Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2024/1302 E. 2024/5091 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1302
Karar No
2024/5091
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/66 E., 2024/114 K. KARAR : Esastan Red İLK DERECE MAHKEMESİ : KDZ.Ereğli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/162 E., 2022/73 K. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı arsa sahibi ile davalı arasında kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığı, kendisine düşen bağımsız bölüm sayısının % 25+1 bağımsız bölüm olarak kararlaştırıldığını, ancak aradan uzun yıllar geçmesine rağmen kaç bağımsız bölümün kendisine düştüğünün ve bu bağımsız bölümlerin hangileri olduğunun belirlenmediğini belirterek kendisine sözleşme gereği düşecek bağımsız bölümlerin tespiti ile tapu iptal ve tescilini ve geç teslimden kaynaklı gecikme tazminatı bedeline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıya düşen bağımsız bölümlerin 11 adet olduğunu ve teslim edilmesi için davacıya bildirildiğini, ancak teslim almadığını belirterek davacının davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. KDZ. Ereğli 2. Asliye Hukuk Mahkemesince davacının hak ettiği daire sayısının 14.29 olduğu, davalı üzerinde 11 adet bağımsız bölüm bulunduğu, kalan 3.29 dairenin belirlenmesinin mümkün olmadığı ve infazda sıkıntı yaratacağı, teslimde gecikmenin bulunduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi tarafından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı taraf vekillerince süresinde temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. 1. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle davacı ile davalı arasındaki sözleşmede kararlaştırılan paylaşım oranına göre davacıya düşen bağımsız bölüm sayısının farklı bilirkişi raporları ile hesaplanarak belirlendiği ve yapılan tespitte hukuka aykırılık bulunmadığı, bu dairelerin davacıya teslim edilmediği sabit olduğuna göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2.Davacı vekilinin temyiz sebeplerinin kabulü ile; her ne kadar Mahkemece 3.29 bağımsız bölüm ile ilgili tapu iptal ve tescil talebinin reddine karar verilmiş ise de; hukukumuzda kişilerin satın aldığı şeylerin ileride kendilerinden geri alınabileceği endişesi taşımamaları, dolayısıyla toplum düzeninin sağlanması düşüncesiyle, satın alan kişinin iyi niyetinin korunması ilkesi kabul edilmiştir. Bir tanımlama yapmak gerekirse, iyi niyetten maksat, hakkın doğumuna engel olacak bir hususun hak iktisap edilirken kusursuz olarak bilinmemesidir. Belirtilen ilke, TMK'nın 1023. maddesinde aynen "Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur." şeklinde hükme bağlanmış, aynı ilke tamamlayıcı madde niteliğindeki 1024. maddede "Bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise, bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz." biçiminde vurgulanmıştır. Ne var ki; tapulu taşınmazların intikallerinde huzur ve güveni koruma, toplum düzenini sağlama uğruna tapu kaydında ismi geçmeyen ama asıl malik olanın hakkı feda edildiğinden iktisapta bulunan kişinin iyi niyetli olup olmadığının tam olarak tespiti büyük önem taşımaktadır. Somut olay incelendiğinde; davalı yüklenici kooperatifin üyelerine kura çekimi ile tahsis yaparak bağımsız bölümleri tapuda devrettiği anlaşıldığından, kooperatif ortakları 3. kişi sayılamayacağından yukarıda açıklanan iyi niyet karinesinden yararlanamayacakları ve arsa sahibine karşı 3.kişinin iyi niyetinin korunması ilkesinin ileri sürülemeyeceği açıktır. Bu durumda Mahkemece yapılması gereken iş; yüklenici kooperatife ait belgeler getirtilerek kooperatifin üyelerine yapmış olduğu tahsis kararları ve tapu devir işlemleri incelenerek, tahsisi yapılan son 4 dairenin tapu devirleri belirlenerek bu devirlerin yapıldığı üyelerin isminin saptanarak bu üyelere ilişkin dava açılması için davacıya mehil verilip, açılan dava birleştirildikten sonra 3,29 bağımsız bölümle ilgili karar verilmesi gerekirken yanlış gerekçe ile hüküm kurulması doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) no.lu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz istemlerinin REDDİNE, yukarıda (2) no.lu bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz istemlerinin kabulüne İlk Derece Mahkemesi kararı ile bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya aykırı olması nedeniyle HMK'nın 373/1. maddesi gereğince Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi kararının KALDIRILARAK; KDZ. Ereğli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi kararının BOZULMASINA. Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesine GÖNDERİLMESİNE, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden taraflara iadesine, 24.12.2024 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/1302, K. 2024/5091, T. 24.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2024-1302-e-2024-5091-k-c6dac361fa03