Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2023/3653 E. 2024/5045 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/3653
Karar No
2024/5045
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/339 E., 2023/843 K. KARAR : Esastan Red İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/347 E., 2022/942 K.

1- İlk Derece Mahkemesince; temlik yasağının taraflar arasındaki sözleşmede açıkça yazılı olması, yine davacı devir edenin geçici kabulünün davalının geçici kabulünden önce yapılamayacağının açık olması, davalı şirketin geçici kabulünün dava tarihi ve sonrasında ana iş sahibi LÖSEV ile aralarında uyuşmazlık çıktığı, ana iş sahibi LÖSEV’in 09.11.2015 tarihli yazısı ile tespit edilen eksikliklerin giderilmesi için davalı şirkete süre verdiği, dolayısıyla henüz davalı şirketin geçici kabulünün ve kesin kabulünün yapılmadığı, bu aşamada davayı devir eden davacının kendi geçici kabulünün yapılması ve hatta kesin ve nakit tüm teminatının iade edilmesi talebinde bulunmasının sözleşmeye aykırı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

2- İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı Bitaş Seramik Gıda İnşaat Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. vekili ve davacı ... vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesince; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

3- Bu karara karşı süresinde davacı Bitaş Seramik Gıda İnşaat Sanayi ve Tic. Ltd. Şti vekili ve davacı ... vekilince temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: 3.1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı Bitaş Seramik Gıda İnşaat Sanayi ve Tic. Ltd. Şti vekili ve davacı ... vekilinin aşağıdaki paragraf dışında kalan diğer temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.

3.2. Taraflar arasındaki sözleşmede temlik yasağı olmasına rağmen davacı tarafından yargılama sırasında dava konusu alacağın ...’a temlik edildiği anlaşılmıştır.

HMK 125. maddeye göre; dava konusunun dava sırasında devredilmesinin mümkün olduğu belirtilmiş ise de temlik yasağı nedeniyle devralan ...’ın hak sahibi olamayacağının anlaşıldığı, bu nedenle davacı ... hakkında sıfat yokluğu nedeniyle davanın reddine, davacı Bitaş Seramik Gıda İnşaat Sanayi Ve Tic. Ltd. Şti. açısından ise davacı şirket ile davalı arasındaki sözleşme gereği davacı geçici kabulünün ana iş sahibi LÖSEV ile davalı şirket arasında geçici kabul yapılması şartına bağlı olduğu, ana iş sahibi ile davalı şirket arasında geçici kabul yapılmamış olup, erken dava söz konusu olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur.

Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 370 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca mahkeme kararının gerekçesi düzeltilerek onanması gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda ( 3.1) paragrafta açıklanan nedenlerle davacı Bitaş Seramik Gıda İnşaat Sanayi ve Tic. Ltd. Şti vekili ve davacı ... vekilinin diğer temyiz istemlerinin REDDİNE, (3.2) no.lu paragrafta yer alan nedenlerle Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 23.11.2022 tarih ve 2022/347 E., 2022/942 K. sayılı kararının gerekçesinin değiştirilmiş bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, temyiz peşin harcın istek halinde iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.12.2024 tarihinde kesin olarak oy çokluğu ile karar verildi. (Muhalif)

