Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2024/164 E. 2025/1433 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/164
Karar No
2025/1433
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/244 E., 2023/989 K. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasındaki şifahi anlaşma uyarınca müvekkilinin lojistik depo binası, çelik konstrüksiyon imalat, montaj, altyapı, temel işi ve perde duvarları yapımı işini yüklendiğini, iş kapsamında müvekkili tarafından faturalar kesilerek davalı firmaya tebliğ edildiğini, bu faturaların bir kısmının ödendiğini, faturaların ödenmeyen kısmı için takip başlatıldığını, davalının takibe itiraz etmek suretiyle takibin durmasına sebebiyet verdiğini ileri sürerek itirazın iptaline, %20'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı firma ile ilgili cari hesapların müvekkili şirket nezdinde iki ayrı hesaptan takip edildiğini, davacı firmanın 120. kodlu cari hesaptan kaynaklanan borcunun 410.017,64 TL, 320. kodlu cari hesaptan kaynaklanan alacağının 255.041,31 TL olduğunu, mahsuplaşma yapıldığında müvekkili firmanın 154.976,33 TL alacaklı olduğunu, ayrıca davacı şirketin hakim hissedarı olan ...’in müvekkili firmanın maliki bulunduğu aracı satın almasından kaynaklı cari hesap borcunun da 100.000,00 TL olduğunu, şu halde davacının alacaklı değil bilakis borçlu olduğunu, diğer taraftan davacı firma tarafından yapılması üstlenilen işlerin tam ve zamanında yapılmaması, yapılan işlerin kısmen hatalı olarak yapılması nedeniyle düzeltilmesi için ekstra masraflar yapılması gerektiğini, özellikle işin planlanan sürede yapılmadığı gibi depo ile ilgili inşaatın başlamasının ardından düzenlenen kira sözleşmesindeki müvekkili firma teslim taahhüt tarihinin ötelenmesi nedeniyle müvekkili firmaya gecikme cezası terettüp edileceğini, dolayısıyla ortaya çıkacak bu kabil gecikme cezalarının da davacıdan talep edileceğini savunarak davanın reddini ve %20’den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 29.04.2021 tarihli kararı ile taraflar arasında sözlü olarak eser sözleşmesi kurulduğu, davacının işi %95 oranında tamamladığı, tamamlanan işin tutarının 1.801.043,60 TL olduğu, davacının 1.438.576,88 TL'lik fatura düzenlediği ve bu miktar alacağı oluştuğu, bu faturalar için 929.739,55 TL tahsilat yaptığı, geriye dava konusu iş nedeni ile 508.837,33 TL alacağı kaldığı, taraflar arasında başkaca cari hesap hareketleri bulunduğu, tarafların farklı cari hesap alacakları için mahsup yapılması gerektiği, davacının da kendi hesabına göre mahsup yaparak talepte bulunduğu, davacının davalıya ödeme şeklinde kaydettiği dayanağı olmayan kayıtların dikkate alınmaması gerektiği, 134.663,40 TL'lik fatura konusu işin yapılması nedeni ile davalı kayıtlarında yer almamasına rağmen davacı alacağı olarak hesaplanması gerektiği, davacı şirket ortağının araç satışından dolayı davalıya borçlu olduğu iddia edilen 100.000,00 TL'nin davacı şirket alacağından mahsup edilemeyeceği, netice olarak davacının davalıdan 245.303,51 TL asıl alacağı bulunduğu, takip öncesi temerrüt gerçekleşmediğinden davacının takip öncesi faiz talebi yönünden de davasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, itirazın 245.303,51 TL asıl alacak yönünden iptaline ve takibin bu miktar üzerinden devamına, hüküm altına alınan asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi işletilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacı tarafın icra inkar tazminatı isteminin reddine, davacının takip yapmakta kötü niyetli olduğu ispat edilemediğinden, davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 29.04.2021 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 17.11.2021 tarihli kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 17.11.2021 tarihli kararının süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nce, itirazın iptâli davalarında takip dayanağı faturalarla sınırlı olarak inceleme yapılması gerektiği, 7 adet faturanın içeriği kesinleştiğinden fatura bedelleri dikkate alınarak; 134.663,40 TL bedelli faturanın ise yapılan keşifle davacı tarafından eda edildiği ve fiyatının piyasa rayicine uygun olduğu dikkate alınarak bu bedelin esas alınması ile birlikte ek rapor alınarak taraf defterlerinin de bu faturalara yönelik ödeme olup olmadığı tespit ettirilerek bundan kanıtlanan ödemeler düşülerek mahsup koşulları da değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyulmasına ve davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığını, davacı defter kayıtlarında bulunan 132.655,92 TL tutarın nereden kaynaklandığının anlaşılmadığını, davacı firma ile ilgili cari hesapların müvekkili nezdinde iki ayrı hesaptan takip edildiğini, müvekkili şirketin kayıtlarına göre 2016 yılı sonu itibariyle 154.976,33 TL alacaklı olduğunu, ayrıca davacı şirket ortağından 100.000,00 TL alacağı da eklendiğinden toplamda 254.973,33 TL alacaklı olduğunu, taraflar arasında mutabık kalınmış bir fiyat değerlemesi var iken taraflar arasındaki mutabakatlara aykırı olarak belirlenmiş ve hesaplanmış inşaat - imalat değerinin kabul edilmesinin mümkün olmadığını, mutabık kalınan bedel ve daha önceki faturaların değerlendirilmesi ile hesaplama yapılması gerekirken Bayındırlık birim fiyatları üzerinden değerleme yapılmasını kabul etmediklerini, taraflar arasında karşılıklı edimleri içeren ticari ilişkiler bulunup bu hesaptan karşılıklı olarak kesilen faturalar ve yapılan ödemeler cari hesabın başladığı tarihten itibaren değerlendirilmek suretiyle alacak borç ilişkisinin değerlendirilmesi ve cari hesabın son durumuna göre hangi tarafın ne kadar alacaklı olduğunun belirlenmesi gerektiğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına, kararda belirtilen gerekçelere ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince inceleme yapılıp hüküm verilmiş olmasına göre usul ve kanuna uygun olup ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 14.04.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/164, K. 2025/1433, T. 14.04.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2024-164-e-2025-1433-k-d7456892e3b7