Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2024/2818 E. 2025/2082 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2818
Karar No
2025/2082
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/9 E., 2024/286 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekilince duruşmalı, davalı ... Mirasçıları vekilince duruşmasız olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 20.05.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde davacı asil ... geldi. Tebligata rağmen karşı taraftan gelen olmadığı anlaşılmakla, onların yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde, taraflar arasında imzalanan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince, davacı yüklenicinin bir kısım imalat yaptığını, sözleşmenin mahkeme kararıyla feshedildiğini, yapılan imalatın davalı arsa sahiplerince kullanıldığını ileri sürerek, imalat bedelinin tahsilini talep etmiştir. 2. Birleşen davada davacı arsa sahipleri vekili, davalıların müdahalesinin men'ini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP 1. Asıl davada davalı arsa sahipleri vekili cevap dilekçesinde, davacı yüklenicinin edimlerini yerine getirmediğini, binanın kaçak olduğunu savunarak, asıl davanın reddini istemiştir. 2.Birleşen davada davalı davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesinin 05.02.2013 tarihli ve 2005/136E., 2013/80 K. sayılı kararı ile davacı yükleniciye verilen kesin süreye rağmen projeye aykırılığı gidermediği ve deprem yönetmeliğine aykırı binanın arsa sahiplerince kabule zorlanamayacağı gerekçesiyle, asıl davanın reddine, birleşen davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Mahkemece kararının süresi içinde davacı-birleşen davada davalı yüklenici vekilince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesi'nin 25.04.2014 tarihli, 2014/1427 E., 2014/3246 K. sayılı kararı ile, "Taraflar arasında 07.01.1994 günlü düzenleme şeklinde arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi ile ek sözleşmenin varlığı çekişmesizdir. Ne var ki, yüklenici, taahhüt ettiği inşaatı süresinde sözleşmesine uygun şekilde tamamlayıp teslim etmemiş ve bu suretle temerrüde düştüğünden sözleşmelerin geriye etkili olarak feshine karar verilmiş ve verilen karar da 04.11.2003 tarihinde kesinleşmiştir. Temyiz incelemesine konu asıl davada, yüklenici, feshedilen sözleşmeye istinaden yaptığı imalat bedelinin tahsilini istemektedir. TBK'nın 125/III.(BK. md. 108/1) maddesi hükmünde, taraflara karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerin feshi halinde, karşılıklı olarak aldıklarını aynen veya ikame değerleri ile iade etmeleri düzenlenmiştir. Arsa sahiplerine ait arsada yapılan ve arsanın mütemmim cüzü haline gelen mevcut inşaatın aynen iadesi mümkün olmadığından feshin kesinleştiği tarih itibariyle değeri, serbest piyasa fiyatlarıyla hesaplanarak yükleniciye verilmelidir. Ancak bunun için yapılan imalatın arsa sahiplerinin yararına ve kullanabilecekleri nitelikte olması gereklidir. Her ne kadar, mahkemece, mevcut yapının projesine aykırı olduğundan bahisle dava reddedilmiş ise de belediyeden gelen cevabi yazılara göre H/2 çekme mesafesine aykırılığın giderilmesi ve 2007 yılında değişen deprem yönetmeliğine göre yapının takviyesi halinde ruhsat verilebileceği bildirilmiştir. Bu durumda, mahkemece yapılması gereken iş, bilirkişilerden alınacak ek raporla arsa sahiplerinin yararına ve kullanabilecekleri nitelikte imalatın varlığı saptandığı takdirde, feshin kesinleştiği tarihteki serbest piyasa rayiçleri üzerinden varsa binadaki ayıplı işler de dikkate alınarak imalat bedelinin hesaplatılmasından, bulunacak bedelden, yapının 06.03.2007 deprem yönetmeliğine uygun hale getirilmesi için gerekli tüm masraflar ile H/2 çekme mesafesine uygunluğun sağlanabilmesi için yapılması gereken masrafın ve varsa diğer tüm uygun hale getirme masraflarının hesaplatılarak mahsup edilmesi suretiyle belirlenecek bedelin hüküm altına alınmasından ibarettir" gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. 