Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/1160 E. 2026/691 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1160
- Karar No
- 2026/691
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 57. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2640 E., 2024/162 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 31. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/290 E., 2022/556 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince ayrı ayrı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, ... Bankası tarafından ihaleye çıkarılan projede finansal analist kilit uzman olarak çalışması için davalı tarafından müvekkiline teklifte bulunulduğunu, müvekkilinin teklifi kabul ederek davalı tarafından projede finansal uzman olarak gösterildiğini, tarafların günlük 300 Euro, 110 günlük çalışma süresi üzerinden sözel ve mail yoluyla anlaştıklarını, süreçte müvekkilinin başkaca iş tekliflerini reddettiğini, ancak davalının ihaleyi kazandıktan sonra müvekkilini projeden saf dışı bırakmaya, çalışma süresini 60 güne indirmeye çalıştığını, davalının 27.03.2018 tarihli mail ile müvekkilinin projenin 14- 15... tarihindeki .... konferansına katılım ücretini ödeyerek kendisiyle çalışmak istemediklerini bildirdiğini ve 600,00 Euro ücretini ödendiğini, davalının ihaleyi kazanmasında müvekkilinin CV'sinin etkili olduğunu, ancak davalının anlaşmaya aykırı davrandığını, ihale teklifinde puan almak için müvekkilinin özgeçmişini kullandığını, müvekkilinin iş takvimimi bu işe göre ayarladığını ve başkaca iş tekliflerini geri çevirdiğini maddi kaybı oluştuğunu, ihale sürecinde karşılıksız çalıştığını, bu işten elde edeceği gelirden mahrum kaldığını ve maddi kaybının giderilmediğini, davalıya gönderilen ihtarnameden sonuç alınamadığını, davalının sözleşmeden dönmesinin mümkün olmadığını, yapılan sözleşme gereğince 60 çalışma günü 1 sene içerisinde uygulanması gerektiğinden bu anlaşmanın yerine getirilmesini ve müvekkilimin toplam alacağının yasal faizi ile birlikte belirlenerek davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, mahkemenin yetkisiz ve görevsiz olduğunu, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davalı ile sözleşme kurulamadığını, sunulan mail yazışmaları ile tarafların ücret ve çalışma koşulları yönünden iradelerin hiçbir zaman uyuşmadığının anlaşılacağını, davacının özgeçmişinin ihale sürecinde davacının bilgisi dahilinde kullanıldığını, görüşmelerin özenle ve dürüstlük kuralına uygun sürdürüldüğünü, ancak davalının dürüstlük kuralına aykırı olarak sürekli yeni tekliflerde bulunarak anlaşma sağlanamamasına neden olduğunu ve aksine davalının müvekkilini mağdur ettiğini, ihale makamına durumu izah ile yeni aday sunma durumunda kaldıklarını, kabul edilen aday ile sözleşme imzalandığını, davacının ihalenin kazanılmasında özgeçmiş ve itibarının etkili olduğu iddiasının kabul edilemeyeceğini, müvekkilinin kurulmak istenen sözleşmenin anlaşma sağlanarak kurulamaması nedeniyle davalıya karşı bir yükümlülüğünün bulunmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki husumetin kaynağının finansal danışmanlık sözleşmesinin karşılıklı kabul ile kurulup kurulmadığı kaynaklı olduğu, davalının dünya bankası tarafından ihaleye çıkarılan ve ... Bankası aracılığı ile uygulamaya konulan projede yer aldığı, davalı şirket ile davacı arasında projede finansal danışman olunması hususunda görüşmeler yapıldığı, tarafların beş yıl sürede 110 gün günlük 300,00 Euro karşılığında anlaşma sağladığı, davalının ihale teklif projesinde davacının "..." pozisyonunda adının geçtiği, itibar edilen bilirkişi raporuna göre proje ihalesinin davalı şirketçe kazanılmasında davacının adının projede yer almasının etkili olduğu, proje süreci devam ederken davalı şirketin sözleşme