Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/1257 E. 2025/5270 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1257
- Karar No
- 2025/5270
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/14 E., 2024/2197 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/335 E., 2022/42 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin davalıların ortağı ve çalışanı olduğu ... Sağlık Hizmetleri Ltd. ŞTİ. bünyesinde faaliyet gösteren .. ... ve .... Cerrahi Tıp Merkezine 21.02.2011 tarihinde boyun ve sırt ağrısı ve kollarında aşırı uyuşma nedeniyle müracaatı üzerine röntgen filmi çekilerek servikal spondiloz tanısı konduğunu ve fizik tedaviye başladığını, ancak dayanılmaz ağrılar ve bacaklarında hissizlik oluşması nedeniyle 04.03.2011 tarihinde ... ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Ana Bilim Dalı Başkanlığına götürüldüğünü, davalı sağlık kurumunda konulanın tam tersi servikal epidural apse teşhisi konularak hayati risk nedeniyle aynı akşam ameliyata alındığını, 11.03.2011 tarihinde taburcu edildiğini, konulan yanlış teşhis ve tedavi nedeniyle müvekkilinin boynundan aşağısının tutmayacağı, uzun süre yatalak kalacağı ve buna bağlı bir takım sorunlar yaşayabileceğinin belirtilerek fizik tedaviye başlandığını, müvekkilinin eşinin 08.03.2011 tarihinde davalı yandan epikriz istediğini, davalı ... tarafından verilen epikrizde hastanın muayene bulgusu ve şikayetlerinin her hasta gibi olduğundan ileri tetkik yaptırılmadığının belirtildiğini, epikrizin sonuna semptomlar değiştiğinden boyun cerrahisine yönlendirildiğinin yazıldığını, ancak davacının 04.03.2011 tarihinde davalı tıp merkezine hiç gitmediği ve davalı tarafından böyle bir yönlendirme yapılmadığının hastane kayıtlarından anlaşılacağını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 10.000,00 TL haksız fiil tazminatı ile 1.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 07.08.2018 tarihli ıslah dilekçesiyle dava değerini 748.245,65 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP 1. Davalılar ..., .. ... ve ... Ltd. Şti. vekili; müvekkilleri ... ve .. ... davacının tedavisini yapmadıklarını, başkasının kusurundan sorumlu tutulabilecekleri işveren sıfatlarının da bulunmadığını, müvekkili .... sorumlu müdür olması nedeniyle raporları, belgeleri imzalamasının davacı ile aralarında vekalet ilişkisi ve tedavi sorumluluğu olduğunu göstermediğini, müvekkil şirket yönünden; davacının tedavisini diğer davalı ...'ın üstlendiğini, hasta dosyası incelendiğinde ... kusurlu olmadığının anlaşılacağını, davacıya Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından ödenen tazminat ile karşılanan sağlık giderlerinin talep edilen miktardan düşülmesi gerektiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2. Davalı ... vekili; boyun ağrısı şikayeti ile gelen davacının müvekkilince muayene edildiğini, hastanın özgeçmişi dikkate alınarak şikayetlerinin kaydedildiğini, başka bir klinik bulguya rastlanmadığından servikal spondiloz tanısı konularak 28.02.2011 tarihinde fizik tedaviye başlandığını, davacının evde bacaklarının uyuştuğunun davacı yakını tarafından müvekkiline bildirilmesi üzerine klinik bulgular değiştiğinden hastanın acilen beyin cerrahi kliniğine yönlendirildiğini, hastanın bu nedenle ... Üniversitesi Tıp Fakültesi'ne (UÜTF) başvurduğunu, sevkin yazılı olmadığını, hasta yakının 03.03.2011 tarihinde tıp merkezine başvurması üzerine sözlü olarak yapıldığını, hasta gelmediğinden kayıt açılmadığını, muayene tarihindeki klinik bulgular açısından oluşan sonucun öngörülmesinin mümkün olmadığını, servikal epidural apse seyrinin ağır, kliniği ani olan bir hastalık olduğunu, yüzbin kişide 0,88 oranında görülen bu hastalıkla ilgili klinik bulgular olmadan herkese ileri tetkik yapılamayacağını, hastalık ile müvekkilinin uygulaması arasında illiyet bağı bulunmadığını ve kusur atfedilemeyeceğini, davacıya SGK tarafından ödenen tazminat ile tedavi giderinin tazminat talebinden düşülmesi gerektiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1. İlk Derece Mahkemesinin 13.12.2018 tarihli ve 2011/733 E., 2018/623 K. sayılı kararıyla; davanın davalılar ... ve ... yönünden kusurları bulunmadığından reddine, davalılar ... ve ... yönünden ise 16.09.2016 havale tarihli ek bilirkişi raporunda değişen asgari ücret esas alınarak yapılan hesaplama neticesinde ulaşılan 308.883,72 TL'de, epidural apsenin öngörülebilir bir durum olmaması ancak davalı ... tarafından başka hastaneye yapılan yönlendirmenin yeterli olmaması