Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2023/2805 E. 2024/1401 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/2805
- Karar No
- 2024/1401
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/301 E., 2021/88 K. DAVA TARİHİ : 14.07.2014 HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen kayıt kabul davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı banka nezdinde katılım hesaplarında 30.12.2013 tarihi itibariyle 120.000.000 USD'nin mevcut olduğunu, 30.12.2013 tarihinde müvekkilinin, bahse konu 120.000.000 USD'nin söz konusu tarihe kadar tahakkuk eden kâr tutarı olan 317.530,96 USD ile birlikte THY'nin başka bir banka nezdindeki hesabına gönderilmesini talep ettiğini, davalı bankanın davacı tarafından talep edilen rakamı gecikmeli olarak farklı tarihlerde ödediğini, oysa davalı bankanın talep edilen rakamı derhal ödemekle yükümlü olduğunu, davalının haksız olarak borcu geç ifa etmesi sebebiyle müvekkilinin zararını karşılaması gerektiğini, müvekkilinin davalı şirketten temerrüt faiz alacağı net 375.066 USD olduğunu, müvekkilinin 30.12.2013 tarihine kadar tahakkuk eden kâr payı hakkı 317.531 USD olduğunu ileri sürerek, şimdilik 692.597 USD'nin 317.531 USD'lik kısmı için 30.12.2013 tarihinden itibaren 375.066 USD'lik kısmı için ise 21.02.2014 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; katılma hesabı ile ilgili olarak hesap sahibi lehine önceden belirli bir oranda getiri elde etme vaadi verilmesinin mümkün olmadığını, bankanın müşterilerinin vadeden önce parasının talep etme hakkı bulunmakla beraber ilgili mevzuat hükmü gereğince bu talebin ancak bankaların kabulü ile işleme alınabileceğini, sözleşmenin kuruluşu süreci gözetildiğinde davacı yanın vadeden önce parasını talep etme hakkı bulunmadığını, mevzuat vadeli hesaptaki paranın vadesinden önce çekilmesi halinde kâr payı ödemesi yapılmasına mani iken, vadesinde önce çekilmesi talep edilen katılım hesabındaki tutarla ilgili olarak temerrüt hükümleri işletilemeyeceğini,somut olaya konu katılım hesapları yönünden vadeden önce para çekimlerinde kâr payı ödemesinin yapılmasının Bakanlar Kurulu Kararı'nın 7. maddesi gereği seçimlik hak bile verilmeksizin yasaklandığını, hangi ödemenin hangi hesaba ilişkin yapıldığı konusunda müvekkili bankanın kayıtlarının esas olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemenin 16.12.2015 tarihli ve 2014/675 Esas, 2015/1240 Karar sayılı kararıyla; taraflar arasında taahhütlü vadeli katılma hesabına ilişkin sözleşme kurulduğu, bankaların mevduat ve katılım hesapları sahiplerinin paralarını çekme haklarının engellenemeyeceğine ve davalının hesabın vadeden önce istenildiğinde para çekilebileceğine dair taahhüdüne rağmen, davalı bankanın hesaptaki parayı talep eden davacının talebini yerine getirmeyerek temerrüde düştüğü ve böylece hesap açılış tarihlerinden 30.12.2013 tarihleri arasında işlemiş getiri tutarlarını ödemeyerek kendi taahhüdünü de ihlal ettiğinden dolayı 317.800 $ işlemiş getiri tutarı ile temerrüt tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun 4/a mad. üzerinden hesaplanan 375.066 $ gecikme faiz tutarını davacıya ödemesi gerektiği, davasını kanıtlayan davacının talebiyle bağlı kalınarak davanın kabulüne, 317.531,00 USD asıl alacak, 375.066,00 USD işlemiş faiz alacağından asıl alacağa dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesinde belirtilen faiz oranları uygulanmak suretiyle hesaplanacak faiz ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde taraflar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 23.02.2017 tarih ve 2016/2149 Esas ve 2017/1048 Karar sayılı ilamıyla davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazları yerinde olmadığı, davacının 30.12.2013 tarihinde davalı banka nezdinde bulunan hesabındaki paranın bir başka bankadaki hesabına aktarılması yönünde talimat verdiği, bu durumda taraflar arasındaki sözleşmenin bu tarih itibariyle sonlandırıldığı ve davacının bu tarihten itibaren kâr payı (getiri) talep etmesinin mümkün olmadığı, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, 317.800 USD'nin net getiri tutarının ortaya çıktığı belirtilmiş ise de, hesabın hangi tarih aralıkları esas alınmak suretiyle ve ne şekilde yapıldığı anlaşılamamakta olup, bilirkişi heyetinden denetime elverişli ek rapor alınarak ortaya çıkacak sonuca göre bir karar verilmesi, yönetim ve denetimi Fon'a devredilen davalı Asya Katılım Bank A.