Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2024/444 E. 2024/991 K. – Alacak

Konu: Alacak

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/444
Karar No
2024/991
Karar Tarihi
Konu
Alacak

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1088 E., 2023/1180 K. HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/456 E., 2023/560 K. Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir. Kararın davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 31.03.2016 tarihli pompa istasyonları elektrik-teçhizat montaj sözleşmesi imzalandığı, 16.12.2022 tarihinde geçici kabul yapılarak işin kabul edildiğini, davalının ihtirazi kayıtsız işi teslim aldığını, müvekkili tarafından kesilen iş bedeline ilişkin faturaların davalı tarafça ödenmediğini ve davalının haksız biçimde 200.000,00 USD tutarlı teminat mektubunu nakde çevirdiğini öne sürerek davalı tarafça haksız şekilde nakde çevrilen 200.000,00 USD'nin, davalı tarafından tahsil tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca, Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı ile ve şimdilik 10.000,00 TL davacının bankaya bu sebeple ödemiş olduğu komisyon ve sair zararların ödenme tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili 28.07.2023 tarhli dilekçesinde özetle; arabuluculuğa başvurulmadan davanın açıldığını, sunulan arabuluculuk evrakının Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/253 Esas sayılı dosyası ile ilgili olduğunu, arabuluculuk süreci tamamlandıktan sonra teminat mektubunun paraya çevrildiğini savunarak davanın usulden reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/253 Esas sayılı dava dosyasının uyap sistemi üzerinden celp edilen belge örneklerinin incelenmesinde; davacısının ... Mühendislik Elektrik Taah. San ve Tic. A.Ş., davalısının ... İnş. Tur. Elek. Taah. Tic ve San. A.Ş., dava konusunun Ankara 22. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı adi iflas takibine yapılan itirazın İİK'nın 156. maddesi gereğince kaldırılması ve borçlu şirketin iflası talebinden ibaret olduğu, arabuluculuk tutanağının davanın dayanağı olan Ankara 22. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takip dosyasındaki ihtilafa ilişkin olduğu, arabuluculuk görüşmeleri sırasında işbu dava konusu ihtilafa ilişkin müzakerede bulunulmadığı, bu durumda dava açılmadan arabuluculuk işleminin tamamlanmadığı ve arabuluculuğa ilişkin dava şartı gerçekleşmediği anlaşılmakla davanın usulden reddine, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, dava dilekçesi karşı yana tebliğe olunmadığından vekalet ücreti tayin ve takdirine yer olmadığına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; arabuluculuk dava şartı gerçekleşmediğinden davanın usulden reddine karar verildiği halde müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmediği nedeniyle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, davalının yüklenicisi olduğu iş kapsamında üstlendiği imalatı tamamladığını, geçici kabulün yapıldığını, iş bedeline ilişkin faturanın ödenmediğini ve teminat mektubunun haksız olarak nakde çevrildiğini öne sürerek nakde çevrilen teminat mektubu nedeniyle şimdilik 10.000,00 TL'nin tahsiline karar verilmesini talep ettiği mahkemece arabuluculuk dava şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verildiği, davaya konu alacak talepli uyuşmazlığın zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu, mahkemece davacı tarafa arabuluculuk tutanağının aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin sunulması için bir haftalık kesin süre verildiği, verilen kesin süre içerisinde tutanak sunulmadığından davanın usulden reddine karar verildiği, dava dilekçesinin davalı tarafa tebliğe çıkarılmadığı belirtilerek dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli gerekçeyle karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının kendisini davada vekil ile temsil ettirdiği, karar tarihinden evvel dosyaya dilekçe sunularak beyan ve itirazlarda bulunulmuş olmasından sebeple davanın reddine karar verildiği, reddedilen ve harçlandırılmış miktar üzerinden davalı müvekkilin lehine karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret tarifesi gereğince nisbi vekalet ücretinin takdirinin gerektiği belirtilerek, kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklanan nakde çevrilen teminat mektubu ve bankaya teminat mektubu için ödenen komisyon bedellerinin tahsili istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 118., 323., 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470 vd. maddeleri, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesi, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 164. ve 168. maddeleri. 3. Değerlendirme 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 118. maddesine göre dava, dava dilekçesinin kaydedildiği tarihte açılmış sayılır. Davanın açılması ve sonuçlanması, yargısal bir faaliyetin başlatılması ve devamının sağlanması için ödenmesi lazım gelen ve bu nedenle ortaya çıkan giderler ise yargılama gideri olarak tanımlanmaktadır. HMK'nın 71. maddesine göre dava ehliyetine sahip olan herkes, davasını kendisi açıp takip edebileceği gibi, tayin edeceği vekil aracılığıyla da davasını açabilir. HMK’nın 323. maddesinde ise, vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti yargılama giderleri arasında sayılmıştır. Avukatlık Kanunu’nda, 4667 sayılı Kanun ile yapılmış olan değişiklikten sonra, vekâlet ücreti, kanunun 164. maddesinin ilk fıkrasında “Avukatlık ücreti, avukatın hukukî yardımının karşılığı olan meblâğı veya değeri ifade eder” şeklinde tanımlanmıştır. Hukuk sistemimizde iki tür vekalet ücreti söz konusudur. Birincisi, müvekkil ile vekil arasında yapılacak bir sözleşme ile, ikincisi ise Avukatlık Kanunu'nun 164/son maddelerine göre, vekille takip edilen davalarda mahkemece yargılama gideri olarak Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre re'sen takdir edilen vekalet ücretidir. Avukatlık Kanunu’nun 168. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca söz konusu vekâlet ücretinin miktarı, hukuki yardımın tamamlandığı ya da hüküm verildiği gün yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre belirlenir ve maktu ücret ve nispi ücret olarak iki türlüdür. Karşı vekâlet ücretine hükmedilmesi için, davada haklı çıkan taraf vekilinin duruşmalara katılıp katılmaması önem arz etmemektedir. Zira karşı vekâlet ücreti, bir kimsenin dava açarak veya kendisine karşı açılan davada hak ya da alacağını elde etmek için bir avukattan hukuki yardım almak zorunda kalması nedeniyle hükmedilmektedir. Bununla birlikte, vekilin davayı başından sonuna kadar takip etmesi de gerekmemektedir. Yargılamanın herhangi bir aşamasında bir tarafın kendisini vekille temsil ettirerek vekil tarafından herhangi bir işlem yapılmış olması halinde o tarafın davada haklı çıkması durumunda lehine vekâlet ücreti hükmedilecektir. Açıklamalar kapsamında somut olay değerlendirildiğinde; davanın HMK'nın 118. maddesine uygun şekilde 12.07.2023 tarihinde açıldığı, mahkemece davalıya dava dilekçesi tebliğ edilmese bile davalı vekilinin 14.07.2023 tarihinde dosyaya vekaletnamesini sunduğu, 14.07.2023 ve 28.07.2023 tarihlerinde dilekçe sunarak davanın usulden reddine karar verilmesini talep ettiği, bu durumda Avukatlık Kanunu'nun 164. maddesindeki hukuki yardımı müvekkiline sunduğu ve dava hakkında hüküm verildiği anlaşılmakla, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Kanunu ile bu Kanunun 168. maddesi gereğince Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu'nca hazırlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7/2 maddesi gereğince davalı vekille temsil edildiği için lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile dava dilekçesi tebliğ edilmediğinden vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmesi hatalı olmuş, kararın bozulması uygun bulunmuştur. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının davalı yararına BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/444, K. 2024/991, T. 22.04.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2024-444-e-2024-991-k-6c1a79d4f43c