nedeniyle, takdiren %40 indirim yapılarak davanın kısmen kabulü ile 187.061,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar .. ile ...'tan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacı tarafından 1.000,00 TL tıbbi malzeme ve tedavi gideri tazminatının ispatına yarar belge sunulmaması nedeniyle reddine, karar verilmiş; karara karşı taraf vekillerinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 23.09.2020 tarihli ve 2019/439 E., 2020/854 K. sayılı kararıyla; kusur ve aktüerya bilirkişi raporları arasında çelişki olduğu ve taraflarca itiraz edilmesi nedeniyle sağlıklı sonuca ulaşılması bakımından davacının tüm tedavi evrakları kontrol edilerek eksiklik bulunması halinde tamamlanarak, ilgili dönem SGK kayıtları da dosya arasına alındıktan sonra UÜTF dışında bir Üniversite Tıp Fakültesine davacının sevki sağlanarak, Beyin Cerrahı, Fizyoterapi ve Rehabilitasyon, Nöroloji, Üroloji, Ortopedi, Dahiliye ve Adli Tıp uzmanından oluşan bilirkişi heyetinin hastanın güncel muayenesini de yapılarak olayın meydana geldiği tarihte davacının yaptığı işin niteliği, davalının özel sağlık kuruluşu oluşu ve taraflar arasındaki ilişkinin niteliği, dosyada mevcut maluliyet ve kusura ilişkin diğer tıbbi raporlarda incelenerek ve değerlendirilerek, olay tarihi itibariyle yürürlükte olan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri da esas alınarak davacının maluliyetinin bulunup bulunmadığı, varsa maluliyetinde davalılaran kusurlu olup olmadıkları, maluliyetin sürekli ya da geçici olup olmadığı, geçici olduğu takdirde iyileşme süresinin ayrıntılı gerekçesi de yazılmak suretiyle belirlenmesi, bu hususlar kesin olarak saptandıktan sonra davacının olay tarihi itibariyle kazancına esas gelir durumu tespit edilerek davacının yaşı, zararlandırıcı olay meydana gelmeseydi emekli olacağı tarih ve diğer hususlar ile rücuya tabi yapılan ödemeler dikkate alınarak konusunda uzman aktüerya bilirkişisinden diğer raporlar arasındaki çelişkiyi de giderecek şekilde yeni bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, karar kaldırılarak dosya İlk Derece Mahkemesine gönderilmiştir. 2. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; anılan kaldırma kararı doğrultusunda tedavi evrakları ve SGK kayıtları temininden sonra alınan ... Üniversitesi öğretim görevlilerinden oluşan bilirkişi heyeti raporu esas alınarak, davalı ...'nin tetkik ve tedavi sürecinde ihmali olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bilirkişi heyet raporları ile davacıya uygulanan teşhis ve tedavinin hatalı olmadığının belirlenmesine göre Mahkemenin vardığı sonuçta istinaf sebepleri yönünden usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, bilirkişi raporunda maluliyet oranı ve daimi olup olmadığının net olarak belirlenmediğini, bilirkişi heyetinin doktor kayırması yaptığını, müvekkilinin durumunun fizik tedaviyi başladıktan sonra kötüleştiğini, hissizlik başladığını belirtmesine rağmen uygulama sonlandırılmayıp bir iğne yapıldığını, bu iğne sonrası gece rahatsızlanınca davalı ...'yi arayarak durumu anlatmaya çalıştığını, ancak davalı doktorun müdahele etmek yerine müvekkilini başından savdığını, müvekkilinin acil servise kendisinin gittiğini, daha önce alınan raporlarda ve hastanın özel klinik kayıtlarında var olan iğne uygulamasının bu raporda hiç dikkate alınmadığını, eğer dikkate alınsaydı davalı doktorun basitçe bir MR ile tespit edebileceği epidural apseye böyle bir iğnenin yapılmayacağı ve acil cerrahi gerektiği tespit edebileceğini, müvekkilinin epidural apse mevcutken davalıya müracaat ettiğini, rapora itirazların değerlendirilmediğini ve yetersiz raporlarla karar verildiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını talep edilmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalı özel sağlık kuruluşu ve çalışanlarının vekalet sözleşmesinden kaynaklanan özen borcuna aykırı davrandığı iddiasına dayanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Temyiz edilen kararda belirtilen gerekçeye, özellikle dosyaya kazandırılan ATK ve bilirkişi heyeti raporlarının denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, raporlar arasındaki çelişkinin 10.11.2021 tarihli heyet raporuyla giderildiği, davalı ...'ın hatalı tıbbi uygulama sayılabilecek bir uygulamasının bulunmadığı ve ihmali olduğuna dair bir kanıya varılamadığı değerlendirmesine göre, somut olayda davalı hastane ve çalışanlarına sorumluluk yüklenemeyeceği anlaşıldığından, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.