bedelinde değişiklik yapmak istediği, taraflar arasında bu hususta uzlaşma sağlanamadığı ve projede birlikte çalışmaya devam edilemediğinin anlaşıldığı, taraflar arasındaki yazışmalar ve projede davacının kilit uzman olarak yer alması karşısında taraflar arasında hiç bir şekil şartına tabi olmayan sözleşmenin kurulmuş olduğunun kabulü gerektiği, davacının talebinin haklı olduğu ancak uzun vadeli projede taraflar arasında birlikte çalışma devam etmediğinden davacı alacağının 60 günlük hizmet bedeli kadar belirlenmesinin hakkaniyetli olacağı kanaatine varılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirket ile davacı arasında davalının yer aldığı projede finansal danışman olunması hususunda görüşmeler yapıldığı, davalı şirketin ihale teklif projesinde davacının "..." pozisyonunda adının geçtiği, bunun davalının ihaleyi kazanmasında etkisinin bilirkişi raporu ile tespit edildiği ve davacının Euro hesabına 09.04.2018 tarihinde gönderilen 600,00 Euro'ya ait ödeme dekontu ile sözleşme görüşmeleri sırasında davalı tarafça para gönderildiği anlaşıldığından, taraflar arasındaki temel uyuşmazlığın sözleşmenin kurulmasından ziyade sözleşmenin koşulları ve ücrete ilişkin olduğunun kabul edilmesi gerektiği, ancak mahkemece karar verilen bedelin ne şekilde ve hangi verilere göre belirlendiğinin tespit edilemediği, davacının projenin ilk safhasının gerçekleştirilmesi bakımından bir bedel talep edebileceği, davalı firma tarafından ihale kazanılmadan önce yapılan teklifin 5 yıl üzerinden olduğu, ihalenin kazanılmasında davacının proje danışmanı olarak sunduğu CV ve proje kapsamındaki sunumlarının etkisinin olacağı görüşü ile bu kapsamda ihalenin kazanılmasından sonra 5 yıllık teklifin 1 yıl ve 60 saate indirilmesinin hakkaniyete uygun olmadığı, taraflar arasındaki yazışma ve sunulan deliller kapsamında fiili bir anlaşmanın bulunduğunun kabul edilmesi gerektiği, dava tarihi itibariyle dava karşılığı 110 gün x 300,00 Euro bedel üzerinden hesaplanan 198.954,00 TL bakımından hesaplamaların kabul edilebilir olduğu gerekçeleriyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne ve İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına ve davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1-Davacı vekili temyiz dilekçesinde, tarafların 110 günlük çalışma için günlüğü 300,00 Euro üzerinden sözel ve mail vasıtası ile anlaştıklarını, davalının ihaleyi kazanmasına rağmen müvekkilinden gizlediğini, teknik destek ihalesi hazırlanırken davalının müvekkilinin tecrübe ve birikiminden istifade ettiğini, bu kapsamda müvekkilinin eski bir kalkınma bankası çalışanı olması dolayısıyla davalının ihaleyi kazanması için kulis çalışmaları yaparak toplantılarda stratejik tavsiyelerde bulunduğunu, davalının ihaleyi kazanmasında müvekkilinin CV'sinin önemli olduğunu, ihale değerlendirmesinde müvekkilinin davalıya 14 puan kazandırdığını, müvekkilinin ihale kapsamında önemli bir belge olan projede çalışmaya hazır ve uygun olduğuna dair belgeyi imzaladığını,buna rağmen müvekkilinin ihalenin kazanılmasından sonra devre dışı bırakıldığını, davalının imzalamak istediği yazılı sözleşmenin hatalar içeren bir sözleşme olduğunu bu nedenle müvekkili tarafından düzeltmeler yapılmasının talep edildiğini ve tarafların 110 gün çalışma programı üzerinden anlaştıklarını, müvekkiline projenin 14-15 Mart ayında gerçekleşecek toplantısının son ana kadar bildirilmeyip, müvekkilince katılması sonrasında ödemesinin yapıldığını, müvekkilinin dava konusu işe güvenerek iş tekliflerini reddettiğini, projeden çıkarıldığı için maddi yönden sıkıntıya düştüğünü, ihtarname ile talep edilmesine rağmen zararının ödenmediğini, dava sürecindeki döviz kurları gözetildiğinde hükmedilen tutarın aşırı düşük olduğunu beyan etmektedir.