2. Mahkemenin 25.09.2018 tarihli 2015/155 Esas, 2018/405 Karar sayılı kararı ile asıl davanın ıslahla artırılan miktar da dikkate alınarak kısmen kabulüne karar verilmiş, birleşen davada davacıların feragati sonucu verilen hükmün Yargıtay incelemesi sonucu kesinleştiğinin anlaşıldığı belirtilerek birleşen dava açısından yeniden hüküm kurulmamıştır. Mahkeme kararının süresi içinde arsa sahipleri ve yüklenici vekillerince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nin16.10.2019 tarihli, 2019/2812 E., 2019/3962 K. sayılı kararı ile " Yargıtay bozmasından sonra bozma ilamı gereğince bozmadan önce rapor düzenleyen bilirkişi kurulundan 23.07.2015, 29.04.2016 ve 28.12.2016 tarihli ek raporlar alınmış ise de; ek raporlar birbirinden farklı olup çelişki giderilemediği ve taraflarca da itiraz edildiğinden mahkemece hükme yeterli görülmemiştir. Mahkemece bunun üzerine yeniden oluşturulan üç kişilik bilirkişi kuruluna inceleme yaptırılarak 21.04.2017 tarihli rapor ile itiraz üzerine 16.05.2017, 06.02.2015 ve 05.04.2018 tarihli ek raporlar alınmış ve 16.05.2017 tarihli ek rapora itibar edilerek dava sonuçlandırılmıştır. Söz konusu ek raporda imalât bedelleri feshin kesinleştiği tarihteki mahalli piyasa rayiçleri ile değil yapı yaklaşık birim maliyetleri hakkındaki tebliğe göre hesaplandığı gibi H/2 çekme mesafesine aykırılığın giderim ve deprem yönetmeliğine uygun hale getirme bedeli de mahalli piyasa rayiçlerine göre belirlenmediği ve özellikle depremle ilgili tahlil ve analiz bedellerinin yatırılmış olması halinde yargılama giderine dahil edilmesi mümkün olmakla birlikte yönetmeliğe uygun hale getirme bedeline dahil edilmesinin mümkün olmamasına rağmen söz konusu ek raporda analiz bedelinin inşaatın deprem yönetmeliğine uygun hale getirilme bedeline katılıp yüklenici alacağından mahsup edilmiş olması sebebiyle 16.05.2017 tarihli ek raporun bozma ilamına uygun ve hükme yeterli olduğunun kabulü mümkün değildir. Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş, HMK'nın 281/3. maddesi gereğince gerçeğin ortaya çıkması için yeniden oluşturulacak konusunda uzman üç kişilik bilirkişi kurulu ile birlikte gerekirse mahallinde keşif de yapılarak bilirkişi kurulundan asıl dava davacısı yüklenicinin fesih kararının kesinleştiği 04.11.2003 tarihi itibariyle gerçekleştirdiği ve arsa sahiplerinin yararına olan iş ve imalâtların nelerden ibaret olduğu, bunların feshin kesinleştiği 04.11.2003 tarihi itibariyle mahalli piyasa rayiçleri ile ve mahalli piyasa rayiçleri içerisinde yüklenici kârı ile KDV olacağından ayrıca bunlar eklenmeksizin bedeli ile bu bedelden H/2 çekme mesafesine uygunluğu sağlanması için yine aynı tarihteki mahalli piyasa rayiçlerine göre gereken masraf ve yapının 06.03.2007 deprem yönetmeliğine uygun hale getirilmesi için feshin kesinleştiği tarihteki serbest piyasa rayiçleri ile yapılması gerekli masraf miktarları konusunda gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınıp, hesaplanacak imalât bedelinden, H/2 çekme mesafesine uygunluğunun sağlanması ile deprem yönetmeliğine uygun hale getirme masrafları düşülerek sonucuna uygun karar verilmesi olmalıdır. Mahkemece bu hususlar üzerinde durulmadan yetersiz bilirkişi ek raporuna itibar edilerek asıl davanın kısmen kabulü ve karar başlığında tarafları gösterilerek birleşen davanın müdahalenin meni davası olduğu belirtilmesine rağmen, hüküm fıkrasında birleşen dava yönünden herhangi bir hüküm kurulmamış olması doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur" gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. 