Ş'nin harçtan muaf olduğunun dikkate alınması gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. 3.Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 11.04.2019 tarihli, 201773811 Esas ve 2019/2899 Karar sayılı kararıyla davalı vekilinin süresinden sonra karar düzeltme isteğinde bulunduğundan talebinin süre yönünden reddine, davacı vekilinin diğer karar düzeltme taleplerinin yerinde olmadığı, ancak davacının davalıya keşide ettiği 09.04.2014 tarihli ihtar ve bu ihtarla verilen atıfet mehli nazara alınmadan kâr payı alacağına dava tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle da kararın bozulması gerektiğinden davacının karar düzeltme isteminin kabulü, kararın bu gerekçe ile de bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hesap açılış tarihlerinden sözleşmenin sonlandığı 30.12.2013 tarihine kadar işleyen kâr payı miktarının 317.530,96 ABD Doları olduğu, sözleşmenin sonlandığı 30.12.2013 tarihinden sonra peyder pey yapılan ödemeler için ödeme tarihlerine kadar işleyen temerrüt faizi miktarının 375.065,75 ABD Doları olduğu, davalının yargılama sırasında iflas ettiği ve davanın kayıt-kabul davasına dönüştüğü,ancak TMSF Fon Kurulu'nun 17.09.2020 tarihli kararı ile ikinci alacaklılar toplantısı yerine kaim olmak üzere iflas idaresine yetkiler verilmiş olması nedeniyle yargılamaya devam edilerek kurulan hükümdeki faizin iflas tarihine kadar yapılacak faiz hesabının iflas idare memurlarınca yapılması gerektiği, Fon Kurulu tarafından atanan davalı vekilinin, davayı kabul etmediklerine dair açık ve net beyanı, ve TMSF Fon Kurulu'nun 17.09.2020 tarih, 2020/285 numaralı kararı karşısında davacı tarafın alacağını kaydettirmek üzere iflas masasına başvurusunun bir anlamı olmayacağından hedef süre uygulaması da gözetilerek davacı vekiline alacağını kaydettirmesi için süre verilmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 317.530,96 ABD Doları kâr payı ve 375.065,75 ABD Doları işlemiş temerrüt faizinin davalıdan tahsiline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde davalı banka iflas idaresi vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı banka iflas idaresi vekili; banka müşterilerinin, vadeden önce parasını talep etme hakkı bulunmakla beraber mevzuat hükmü gereğince bu talebin ancak bankaların kabulü ile işleme alınabileceğini, sözleşmenin kuruluşu süreci gözetildiğinde davacı yanın vadeden önce parasını talep etme hakkı bulunmadığını, mevzuat vadeli hesaptaki paranın vadesinden önce çekilmesi halinde kâr payı ödemesi yapılmasına mani iken, vadesinden önce çekilmesi talep edilen katılım hesabındaki tutarla ilgili olarak temerrüd hükümlerinin işletilemeyeceğini, esas olanın sözleşmenin devam ettirilmesi olduğunun karşı tarafa hatırlatıldığı halde, karşı taraf sözleşmenin bozulmasında ısrar ettiği talebin medeni kanunun 2. maddesine aykırı olduğunu, somut olaya konu katılım hesapları yönünden (vadeleri bir yıldan daha az olduğu için) vadeden önce para çekimlerinde kar payı ödemesi yapılmasının, Bakanlar Kurulu kararınca seçimlik hak bile verilmeksizin yasaklandığını, bilirkişi raporunda da bir çok hususun eksik ve hatalı tespit edildiğini belirterek, kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, vadeli katılım hesabına yatırılan paranın vadeden önce talep edildiği halde ödemede temerrüde düşülmesinden doğan temerrüt faiz alacağı ve kâr payı alacağının tahsili istemine ilişkin olup, davalı Banka'nın yargılama sırasında iflas etmesi nedeniyle kayıt kabul istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk İİK’nın 206. maddesi, 195. maddesi 3. Değerlendirme 1.Dosyadaki yazılara ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince inceleme yapılarak hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve bozmanın şümulü dışında kalarak kesinleşen cihetlere ait temyiz itirazlarının incelenmesi artık mümkün olmamasına göre davalı banka iflas idaresi vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2.Dava, 15.09.2014 tarihinde Asya Katılım Bankası A.