2-Davalı vekili temyiz dilekçesinde, mahkemenin yetkisiz ve görevsiz olduğunu, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, taraflar arasında sözleşmenin kurulduğuna dair kabulün hatalı olduğunu, sözleşmenin esaslı unsurları yönünden taraf iradelerinin hiçbir zaman uyuşmadığını, müvekkilinin teklifinin davacı tarafından hiçbir zaman kabul edilmediğini, sürekli proje ve müvekkilinin bütçesini aşar nitelikte yeni teklifler sunulduğunu, projenin davacının uzmanlık alanındaki bir proje olmadığından jeotermal alandaki uzmanlarının özgeçmişlerinin davacından daha etkili olduğunu, ihaleye sunulan teklifin kazanılmasında asıl etkili olanın teklif sunan şirketlerin referansı olduğunu, davacı ile anlaşılamaması nedeniyle ihale makamına davacının yer aldığı finansal kilit uzman değişikliği talebinde bulunduklarını ve ihale makamının itirazsız kabul ettiğini, bunun davacının ihalenin kazanılmasında etkili olmadığını gösterdiğini, müvekkilinin ilk teklifi değiştirdiği gerekçesinin kabul edilemeyeceğini, davacının talebinin imtina ettiği gelirlerin tespiti olmasına rağmen mahrum kalınan kâr tespit edilmeksizin karar verildiğini, taraflar arasında sözleşme kurulduğu düşünülse dahi, hesaplamanın hatalı olduğunu, İlk Derece Mahkemesince 60 gün üzerinden karar verilmekle davacı tarafından istinaf edilmemesine rağmen Bölge Adliye Mahkemesi tarafından 110 gün üzerinden karar verildiğini, sözleşmenin kurulduğu kabul edilen tarihteki kur üzerinden sözleşme bedilenin hesaplanması gerektiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe 1-Uyuşmazlık danışmanlık hizmet alımı sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Öncelikle sözleşme ilişkisi kurulup kurulmadığı üzerinde durmak gerekir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) 1 ve devamı maddelerinde sözleşmenin kurulması ve hükümleri düzenlenmiş olup; sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla (rızalarını beyan etmeleriyle) kurulur (TBK 1/1). Taraflar sözleşmenin esaslı noktalarında uyuşmuşlarsa, ikinci derecedeki noktalar üzerinde durulmamış olsa bile, sözleşme kurulmuş sayılır (TBK 2/1). İkinci derecedeki noktalarda uyuşulamazsa hâkim, uyuşmazlığı işin özelliğine bakarak karara bağlar (TBK 2/2). Bu hükümlerin sonucu olarak, icap ve kabul ile yani önerinin diğer tarafça kabul edilmesi ile birbirine uygun karşılıklı irade açıklaması gerçekleştiğinden sözleşme ilişkisi kurulmuş olur. Öneri ve kabul iradelerinin birleşmesi ve sözleşmenin kurulması için tarafların bir arada bulunması gerekmez. Kanunun (TBK) 4/2. maddesinde, telefon, bilgisayar gibi iletişim sağlayabilen araçlarla doğrudan iletişim sırasında yapılan önerinin, hazır olanlar arasında yapılmış sayılacağı düzenlenmiştir. Kabul için süre belirlenmeksizin hazır olmayan bir kişiye yapılan önerinin, zamanında ve usulüne uygun olarak gönderilmiş bir yanıtın ulaşmasının beklenebileceği ana kadar, önereni bağlayacağı (TBK 5/1), öneren, kanun veya işin özelliği ya da durumun gereği açık bir kabulü beklemek zorunda değilse, öneri uygun bir sürede reddedilmediği takdirde, sözleşmenin kurulmuş sayılacağı (TBK 6/1) düzenlemeleri, hazır olmayanlar arasında da öneri ve kabule ilişkin irade beyanları ile sözleşmenin kurulacağını ortaya koymaktadır. İrade açıklaması