilat projesi üzerinden hesaplanan değer ile mahkemece hükme esas alınan rapordaki değerin arasındaki farkın mahal mahal nereden kaynaklandığı, her iki sonuçtan farklı bir inşaat alanı bulunursa bunun detaylı ve diğer iki hesapla karşılaştırmalı dökümünün tespit edilerek Türkiyede’ki hesaplama yöntemine göre brüt inşaat alanının belirlenmesi, tespit edilen inşaat alanına göre işin zamanında yapılıp yapılmadığı ve davalı birleşen dosya davacısının ödemede temerrüde düşüp düşmediği, eksik iş olup olmadığı ve varsa giderim bedelinin de belirlenerek sonucuna göre asıl ve birleşen davalarda kazanılmış haklar da dikkate alınarak hüküm kurulmasından ibaret olduğu belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

2. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyulmasına, asıl davanın kısmen kabulü ile inşaat yapım bedelinden kaynaklanan 50.000,00 Euro ve 2.556.608,09 Euro cezai şart alacağının dava tarihiden itibaren 3095 sayılı Yasanın 4-a maddesi uyarınca işletilecek yasal faizi ile birlikte ve fiili ödeme günündeki T.C. Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden TL karşılığının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının dava konusu ettiği 12.392.792,79 Euro alacağına ilişkin kısmın reddine, Birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı-birleşen davalı vekili temyiz dilekçesinde;

a.Alacağın 50.000,00 Euro'yu aşan kısmının zaman aşımına uğradığı gerekçesi ile ret olunmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi heyetinin usule uygun belirlenmediğini ve bu husustaki itirazlarının gözardı edildiğini, bilirkişi raporlarının bozma ilamına uygun olarak düzenlenmediğini, meslek odasından gelen cevaba uygun olmadığını geçerli hesap normu olan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğindeki esas ve tanımlara göre hesaplama yapılmadığını, itirazlarının değerlendirilmediğini, karşılanmadığını, çelişkinin giderilmediğini, inşaat imalat m²'sinin hatalı hesaplandığını, tadilat projesinde yer alan 33.387,40 m² alan emsal alan olmayıp, toplam inşaat alanıdır değerlendirmesinin hatalı olduğunu, fore kazık ve zemin iyileştirme imalatlarının birim fiyata dahil olduğuna ilişkin değerlendirmenin hatalı olduğunu, anahtar teslimi ile shell&core sisteminin birbirine alternatif olmadığını, inşaat alanına dahil edilmesi gereken imalatların inşaat alanına dahil edilmemesinin hatalı olduğunu, emsal alan ile inşaat alanı arasında farklılık fore kazıklı ankarajlı betonarme, blok ana girişleri, otopark alanı üstündeki açık teras alanları, katlardaki açık alanlar, kat ve çatı terasları, binalar arasındaki köprüler, çatının büyütülmesi, cephe kaplaması ve cephenin hareketliliğinden kaynaklanan alan büyümesi gibi imalatlardan kaynaklandığını, sözleşmenin 7. maddesinde iş miktarında meydana gelen artışların işin bedeline ekleneceğinin belirtildiğini, inşaatın süresi içinde tamamlandığını, beyan etmektedir.

2. Davalı-birleşen davacı vekili temyiz dilekçesinde; davacının toplam 17.097.127,71 Euro iş bedeli alacaklı olduğunun tespit edildiğini, karşı tarafa toplam 17.242.984,43 Euro ödendiğini, bu nedenle davacının iş bedeli olarak davalıdan alacaklı olmadığını, aksine kendilerinin 145.856,72 Euro fazla ödemede bulunduğunu, bu halde İstinaf Mahkemesinin, hesap hatası nedeniyle kendi içinde çelişkiye düşen kararının, hatasız şekilde tesis edilmesi halinde davalı müvekkilinin ödemede temerrüde düşmediği, bilakis yapması gerekenden daha fazla ödeme yapmış olduğu tartışmaya mahal vermeyecek şekilde açıklığa kavuştuğunu, bu halde İstinaf Mahkemesinin 26.09.2024 tarihli, hesap hatasına dayalı kararının temyizen incelenmesi sonucunda bozularak bakiye iş bedeli olmadığından asıl davanın (tamamen) reddine karar verilmesi gerekirken davanın sehven yapılan hesap yanlışı nedeniyle kabulüne karar verilmiş olmasının bozmayı gerektirdiğini, müvekkili temerrüde düşmediğinden, dava tarihi itibariyle davacının herhangi bir iş bedeli alacağı bulunmadığından, ödenmeyen bir imalat bedelinden ve ödenmeyen imalat bedeli veya sözleşme bedeli üzerinden hesaplanacak bir cezai şart hak veya alacağı bulunduğundan da söz edilemeyeceğini, diğer taraftan kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacının 54.000,00 Euro alacağı olduğunun kabulünde dahi, davalının toplam işin %0.38’ini ödemediği için 2.556.608,09 Euro gibi, sözde iş bedeli alacağının yaklaşık 500 katı kadar fahiş bir cezai şarta hükmedilmesinin de gerek somut olayın şartları ve hayatın olağan akışı gerekse Yargıtay'ın kökleşmiş içtihatları ile bağdaşmadığını, müvekkili tarafından karşı davalıya yapılması gerekenden daha fazla ödeme yapıldığını, bu hususun Bölge Adliye Mahkemesinin taraf itirazlarını reddederek benimsediği bilirkişi raporunda ve 24.10.2024 tarihli tavzih kararında belirttiği üzere sabit olduğunu, inşaatı zamanında bitiremeyerek müvekkilini, sözleşme konusu işi başkasına tamamlatmak zorunda bırakan davacının birleşen davadaki taleplerden sorumlu olduğunu, birleşen davanın kabulü gerekirken reddinin hatalı olduğunu, yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden değişen rakamlara göre tekrar hesaplama yapılarak yeni yargılama gideri ve vekalet ücreti miktarlarının da tashih kararında belirtilmesi gerektiğini, bilirkişi raporlarında tespit edilen inşaat alanına göre davacı karşı davalı tarafça sözleşme ile kendisine verilen işin zamanında yapılmadığı çok açık ve belirgin bir şekilde tespit edilmiş olduğu halde ne asıl dava ne de birleşen dava aşamasında bu hususların değerlendirilmediğini, davacının talep edebileceği kdv tutarının hatalı hesaplandığını, temerrüt yönünden eksik inceleme yapıldığını, beyan etmektedir.