Ş. aleyhine alacak talebiyle açılmış olup, davalı bankanın yargılama aşamasında 16.11.2017 tarihinde iflasına karar verilmiş olması nedeniyle dava İcra ve İflas Kanunu'nun 235. maddesinde düzenlenen kayıt kabul davasına dönüşmüştür. Yabancı para alacaklarının iflas masasına kayıt şekli konusunda İcra ve İflas Kanunu'nda açık bir hüküm yoktur. Sadece İcra ve İflas Kanunu'nun 198. maddesinin 1. fıkrasında, konusu para olmayan alacakların, ona eşit bir kıymete para alacağına çevrileceği öngörülmüştür. Öğretide, konusu yabancı para olan alacakların da anılan yasa hükümlerine göre iflasın açıldığı andaki döviz kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilerek iflas masasına yazdırılacağı kabul edilmiştir (Kuru: B. İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, 2013, 2. Baskı, Ankara, sf.1244). İcra İflas Kanunu'nun 195. maddesinde iflasın açılması ile müflisin borçlarının muaccel olacağı ve iflasın açıldığı güne kadar işlemiş faiz ve takip masraflarının ana paraya ilave edilerek masaya kaydedileceği öngörülmüştür. Bu hükmün amacı, iflas tarihinde masanın aktif ve pasiflerinin eşit şekilde ve aynı zamanda belirlenerek müflisin tüm alacaklılarına eşit ödeme yapılmasıdır. Bunu sağlamak için de yabancı para alacakların aynı paraya (Türk Parasına) çevrilmesi gerekir. Çeviri zamanı ise, yabancı para alacakları ve konusu para olmayan alacaklar için iflas kararının verildiği tarih olmalıdır. Diğer taraftan yabancı para alacağının aynen kaydı, alacaklılar arasında eşitliği ön planda tutan İflas Hukukunun bu prensibini de zedelemiş olacaktır. Zira, iflasta imtiyazlı alacaklar İİK'nın 206. maddesinde ilk üç sırada sayılmış olup, yabancı paranın masaya aynen kaydedilmesi halinde, yabancı para alacakları lehine kanunda öngörülmeyen bir imtiyaz yaratılmış olur. Bu durumda ise, aynı sırada bulunan ülke parası alacaklısı ile yabancı para alacaklısı arasında eşitsizlik meydana gelecektir. Bu sonuç ise, her sıradaki alacaklıların eşit hakka sahip olduğunu belirten İİK'nın 207. maddesine aykırılık teşkil eder. Dairemizin istikrarlı içtihatlarında da belirtildiği üzere, iflas davalarının kamu düzenini ilgilendiren davalardan olması ve mahkemece kayıt kabulüne karar verilecek miktarın diğer alacaklıların alacak miktarlarını ve haklarını da etkileyecek olması sebebiyle, davacının müflis şirketten olan alacağının iflasın açıldığı tarihteki Merkez Bankasının efektif satış kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilerek masaya kayıt ve kabulüne karar verilmesi gerekir. Öte yandan, kayıt kabul davalarında genel ilke iflas tarihine kadar olan yasal faizin hesaplanıp, işlemiş faizi ile birlikte kaydı gereken toplam alacak miktarının infazı mümkün ve tereddüde yer vermeyecek şekilde bilirkişi aracılığıyla belirlenmesinden sonra, bu miktar üzerinden iflas masasına kayıt kabulüne karar verilmesidir. Bu durumda mahkemece, davacı alacağının iflas tarihi itibariyle hesaplanıp, iflasın açıldığı tarihteki Merkez Bankasının efektif satış kuru üzerinden Türk Lirası'na çevrilmesi ve alacağın iflas tarihine kadar faiz yürütülmek suretiyle tespit edilerek ve temyiz aşamasında dahi davalı müflis banka iflas idaresinin alacağı kabul etmediği de dikkate alınarak eda hükmü değil alacağın müflis banka iflas masasına kayıt ve kabulüne karar verilmesi gerekirken,yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün re’sen bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı banka iflas idaresi vekilinin temyiz itirazlarının reddine, 2. Yukarıda (2) no.lu bentte açıklanan nedenlerle mahkeme kararının re’sen BOZULMASINA, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 09.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.