Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/1176 E. 2025/3820 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1176
- Karar No
- 2025/3820
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ: Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI: 2023/1141 E., 2025/299 K. BİRLEŞEN 2019/1009 ESAS SAYILI DOSYADA İLK DERECE MAHKEMESİ: Kars 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI: 2019/730 E., 2023/93 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı-birleşen davada davacı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 11.11.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili Avukat ... ile asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili Avukat ....'in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA 1. Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ve davalı arasında 17.05.2013 tarihinde arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye göre davalının parseller üzerinde 40 adet bağımsız bölüm inşa etmeyi ve inşa ettiği bu bağımsız bölümlerin 10 tanesini davacıya vermeyi kabul ve taahhüt ettiğini, ancak taşınmazlar üzerinde davacının muvafakati olmadan fazla inşaat yapıldığını ve sözleşmede kararlaştırılan oran dahilinde yapılan bu fazla inşaattan davacıya pay verilmediğini ileri sürerek, fazla inşaatın sözleşmede öngörülen oran dahilinde davacı ve davalı arasında aynen paylaştırılmasını ve davacıya pay edilen bağımsız bölümlerin adına tescilini mümkün olmaz ise şimdilik 15.000,00 TL tazminatın bağımsız bölümlerin davacıya teslim ve adına tapuya tescil edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
2. Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; imar durumundan dolayı inşaat alanının küçülmesinin yüklenicinin daha küçük ve daha az kıymetli bağımsız bölümler yapmasına neden olduğunu, bu sebeple zarara uğradıklarını, davalıya sözleşmeye aykırı şekilde giriş katlardan değil de, üst katlardan 3 adet bağımsız bölüm verilmesinin de yükleniciyi zarara uğrattığını, ayrıca Kars 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülmekte olan davada, taşınmazlarının üzerine davalıdır şerhi konmuş olduğundan tasarrufta bulunmaları engellenmiş olup, bu nedenle de zarar doğduğunu ileri sürerek, şimdilik 10.000,00 TL'nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; 2013 yılının Temmuz ve Kasım aylarında yapılan plan tadilatı tekliflerinin ... Belediyesinde uygun görülmediğini ve onaylanmadığını, bu durumda arsanın yapılaşmaya uygun olmadığı için 40 adet bağımız bölüm yapılmasının mümkün olmadığını, arsa sahiplerinin 2015 yılının Şubat ayında hazırladıkları plan tadilatı neticesinde arsanın yaklaşık 430 m²'sinin yola terk edilerek planın onaylatıldığını ve böylece imara uygun hale getirildiğini, arsanın azalmasından dolayı yapılacak bağımsız bölümlerin küçük olacak olması ve müteahhide kalacak 30 bağımsız bölümün bu 3 bloğu finanse edememesinden dolayı teklifi önce kabul etmediğini, ancak arsa sahiplerinin kendilerine 10 bağımsız bölüm vermek koşulu ile bodrumlara da bağımsız bölüm yapılmasının kendileri açısından sorun olmayacağını belirterek, müteahhidi ikna ettiklerini ve binaların bu suretle inşa edildiklerini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki sözleşmede 40 adet bağımsız bölüm yapılacağı ve 10 adet bağımsız bölümün davacı tarafa verileceğinin kararlaştırıldığı, ancak fiilen 53 adet bağımsız bölüm imal edildiği, yüklenici, arsa sahibinden aldığı vekâletnameye istinaden fazladan yapılan bağımsız bölümleri iyiniyetli üçüncü kişilere sattığı için bu bağımsız bölüm tapularının davacıya verilmesinin mümkün olmadığı, sözleşmede kararlaştırılan 10/40 paylaşım oranına göre fazladan yapılan 13 adet bağımsız bölüm yönünden 3,25 daire karşılığı bedelin yine arsa sahibine verilmesi gerektiği, taraflar arasında tanzim edilen sözleşmenin özel şartlar bölümünde sözleşmenin geçerliliği başlığı altında; ek-1 ve ek-2 'deki projelerin onaylanmaması halinde yükleniciye tek taraflı fesih yetkisi verilmiş olup, anılı projelerin onaylanmamasına rağmen sözleşme yüklenici tarafından feshedilmeyerek inşaatın gerçekleştirildiği ve kararlaştırılan daireden fazla sayıda bağımsız bölüm imâl edildiği nazara alındığında; sözleşme serbestisi ilkesi ile birlikte ticari amaçla hareket eden ve basiretli bir tacir sorumluluğu altında bulunan yüklenicinin, farklı şartlarla karşılaşmasına rağmen sözleşmeyi feshetmeyerek mevcut imar durumuna göre inşaata başlaması karşısında artık bu yöndeki zarar talebinden davalı arsa sahibinin sorumluluğuna gidilemeyeceği, ihtiyati tedbir kararının verildiği dosya kapsamında; arsa sahibi olan davacının iddialarının sübut bulduğu ve bu duruma göre ihtiyati tedbir kararının verildiği anda haksızlığından söz edilemeyeceği gerekçesiyle, asıl davada tapu iptali ve tescil talebinin reddine, terditli talebin kısmen kabulü ile 652.500,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde; taraflar arasında taşınmazların oransal olarak bölüşüleceğine dair bir sözleşme hükmü bulunmadığını, arsa sahiplerine 10 daire verilmesinin kararlaştırıldığını, kaldı ki davacının kendisine düşen daireleri değil, daha yüksek katlardan daireleri daha erken bir vakitte teslim aldığını, alacağı bulunduğunu iddia eden davacının, davalıdan bedeli mukabilinde daire satın almasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, birleşen davanın yanlış değerlendirildiğini, tedbir kararı dışında oluşan zararların dikkate alınmadığını, tanıkları dinlenmeden hüküm kurulduğunu, teslim ve tescil sırasında hiçbir ihtirazi kayıt ileri sürülmediğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Sonuç Asıl davada uyuşmazlık, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine dayalı olarak arsa sahibi tarafından talep edilen, fazla inşaat nedeniyle sözleşmedeki paylaşım oranları dikkate alınarak, tapu iptali ve tescil bu mümkün olmaz ise tazminat istemine, birleşen davada uyuşmazlık ise yüklenici tarafından talep edilen, küçülen inşaat alanına ve haksız tedbire dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre, usul ve kanuna uygun olup, asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI.KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA, Dairemizdeki duruşmada vekille temsil olunan asıl davada davacı-birleşen davada davalı ... yararına takdir olunan 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin, asıl davada davalı-birleşen davada davacı ...'ta tahsili ile asıl davada davacı-birleşen davada davalı ...'ya ödenmesine, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.11.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.