3. Fer'i Müdahil ... vekili temyiz dilekçesinde; hesaplama hatası yapıldığını, 33.387,40 m² ve %75 bitirme oranına itirazlarının olmadığını, mahkemenin kdv ekleyerek hakediş bedeli hesaplamasının yerinde olmadığını, davacının kusurlu iken ifaya ekli cezai şartı talep edemeyeceğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla takdir edilen bedelin de fahiş olduğunu beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, asıl ve birleşen davalarda eser sözleşmesi uyarınca alacak ve cezai şart istemlerine ilişkindir.

1. Taraflar arasında bina inşasına ilişkin eser sözleşmesi imzalanmış olup, uyuşmazlık yapılan işin miktarı, işin anahtar teslimi olup olmadığı, işin süresinde bitirilip bitirilmediği, iş bedelinin zamanında ödenip ödenmediği ve sözleşmeye göre cezai şart bedelinin koşullarının oluşup oluşmadığı konularından kaynaklanmaktadır. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda; Alman Standartları Ensititüsü (...), ... ve ....’nun Britanya uygulaması olan ... ve Amerikan Standartı olan ASTM’nin ölçüm standartları baz alınarak inşaat alanı hesaplaması yapılmış ve bu hesaplama ile tespit edilen 43.321,02 m² iş miktarı ile shell and core sistemine göre tespit edilen tamamlanma oranı esas alınmış, bu tespite göre yapılan değerlendirme sonucunda asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine dair verilen karar davalı-birleşen davacı vekilince istinaf edilmiştir. Yapılan istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi kararında; belediye başkanlığına verilen tadilat ruhsat başvurusunda belirtilen 33.387.40 m² olan toplam metrekare üzerinden, shell and core sistemine göre belirlenen tamamlanma oranı göz önünde bulundurularak hesaplama yapılmış, yapılan hesaplama neticesinde tespit edilen iş miktarı ve bedeline göre de ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Verilen karar, taraf vekillerince yasal süresi içerisinde temyiz edilmiştir. Dairemiz 14.03.2022 günlü bozma ilamı ile; sair temyiz itirazlarının reddine; tadilat projesindeki inşaat alanı olan 33.387,40 m² ile İTÜ tarafından tespit edilen ve hükme esas alınan raporda da benimsenen 43.321,02 m² arasında 9.933,62 m² gibi bir fark olduğu, böyle bir farkın hangi mahallerden kaynaklandığı, inşaat alanına giren ve girmeyen mahallerin detaylı olarak ve tadilat projesi ile İTÜ raporu arasındaki farkları gösterir şekilde belirlenmesi gerektiği, TTK 1/2. maddesince Türkiye’deki hesaplama yöntemi konusunda, ilgili meslek odalarına müzekkere yazılarak söz konusu tadilat projelerine esas inşaat alanının ulusal mevzuat, standart ve normlara göre Türkiye’de nasıl belirlendiği ve hesaplandığı, Türkiye’deki uygulamada inşaat alanına nelerin dahil olduğu sorulup tespit edildikten sonra konusunda uzman teknik bilirkişilerden oluşturulacak yeni heyetten rapor alınarak, davacı birleşen dosya davalısının sözleşme kapsamında yaptığı işin kaç m² olduğu, mevcut tadilat projesi üzerinden hesaplanan değer ile mahkemece hükme esas alınan rapordaki değer arasındaki farkın mahal mahal nereden kaynaklandığı, her iki sonuçtan farklı bir inşaat alanı bulunursa bunun detaylı ve diğer iki hesapla karşılaştırmalı dökümünün yapılarak Türkiye’deki hesaplama yöntemine göre brüt inşaat alanının belirlenmesi, sözleşmede açıkça sözleşmenin “anahtar teslimi” esasına göre yapıldığı hüküm altına alınmış olmasına rağmen tamamlanma oranının “shell and core” sistemine göre belirlenmesinin de hatalı olduğu, sonuç olarak tespit edilen inşaat alanına göre işin zamanında yapılıp yapılmadığı ve davalı birleşen dosya davacısının ödemede temerrüde düşüp düşmediği, eksik iş olup olmadığı ve varsa giderim bedelinin de belirlenerek sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği belirtilerek taraflar yararına kararın bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyulmuş, kök ve ek bilirkişi raporlarında belediye başkanlığına verilen tadilat ruhsat başvurusunda belirtilen 33.387.40 toplam metrekarenin hesaplamaya esas alınması gerektiği belirtilmiş, anahtar teslimi esasına göre belirlenen tamamlanma oranına göre hesaplama yapılmıştır. Mahkemece bu esaslara göre yapılan hesaplama neticesinde asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Davalı-birleşen davacı tarafın tavzih-tashih talebi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen 24.10.2024 tarihli ek karar ile imalat bedelinin tespiti noktasında hesaplama hatası yapıldığı, ancak bu hatanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun ilgili hükümleri uyarınca hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçların, tavzih, tashih veya tamamlama yoluyla esas hükmün sınırlandırılması, genişletilmesi ve değiştirilmesi mümkün olmadığından bahisle düzeltilemediği, ancak tazminat hesabının maddi hata kapsamında değerlendirilebileceği belirtilerek asıl davada hüküm altına alınan tazminat miktarı düzeltilmiş, diğer tashih talepleri reddedilmiştir.