açık veya örtülü (zımni) olabilecektir (TBK 1/2). "Beyanın anlam ve konusu hiçbir yoruma ve karışıklığa meydan vermeyecek şekilde beyan vasıtalarından, yani kullanılan söz, yazı veya işaretlerden anlaşılıyorsa, bu, açık bir irade beyanıdır. Zımnî irade beyanı ise, iradenin varlığını gösteren davranışı ifade eder. Bu anlamda, açık olmayan her türlü irade beyanı, zımnî irade beyanıdır. İrade beyanının anlamının, yani sonuç iradesinin doğrudan doğruya söz veya işaretlerden çıkmaması, anlaşılmaması hâlinde, zımnî irade beyanı söz konusu olur. Başka bir deyişle, zımnî irade beyanlarında beyan sahibinin davranışı, işlem iradesini dolaylı bir şekilde ifade eder; onun davranışından, dolaylı olarak işlem iradesine sahip olduğu sonucu çıkar (Eren, Fikret: Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, 11. Baskı, İstanbul 2009, s. 124). Bu esaslar doğrultusunda somut olay bakımından sözleşme ilişkisinin varlığı değerlendirildiğinde, taraflar arasında yazılı bir danışmanlık hizmet alımı sözleşmesi bulunmamaktadır. Davaya konu danışmanlık sözleşmesi hakkında taraflar arasındaki görüşmeler 19.07.2017 tarihinde davalının davacıya gönderdiği mail ile davaya konu projede finansal analist kilit uzman olarak CV'sinin uygun görüldüğü ve çalışmak isteyip istemeyeceğinin sorulması üzerine başlamış ve davacı tarafından aynı tarihli mail ile pozisyonun uygun olduğu ve detay ve tekliflerin bildirilmesi istenilmiş, davacının davalı şirket yetkilisine gönderdiği 22.09.2017 tarihli mail ile de pozisyonu için şartlarının günlük 400,00 Euro ve aylık 15-20 günlük çalışma olduğunu bildirilmiş, davalı şirket yetkilisince ise aynı tarihli mail ile bütçenin 110 günlük çalışmaya izin verdiği ve günlük 300,00 Euro önerildiği bildirilmiştir. Davalı şirket yetkilisince, davacının katılım sağladığı... toplantısına yapılan davete dair 20.02.2018 tarihli mailde, davacının 14-15 Mart ayında düzenlenecek olan... konferansından haberdar olabileceği, bu toplantının diğer ortaklarla başlangıç toplantısı yapmak için ideal olduğu, davacının bu toplantıda olmasının arzu edildiği, ancak bundan önce ihaleye davacının katılımı hususunda görüşmek üzere ne zaman davalı şirket merkezinde olabileceği sorulmuş, davacı tarafından da aynı tarihli mail ile projeye katılımını görüşmek üzere Çarşamba veya Perşembe müsait olacağı, son tekliflerini göndermelerini istediği bildirilmiştir. Davacı tarafından davalı şirket yetkilisine gönderilen 05.03.2018 tarihli elektronik postada ise, ilk yıl için verilen 60 günlük teklifin demotive edici olduğu, toplamda 5 yıllık süre için 144 günlük çalışma önerisinde bulunduğu bildirilmiş ve davalı şirket yetkilisi tarafından davacıya aynı tarihte gönderilen mail ile de çalışma süresi üst limitinin 110 gün olduğu, önceki maillerde de bunun belirtildiği, ilk yıl için 60 günlük çalışmanın teklif edilerek geri kalan 50 günlük çalışmanın ise 4 yıla dağıtılacağı, günlük 300,00 Euro teklif edildiği bildirilmiştir. Toplantıdan sonra davalı şirket yetkilisinin davacıya gönderdiği 27.03.2018 tarihli mail ile de oldukça çabalamalarına rağmen işbirliği için ortak bir zemin bulunamadığı bu nedenle RSM projesinde davacının servislerini kullanmayacakları ve 14- 15... tarihli IGS konferansına olan yol ve otel masrafı ve 2 