Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2023/3629 E. 2024/1923 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/3629
- Karar No
- 2024/1923
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/142 E., 2023/855 K. DAVA TARİHİ : 14.07.2017 HÜKÜM/KARAR : Esastan Red İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 6. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2018/394 E., 2020/644 K. Taraflar arasında açılan hizmet sözleşmesinden kaynaklanan tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında özel güvenlik hizmet sözleşmesi imzalandığını, davalının Beyoğlu 10. Noterliğinin 28/11/2016 tarih, 22488 yevmiye numaralı ihtarnamesiyle sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiğini, davalı tarafın sözleşmeyi feshetmesinin taraflar arasında imzalanan sözleşmeye aykırı olduğunu, davalı ... tarafından gönderilen fesih ihtarnamesinin davacı şirkete 02/12/2016 tarihinde tebliğ edildiğini, ancak sözleşmenin fesih ile ilgili bildirim maddesi gereği sözleşmenin bitiminden 60 gün öncesinden, en geç 26/10/2016 tarihinden önce bildirim yapılması gerektiğini, davalı ... yönetiminin sözleşmeyi fesih ihtarnamesi 02/12/2016 tarihinde tebliğ edildiğinden davalı ... ve müvekkili şirketle imzalanan 26/12/2012 tarihli sözleşmenin 26/12/2017 tarihine kadar uzadığını, davalı şirketçe yapılan feshin haksız olduğunu belirterek, sözleşmenin haksız nedenle feshedilmesinden dolayı davacı şirketin maddi zararları ve kâr kaybı olmak üzere şimdilik 10.000,00 TL'sinin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın Tüketici Mahkemelerinde görülmesi gerektiğini, sözleşmenin 1 yıllık süreli sözleşme olduğunu, imzalandığı tarihten itibaren 4 yıl geçtiğini, personel maliyetlerinin değiştiğini, site yönetiminin ekonomik krize girdiğini, bu nedenle hizmet ilişkisinin sonlandırılması yönünde görüşmeler yaptığını, davacı şirkete mail gönderdiklerini ve sözleşmenin feshedileceğini 17/11/2016 tarihli mail ile bildirdiklerini, sözleşmenin 4 yıl gibi uzun bir sürede aynı feshi koşulları ile birer yıl uzatılması, fesih şartının sözleşmede öngörülen süreler içinde yerine getirilmemesi nedeni ile sözleşmenin 1 yıl daha uzatılmasının haksız şart niteliğinde olduğunu, ayrıca davacı tarafın bu fesih nedeni ile zarara uğradığını ispatlamasının zorunlu olduğunu, davanın haksız ve yersiz yere açıldığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi’nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı tarafın haksız fesih nedeniyle zarara uğradığını ve iş bu davayı zararların tazmini için açtığını ileri sürmüş ise de, dosya kapsamına zararını kanıtlayacak nitelikte somut deliller sunamadığı, mahkemece hükme esas alınan ve hüküm kurmaya elverişli olan bilirkişi raporunda da maddi zararın varlığına ilişkin kayıt ve belge olmadığının tespit edildiği, dolayısıyla davacının fesih nedeniyle uğramış olduğu zararları ispatlayamadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesi’nin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi raporunun karar vermeye elverişli olmadığını, yanlar arasındaki sözleşmenin 10/a fıkrasında sözleşme süresinin 1 yıl olarak belirlendiğini, taraflardan birisinin en az 60 gün önceden bu sözleşmenin bitirileceğini yazılı olarak bildirmemesi üzerine bu sözleşmenin otomatik olarak 1 yıl daha uzayacağının kararlaştırıldığını, bu maddenin haksız şart olarak kabul edilemeyeceğini, nitekim tarafların iradesi ile imzalandığını, her iki taraf için de bağlayıcı olduğunu, yazılı bildirimin 60 gün önceden yapılmaması nedeni ile feshin haksız olduğunu, ilk derece mahkemesince maddi zararın varlığına ilişkin kayıt ve belge olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, dvacı şirketin ticari kayıt ve defterlerinin incelenmesi gerektiğini, maddi kayıp araştırması yapılmadığını, eksik inceleme ile karar verildiğini belirterek, hükmü istinaf etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesi’nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasındaki hizmet sözleşmenin imzalandığı tarih 26/12/2012 olduğu, davalı ... tarafından fesih ihtarnamesi 28/11/2016 tarihinde davacı şirkete gönderildiğinin anlaşıldığı, sözleşmesinin 10. maddesinin; ‘sözleşme süresi; imza tarihinden itibaren 1 (bir) yıl olarak kararlaştırılmış olup, bu sözleşme hükmüne göre bir 1 (bir) yıl sonunda aynı tarihte sözleşme sona erecektir, ancak sözleşmede taraflardan biri en az 60 (altmış) gün önceden bu sözleşmenin sona ereceğini yazılı olarak karşı tarafa bildirmediği takdirde bu sözleşme otomatik olarak aynı koşullarda 1 (bir) yıl daha uzamış sayılacaktır.’ şeklinde olsa da sözleşmedeki bu hükmün taraflarca müzakere edilmeksizin matbu sözleşme içinde yer aldığı, dolayısıyla davalı ... yönünden haksız şart niteliğinde olduğu, hizmet alım sözleşmesinin davalı ... tarafından feshedilmesinden sonra davacı güvenlik şirketi tarafından davalı siteye güvenlik hizmeti verilmeye devam ettiği hususunun da ispat edilmediği, mahkemece yapılan bilirkişi incelemesinde de fesih nedeniyle zararının bulunduğunun ispat edilemediğinin rapor altına alındığı, tüm bu sebeplerle kararın yerinde olması nedenleriyle davacının istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesi’nin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun karar vermeye elverişli olmadığını, yanlar arasındaki sözleşmenin taraflardan birisinin en az 60 gün önceden bu sözleşmenin bitirileceğini yazılı olarak bildirmemesi üzerine sözleşmenin otomatik olarak 1 yıl daha uzayacağının kararlaştırıldığına ilişkin maddenin haksız şart olarak kabul edilemeyeceğini, nitekim sözleşmenin tarafların iradesi ile imzalandığını ve her iki taraf için de bağlayıcı olduğunu, ilk derece mahkemesince maddi zararın varlığına ilişkin kayıt ve belge olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı şirketin ticari kayıt ve defterlerinin incelenmesi gerektiğini belirterek, kararı temyiz etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasıdır. 2. İlgili Hukuk TBK 20-25. maddeleri, TKHS 5. madde. 3. Değerlendirme TKHS 5. maddesine göre; haksız şart, tüketiciyle müzakere edilmeden sözleşmeye dâhil edilen ve tarafların sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerinde dürüstlük kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan sözleşme şartlarıdır. Tüketiciyle akdedilen sözleşmelerde yer alan haksız şartlar kesin olarak hükümsüzdür. Sözleşmenin haksız şartlar dışındaki hükümleri geçerliliğini korur. Bu durumda sözleşmeyi düzenleyen, kesin olarak hükümsüz sayılan şartlar olmasaydı diğer hükümlerle sözleşmeyi yapmayacak olduğunu ileri süremez. Bir sözleşme şartı önceden hazırlanmış ve standart sözleşmede yer alması nedeniyle tüketici içeriğine etki edememişse, o sözleşme şartının tüketiciyle müzakere edilmediği kabul edilir. Sözleşme şartlarının yazılı olması hâlinde, tüketicinin anlayabileceği açık ve anlaşılır bir dilin kullanılmış olması gerekir. Sözleşmede yer alan bir hükmün açık ve anlaşılır olmaması veya birden çok anlama gelmesi hâlinde bu hüküm, tüketicinin lehine yorumlanır. Yine TBK’nın 21. maddesine göre; karşı tarafın menfaatine aykırı genel işlem koşullarının sözleşmenin kapsamına girmesi, sözleşmenin yapılması sırasında düzenleyenin karşı tarafa bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi verip bunların içeriğini öğrenme imkânı sağlamasına ve karşı tarafın da bu koşulları kabul etmesine bağlıdır. Aksi takdirde, genel işlem koşulları yazılmamış sayılır. Sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine yabancı olan genel işlem koşulları da yazılmamış sayılır. TBK’nın 22. maddesinde yazılmamış sayılmasının sözleşmeye etkisi ise; ‘sözleşmenin yazılmamış sayılan genel işlem koşulları dışındaki hükümleri geçerliliğini korur. Bu durumda düzenleyen, yazılmamış sayılan koşullar olmasaydı diğer hükümlerle sözleşmeyi yapmayacak olduğunu ileri süremez.’ şeklinde değerlendirilmiştir. Bu kanun maddeleri doğrultusunda somut olay incelendiğinde; tarafların özgür iradesi ile taraflar arasında düzenlenen dava konusu sözleşmede: sözleşmede taraflardan biri en az 60 gün önceden bu sözleşmenin sona ereceğini yazılı olarak karşı tarafa bildirmediği takdirde bu sözleşmenin otomatik olarak aynı koşullarda 1 yıl daha uzamış sayılacağına ilişkin düzenledikleri sözleşme maddesinin haksız şart olarak kabul edilemeyeceği, zira sözleşme maddesinin açık, anlaşılır ve sonuçları belirlenebilir nitelikte olduğu, tarafların hak ve yükümlülüklerinde dürüstlük kuralına aykırı şekilde dengesizliğe neden olacak mahiyette olmadığı anlaşılmaktadır. Bu halde mahkemece; davacının fesih nedeniyle uğramış olduğu zararının bulunup bulunmadığı hususu tespit edilerek sonuca göre karar vermesi gerekirken, haksız şart değerlendirmesi yapılarak davanın reddine karar verilmesi hatalı olup, hükmün bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.