3. Mahkemenin ilam başlığında yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "davacı yüklenici ile davalıların murisi .... arasında 07.01.1994 tarihli düzenleme şeklinde arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi ile murisin vefatından sonra davalılar ile ek sözleşmenin imzalandığı, davacı yüklenicinin taahhüt ettiği inşaatı süresinde sözleşmeye uygun şekilde tamamlayıp teslim etmemek suretiyle temerrüde düşmesi üzerine mahkemesince sözleşmelerin geriye etkili olarak feshine karar verildiği ve verilen kararın 04.11.2003 tarihinde kesinleştiği, davacı yüklenicinin eldeki dava ile feshedilen sözleşmeye istinaden yaptığı imalat bedelinin tahsilini talep ettiği, mahkememizce verilen kararların temyizen incelenmesi üzerine verilen bozma kararlarından sonra yapılan yargılama, icra edilen keşif ve aldırılan son kök ve ek bilirkişi raporları uyarınca davacı yüklenici tarafından meydana getirilen yapının davalı arsa sahiplerinin yararına ve kullanabilecekleri kısımların yapının %48'ine tekabül ettiği, davalıların yararına olan kısmın bedeli ile H/2 çekme mesafesine aykırılığın giderilmesi ve 2007 yılında değişen deprem yönetmeliğine göre yapının takviyesi ile güçlendirme bedelinin 04.11.2003 tarihindeki serbest piyasa rayiçlerine göre belirlendiği, neticeten davacı yüklenicinin feshin kesinleşme tarihi itibariyle isteyebileceği tazminat bedelinin 286.942,05 TL olduğu kanaatine varıldığı" gerekçesiyle, asıl davanın bu bedel üzerinden ıslah tarihi ve miktarı da gözetilerek kısmen kabulüne birleşen davanın ise feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davalılar vekili temyiz dilekçesinde, a. Mahkemece bozma ilamında açıkça belirtildiği üzere, yapılan yapının, ön sorun olarak arsa sahiplerinin yararına olup olmadığı hususu yeterince araştırılmadan, usul ve yasaya aykırı, önceki raporlarla çelişkili olan son bilirkişi raporuna istinaden karar verildiğini, raporlar hatalı olduğundan mahkeme kararının da hatalı olduğunu, mahkemece bozma ilamının gereklerinin yerine getirilmediğini, b. Söz konusu yapının 06.02.2023 tarihli Kahramanmaraş merkezli depremler nedeniyle ağır hasar aldığını, mahkemece yapının kullanılmayacağı hususunun ve davacının sözleşmenin feshindeki ve imalatların projesine uygun yapılmamasından kaynaklanan kusurunun dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, bu yönüyle herhangi bir değerlendirme yapılmamış olmasının da usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan etmektedir. 2. Davacı vekili temyiz dilekçesinde, a. Mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucunda, yetersiz ve hükme esas alınmayacak bilirkişi raporuna karşı itirazları dikkate alınmadan karar verildiğini, b. Müvekkili açısından Yargıtay bozma ilamı uyarınca mahalli piyasa değerleri üzerinden gerçeğe uygun hesaplama yapılarak müvekkilinin alacağının hesaplanmasının usulü kazanılmış hak olduğunu, c. Müvekkilinin zararını temerrüt faizinin karşılayamayacağının açıkça ortada olduğunu, bu nedenle müvekkilinin karara en yakın olarak munzam zararının da hesaplanması gerektiğini, d. Müvekkilinin bu davadaki munzam zararının hesaplanmasına ilişkin talebin dikkate alınmadan verilen kararın bozulmasına karar verilmesi gerektiğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, eser sözleşmesinin özel bir türü olan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanmış olup, yüklenici tarafından arsa sahipleri aleyhine açılan asıl dava, imalât bedelinin tahsili, arsa sahipleri tarafından yüklenici ve 3. kişiler aleyhine açılan birleşen dava, davalıların elatmasının önlenmesi istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3'üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428'inci maddesi ile 439'uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla; taraflar vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilmediğinden taraflar yararına duruşma vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına, Aşağıda yazılı temyiz harçlarının taraflardan alınmasına, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,20.05.2025 oy birliği ile karar verilmiştir.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/2818, K. 2025/2082, T. 20.05.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2024-2818-e-2025-2082-k-0a2f5e3266b6