danışmanlık günü için 300,00 Euro ödeneceği bildirilmiş ve davacı tarafından da 05.04.2018 tarihinde davalı şirket yetkilisine masraf tutarları ve Euro ve TL hesap numarasını içeren mail gönderilmiş, davalının işbirliği sağlanamadığı beyanına karşı hiçbir karşı beyanda bulunulmamış ve davalı şirket tarafından da davacı tarafından bildirilen hesaba ilgili tutarlar ödenmiştir. Yukarıda açıklanan tüm safahat dikkate alındığında, davacı ile davalı şirket arasında, davalının ... Bankası'na sunacağı danışmanlık sözleşmesine dair teklifinde davacının finansal analist kilit uzman olarak danışmanlık vermesi üzerine görüşmelere başlanıldığı, bu arada davalı tarafından ... Bankasına sunulan teklifte davacının finansal analist kilit uzman olarak bildirildiği ve davalının da yer aldığı konsorsiyumun teklifi kabul edilerek 05.03.2018 tarihinde ... Bankası ile davalının da yer aldığı konsorsiyum arasında sözleşme imzalandığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki elektronik posta yazışmaları dikkate alındığında tarafların davacının finansal analist kilit uzman olarak çalışmasına dair danışmanlık hizmet sözleşmesinin ücret ve çalışma süresi yönünden davacının katılım sağladığı 14- 15... tarihlerinde gerçekleşen... toplantısında dahi anlaşamadıkları, davalının teklifinin baştan itibaren aynı şartları içermesine rağmen süreçte davacı tarafından farklı teklifler sunulduğu ve davacının davalının teklifini kabul ettiğine dair bir beyanın dosya içeriğinde yer almadığı, davalının 27.03.2018 tarihinde gönderdiği mail ile anlaşma sağlanamadığı için davacı ile çalışmayacaklarını ve 2 günlük... toplantısı katılım ücretini ödeyeceğini bildirmesi sonrasında da davacının itirazsız hesap numarasını göndererek ödemeyi tahsil ettiği, dolayısıyla taraflar arasında yazılı bir danışmanlık hizmet sözleşmesi olmadığı gibi, davacının finansal analist kilit uzman olarak çalışması yönünde taraflar arasında yapılan görüşmelerde sözlü anlaşmanın da sağlanamadığı sözleşmenin kurulması konusunda taraf iradelerinin birleşmediği anlaşılmaktadır. Davacıya şartlı olarak katıldığı toplantı ücreti için yapılan 2 günlük ücret ödenmiş olması taraflar arasında danışmanlık hizmet alımı sözleşmesinin kurulduğu anlamına gelmemektedir. İzah edilen gerekçelerle davalının da yer aldığı konsorsiyum şirketi ile ... Bankası'na arasında akdedilen danışmanlık sözleşmesinde davacının finansal analist kilit uzmanı olarak danışmanlık vermesi yönünde taraflar arasında yapılan görüşmeler neticesinde taraf iradelerinin uyuşmadığı ve sözleşmenin kurulmadığı anlaşılmakla, davanın reddine karar verilmesi gerekmesine rağmen davacının talebinin kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş kararın davalı yararına bozmayı gerektirmiştir.
2.Bozma gerekçesine göre de davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden davacı vekilinin temyiz talebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda 2. bentle açıklanan nedenle REDDİNE, Davalı vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle KABULÜ ile, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harçlarının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın 6100 sayılı HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.02.2026 gününde oy birliğiyle karar verildi.