KARŞI OY YAZISI Alacağın temliki yani alacağın devrinin düzenlendiği TBK 183. maddedeki düzenlemenin karşı anlamlarıyla da değerlendirilen hükümlerine göre asıl hukuki ilişkiye ilişkin sözleşmede, alacağın devrine ilişkin bir yasak var ise, veya devirin geçerli olabilmesi için alacaklının rızası şartı var ve bu rıza yok ise alacağın devrinin geçerli olduğundan söz edilemez. Alacağın devri Borçlar Hukukunda düzenlenmiş olup, maddi hukukla ilgili bir tasarruf işlemidir. Geçerliliği ve sonuçlarının da düzenlendiği kanundaki hükümlere göre değerlendirilmesi gerekir. TBK'da ayrıca özel bir düzenleme olmadığı için 183. ve devamı maddelerdeki geçerlilik koşulları her aşamada geçerli ve ileri sürülebilir olup, alacağın devrinin alacakla ilgili dava açıldıktan sonra olması 183. maddedeki koşulların aranmasından vazgeçilmesini gerektirmez. Alacağın devri maddi hukuka ilişkin ise de bu devirin dava açıldıktan sonra olması halinde; davacı veya davalı sıfatlarının kimde olacağı, usule ilişkin hakların kim tarafından nasıl kullanılacağı ise usul hukukuna ilişkindir. Bu nedenle usul kurallarında dava konusunun alacaklı veya borçlu tarafından devri halinde yapılacak işlemlerin neler olduğuna dair düzenlemeler yer alır. Bu konuda HMK'da yer alan hüküm 125. madde olup, davacının dava konusunu devri ikinci fıkrada düzenlenmiştir. Buna göre; davanın açılmasından sonra, dava konusu davacı tarafından devredilecek olursa, devralmış olan kişi, görülmekte olan davada davacı yerine geçer ve dava kaldığı yerden itibaren devam eder. Sözleşmede devir yasağı olsa bile bunu ileri sürecek olan, devire konu alacağın borçlusudur. Borçlu alacağın devri nedeniyle rızası bulunmadığını devrin geçerli olmadığını ileri sürmemiş ise bunun uyuşmazlık konusu olmadığı rızanın mevcut bulunduğunun kabulü gerekecektir. Alacağı devralan HMK 125. madde gereğince hemen davacı yerine geçer ve usulden doğan yetkileri kullanabilir ise de davalının kendisine karşı ve devreden alacaklıya karşı ileri sürebileceği def'i ve itirazlar ile de muhatap olacak ve sonucunda maddi hukuk anlamında talep edebileceği alacak bulunduğu ispatlandığı takdirde alacağa hükmedilecektir. 6100 sayılı HMK 125. madde nedeniyle hemen davacı yerine geçmek ile TBK 183. maddedeki temlik nedeniyle alacaklı hale gelmek aynı sonuçları doğuran kurallar değildir. HMK'daki hükümler alacağın istenebilmesine ilişkin usul işlemlerini yapabilme yetkisi verir. Diğeri ise maddi hukuk anlamında alacağa sahip olma yetkisi verir. Davaya bakan hakimin davayı görüp yargılama yapmadan dava konusunun asıl sahibinin kim olduğunu saptaması mümkün değildir. Bu ancak verilecek kararın kesin hüküm haline gelmesi ile sağlanacaktır. Bu nedenledir ki dava konusunun devri halinde alacağı devralan, davacı yerine geçer delillerini ortaya koyar, davalı savunmalarına karşı delil ve beyanlarını bildirir ve sonuçta alacağın devrinin geçerli olduğunu da kanıtlayarak devraldığı alacak için lehine karar verilmesini isteyebilir. Bu işlemleri davacı olarak yapma yetkisi olmayan bir kimsenin alacağına kavuşabilmesi de mümkün olmadığından HMK 125. madde, maddi hukuk anlamında geçerli bir temlik olup olmadığına bakmaksızın davacı yerine geçme yetkisi vermektedir. Hemen davacı yerine geçme yetkisi verilmez ise alacağın varlığını devralanın ileri sürüp ispatlayabilmesi de mümkün olmaz. Dava konusunun devri usul hükmünün uygulanması için alacağın devrinin geçerli olması şartı yoktur. Ancak yargılamada maddi hukuk anlamında alacağın kendisi yönünden de istenebilirliği ispatlanmak zorundadır. HMK 125. maddenin amacı maddi hukukta yer alan alacağın temliki kurallarına bir sınır getirmek olmayıp, maddi hukuktan kaynaklanan alacağı talep etme ve ulaşabilmeyi kolaylaştırmaktır. Zaten usul hukukunda maddi hukuka ilişkin bir konunun bu kapsamda alacağın temlikinin düzenlenmiş olması da düşünülemez. Mahkemece verilen kararda hem devredenin hem devralanın ismine yer verilip açıkça isim belirtilmeksizin davanın reddine karar verilmiş ise de gerekçede dava konusunun devrinden söz edilip bunun geçerli olduğu kabul edilerek karar verilmiş olduğundan hükmün dava konusunu devreden şirket hakkında değil, dava konusunu devralan hakkında kurulduğu açıkça anlaşılmaktadır. Hükümde devreden hakkında yargılama gideri bakımından hüküm kurulmuş ise de bu HMK 125/3 maddedeki düzenlemenin gereği olup devreden hakkında da uyuşmazlığın esasının incelenip karar verildiği anlamına gelmez. Bu yönüyle şirket hakkında sadece yargılama giderlerine ilişkin olarak hüküm kurulmasında usulen bir yanlışlık bulunmamaktadır. Devralan ... yönünden ise dava konusunun devri geçerli bir usul işlemi olduğundan hakkında davacı olarak karar verilmesi yerinde ise de temlike konu sözleşmede alacağın devri yasağı bulunmakta olup davalı bunu da ileri sürmüştür. Temlik alan HMK 125. madde gereğince davacı yerine geçmiş ve usul yetkilerini kullanmış ise de davalı tarafın ispatladığı temlik yasağı nedeniyle maddi hukuk anlamında alacaklı sıfatı kazanılamamıştır. Sıfat yokluğu halinde esastan değil aktif husumet yokluğuna dayalı olarak davanın reddine karar verilmesi gerekir. Açıklanan nedenlerle devralan davacı ... yönünden aktif husumet yokluğu nedeniyle red kararı verilmek yerine, alacaklı sıfatının kazanıldığı ancak alacağın henüz istenebilir hale gelmediği kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Hükmün bu nedenle bozulması gerekir ise de verilen red kararı sonucu itibarıyla doğru olduğundan yukarıda açıklandığı şekilde gerekçesi düzeltilerek hükmün onanması gerekir. Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı ... hakkındaki hükmün gerekçesi düzeltilerek onanması gerektiği görüşünde olduğumdan, bu dosyada yargılama gideri sorumluluğu dışında davacı sıfatı kalmayan Bitaş Seramik Gıda İnşaat Sanayi ve Tic. Ltd. Şti hakkında esasa ilişkin gerekçe içerir biçimde hükmün düzeltilmesi gerektiği yönünde oluşan değerli çoğunluk görüşüne katılamıyorum.

...

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2023/3653, K. 2024/5045, T. 23.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2023-3653-e-2024-5045-k-5ed6e07cd5e9