Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/1078 E. 2025/2891 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1078
Karar No
2025/2891
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2082 E., 2025/126 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/579 E., 2023/177 K. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyize konu edilen kararda dava değerinin duruşma sınırının altında olduğu anlaşılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davalı vekilinin duruşma isteğinin reddine, temyiz dilekçesinin kabulü ile incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili kooperatifin bir kısım ortaklarına konutlarını tahsis edip ferdileşme işlemlerini de yaparak tapularını verdiğini, konutlarının tapusunu alan bu ortaklardan bazılarının parasal yükümlülükleri yerine getirmemek için kooperatiften istifa ettiklerini, müvekkili kooperatifte parasal yükümlülüklerini yerine getirmiş olsa da, konutunu edinememiş doksan sekiz üyenin bulunduğunu, müvekkili kooperatifin 16.04.2019 tarihli son genel kurulda tasfiye kararı almış olup, bu kararın iptali talebiyle açılan davada kararın iptaline karar verildiğini, davalıya üyeliği dolayısıyla dava konusu bağımsız bölümün tahsis edildiğini, davalının 31.08.2015 tarihinde kooperatif ortaklığından istifa ettiğini, istifa eden üyenin istifasının hüküm ve sonuç doğurabilmesi için kooperatiften edinmiş olduğu hakkı, yani konutunu kooperatife iade etmekle yükümlü olduğunu ileri sürerek, davalı adına kayıtlı dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile müvekkili kooperatif adına tesciline, bunun mümkün olmaması halinde daire bedelinin belirlenebilir hale gelmesinden sonra taleplerini artırmak üzere fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL daire bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş; 16.04.2022 tarihli harç tahsil makbuzuyla, dava konusu taşınmazın keşifte belirlenen değeri üzerinden eksik harcı tamamlamıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin kooperatife tüm parasal yükümlüklerini yerine getirdiğini, ana sözleşmenin 62. maddesine göre 25.12.2004 tarihinde dava konusu bağımsız bölümün tahsis ve tapuda devredildiğini, ana sözleşmenin 20. maddesindeki düzenleme uyarınca istifa tarihi olan 31.08.2015 tarihinden itibaren iki yıllık sorumluluk bedelinin de hesaplandığını ve müvekkilince ödendiğini, müvekkilinin çıkma hakkını kullandığını, yönetim kurulunca da istifasının kabul edildiğini, ana sözleşmenin 64. maddesinde, "Ferdi münasebete geçiş muamelesinden sonra muamelenin tamamlanması ve kendi borcunu kabullenmiş olması ile ortağın artık kredi borcu bakımından kooperatifle ilgisi kesilmiş olur." denildiğini, müvekkilinin istifa tarihinden sonra 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 17. maddesindeki üç yıllık zaman aşımı süresinin dolduğunu savunarak, davanın husumet, yetki, zamanaşımı ve esastan reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 14.03.2023 tarihli kararı ile davacının, 2015 yılında tapusunu aldığı, istifasının onaylandığı ve istifanın davacı yanca kabul edildiği, davalının süreçte üzerine düşen edimi yerine getirdiği, istifa anında borcunun bulunmadığının anlaşıldığı, buna göre, davalının istifasının kooperatif ana sözleşmesi ve genel kurul kararına aykırılık oluşturmadığı, davacı tarafın kooperatif yönetiminin değişmesine müteakip sıralı olarak daha önce istifası onaylanan ortaklara, tapu iptal tescil davaları açmaya başladığı ancak buradaki varsa zararı, haksız ve hakkaniyete aykırı olarak, ifasını tamamlamış ve istifası kabul edilen üyelere dönerek karşılamaya çalıştığı, kaldı ki halihazırdaki üye sayısı ile istifa tarihindeki üye sayısının ve tapusunu almayan üye sayısının aynı olmadığı da göz önünde bulundurmakla, herkes hak ve borçlarını ileri sürüp, ifâ ederken dürüst davranmakla mükellef olduğundan, daha önce istifası yönetim kurul kararı ile onaylanan üyenin istifasının geçerli olmadığı iddiasının, dürüst davranma ilkesine de aykırı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 14.03.2023 tarihli kararına karşı süresi içerisinde davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 14.02.2024 tarihli