2.Yargıtay tarafından bozulan ve Yargıtay'ın bu bozma kararına gerek iradi ve gerekse kanuni şekilde uymuş olan mahkeme, bozma kararı doğrultusunda inceleme yapmak ve hüküm kurmak zorundadır. Mahkemece bozmaya uyulduğuna göre, usulî kazanılmış hak ilkesi uyarınca bozma doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılıp karar verilmesi gerekir. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyulmasına karşın bozmanın gereği yerine getirilmemiş, aşağıda açıklandığı üzere bozma ilamında gösterilen esaslara uyulmadan hazırlanan bilirkişi raporu doğrultusunda karar verilmesi doğru olmamıştır.

3. Taraflar arasındaki sözleşmede, teslimin teknik şartname ve belediyeden onaylı projeye uygun olarak yapılacağı kararlaştırılmıştır. Sözleşmece inşaatın teknik şartnameye göre yapılacağı kararlaştırılmış olmasına rağmen yargılama safahatında teknik şartname dosyaya kazandırılmadan bilirkişi raporlarının alındığı anlaşılmıştır. Bu durumda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219 vd. maddeleri de dikkate alınarak teknik şartnamenin dosyaya ibrazının sağlanması, teknik şartnamenin temin edilmesi halinde ek rapor veya gerekmesi halinde yeniden rapor alınmak suretiyle onaylı proje ile teknik şartname birlikte değerlendirilerek yapılan toplam inşaat alanının tespit edilmesi, asıl ve birleşen davanın bu şekilde çözümlenmesi, kazanılmış haklar da dikkate alınarak sonucuna uygun karar verilmesi, ibraz edilmemesi halinde HMK'nın 219. maddesi gereğince değerlendirme yapılması gerekmektedir.

4. Bozma ilamından sonra alınan bilirkişi raporunda; bu taraftan fore kazık sisteminin, inşaatın kazısı için yapılan bir iksa sistemi olduğu, alan büyümesi olarak değerlendirilemeyeceği belirtilmişken diğer taraftan taraflarca imza altına alınan 5 adet hakediş raporunun incelenmesinde fore kazık ve zemin iyileştirme imalatlarının sözleşmede belirtilen 570 Euro/m² birim fiyata dahil olduğu, inşaat imalatına dahil toplam pursantaj oranları içerisinde yer aldığı ve bu imalata ait olan %12 pursantaj oranının hakedişlerde hesaplandığının görüldüğü ifade edilmiştir. Teknik şartnamenin ibraz edilmemesi veya dosyaya kazandırılmaması halinde bozmadan sonra alınan bilirkişi raporunda fore kazık imalatının alan büyümesine dahil edilemeyeceği açıklanmasına rağmen, fore kazıkların ayrık kalem olarak geçici hakedişlere dahil edilerek düzenlendiğinin belirtilmesi kendi içerisinde çelişki oluşturduğu anlaşıldığından bu çelişki giderilmeden karar verilmesi de doğru olmamıştır.

5. Diğer taraftan, 24.10.2024 tarihli tavzih kararına da konu olan hesaplamanın hatalı yapılması ve bu yanlış hesaplamaya dayalı olarak birleşen davadaki taleplerin değerlendirilmesi de doğru olmamıştır.

Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın bozulması uygun bulunmuştur.

VII. KARAR Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının taraflar yararına BOZULMASINA,

Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden taraflara iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

30.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/3687, K. 2025/2602, T. 30.06.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2024-3687-e-2025-2602-k-4ac124cb80fb