kararı ile davacı kooperatifin, tasfiyesine ilişkin genel kurul kararının baştan itibaren geçersizliğinin tespitine ilişkin mahkeme kararının yargılama aşamasında kesinleşmiş olması nedeniyle artık tasfiye halinde olmadığından, çıkan veya çıkarılan ortağın kooperatif ortaklığı nedeniyle edindiği hakların kooperatife iadesinin gerektiği ilkesi uyarınca, davalı aleyhine açacağı bir dava ile davalıya ortaklığına bağlı olarak tahsis edilen taşınmazın tapu kaydının iptali ile adına tescilini, taşınmazın tapu kaydının devredilmiş olması halinde rayiç bedelini talep edebileceği, bu durumda İlk Derece Mahkemesince, davacı kooperatifin dava tarihi itibariyle tasfiye halinde olması nedeniyle 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 81/2. maddesi uyarınca dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptalini ve terditli rayiç değerinin tahsilini isteyemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kooperatiflerin amaçlarına ve işleyişine uygun olmayan yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçeleriyle istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Bölge Adliye Mahkemesinin 14.02.2024 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizce, kooperatif tüm üyelerine birer konut yapıp teslim etmediğine göre kooperatifin amacına ulaşmış sayılmayacağı gibi genel kurulun “tasfiyeye girme” kararının Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesince iptal edilip, bu kararın 26.4.2021 tarihinde kesinleştiği, genel kurul kararlarının mahkemece iptal edilmesi halinde, bozucu yenilik doğuran kararlar olduğu için genel kurul kararının, geçmişe etkili olarak ortadan kalkacağı dolayısıyla davacı kooperatifin “tasfiye halinin de” hiç gerçekleşmediği kaldı ki, KK.m.81/2. fıkrasında “taşınmazın geri istenememesi” için iki şartın bir arada bulunması gerektiği, bu şartlardan birincisinin kooperatifin amacına ulaşması, diğerinin tasfiyeye girmesi olduğu; Davacı kooperatif açısından iki şart da gerçekleşmediğinden KK. m. 81/2. fıkrasının somut olayda uygulanmasının da mümkün olmadığı, Bölge Adliye Mahkemesinin bu hususları dikkate alarak KK. m. 23. çerçevesinde davacının terditli talepleri ayrı ayrı incelenerek bir karar vermesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. 2. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyularak davalının 25.12.2004 tarihinde davalı kooperatife ortak olduğu, dava konusu taşınmazın 08.10.2010 tarihinde ferdileşme yoluyla tapuda adına tescil edildiği, davalının 31.08.2015 tarihinde davacı kooperatif ortaklığından istifa ettiği, davacı kooperatifin 07.09.2015 tarih ve 140 sayılı yönetim kurulu kararıyla davalının istifasının kabulüne karar verildiği, genel kurul kararlarının mahkemece iptal edilmesi halinde, bozucu yenilik doğuran kararlar olduğu için genel kurul kararının, geçmişe etkili olarak ortadan kalkacağı, dolayısıyla davacı kooperatifin "tasfiye hali"nin hiç gerçekleşmediği, davacı kooperatifte konut sahibi olmayan ortakların varlığının devam ettiği, somut olayda Kooperatifler Kanununun 81/2. maddesindeki istisnanın söz konusu olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı kooperatif adına tapuya tesciline karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; mahkemece eksik inceleme yapıldığını, müvekkilinin peşin ödemeli üye olup olmadığının değerlendirilmediğini, müvekkilinin istifasının kabul edildiği yönetim kurulu kararının ibra niteliğinde olduğunu, genel kurulca verilmesi gereken yönetim kurulu kararları genel kurulca verilmemişse de yerleşik içtihatlar gereği genel kurulun bu kararlar yönünde fiilen işlemlere devam etmesi durumunda söz konusu kararın genel kurul tarafından zımnen kabul edilmiş sayılacağını beyan etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, kooperatif ortaklığından istifa nedeniyle ortaklığa bağlı olarak tapu kaydı devredilen taşınmazın tapu kaydının iptali ile kooperatif adına tescili, mümkün olmaması halinde bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.09.2025 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2025/1078, K. 2025/2891, T. 15.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2025-1078-e-2025-2891-k-0ed8a8f97f4c