Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2023/2796 E. 2024/5032 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/2796
Karar No
2024/5032
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/475 E., 2023/629 K. KARAR : Esastan Red İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/232 E., 2022/441 K. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin sözleşme gereğince davalıya profesyonel fotoğrafçılık hizmeti verdiğini, bu kapsamda toplam 543 adet fatura tanzim edildiğini ve her bir faturanın davalıya iletildiğini, davalı borçlu şirket tarafından işbu faturaların hiçbirine itiraz edilmediğini, hatta davalı borçlu şirket tarafından işbu faturalara ilişkin bir miktar ödeme yapıldığını, ancak borcun tamamının ödenmemesi üzerine davalı şirket hakkında takip başlattıklarını, davalının itirazı sebebiyle takibin durduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına, davalının alacak miktarının % 20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı cevap dilekçesinde; sözleşmenin eser sözleşmesi niteliğinde olduğunu, 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, taraflar arasındaki ihtilaflara ilişkin haller için davalıya ait defter, evrak ve kayıtların münhasır delil olduğunu öne sürerek davanın reddini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince taraflar arasındaki uyuşmazlığın eser sözleşmesinden kaynaklanıp 5 yıllık zamanaşımı süresinin bulunduğu, 5 yılı aşan alacak taleplerinin zamanaşımına uğradığı, davalı tarafın defterlerine göre 31.12.2014 tarihi itibariyle davacının 40.919,29 TL borcu bulunduğu, gerekçesiyle icra takibine vaki itirazın kısmen iptali ile takibin 40.919,29 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte devamına, fazlaya ilişkin kısmın zamanaşımı nedeni ile reddine, alacağın likit olması nedeniyle alacağın % 20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi tarafından açılış ve kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari kayıtlar sahibi aleyhine delil teşkil edeceğinden somut olayda da davacının ticari defterlerinin kapanış kayıtlarının bulunmaması sebebiyle delil olma gücü bulunmadığı, davalının ticari defterlerinde kendi aleyhinde olan kayıtlarda davacıya 40.919,29 TL borçlu olduğu, taraflar arasındaki ilişkinin mahkemece tespit edildiğinin aksine hizmet sözleşmesi niteliğinde olup 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu ancak sonuca etkili olmadığı gerekçeleriyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekilince süresinde duruşma istemli olarak temyiz yoluna başvurulması üzerine; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyize konu edilen kararda dava değerinin duruşma sınırının altında olduğu anlaşılmış olup dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi tarafından taraflar arasındaki sözleşmenin tacirler arası hizmet sözleşmesi niteliğinde olup 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu vurgulanarak ilk Derece Mahkemesi kararının dayandığı hukuksal neden değiştirilerek değişik gerekçe ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bu durumda, Bölge Adliye Mahkemesince HMK’nın 353/b-2 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekirken, esastan red kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüş, öncelikle kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. Kabule göre de ; 1. Taraflar arasında geçerli olan fotoğraf çekimine ilişkin sözleşme Dairemizin yerleşik içtihatlarına ve Hukuk Genel Kurulu kararlarına göre eser sözleşmesi olup Türk Borçlar Kanununun 147/6.maddesi uyarınca 5 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Bu itibarla Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesi bu yönüyle hatalıdır. Taraflar arasındaki alacak ilişkisinin 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ise de; temyiz edenin sıfatına göre bu husus bozma nedeni yapılmamıştır. 2. İlk Derece Mahkemesince, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalının 2004-2008 Temmuz dönemini kapsayan BA (Büyük Alım) bildirim tablosuna göre bu dönem içerisinde 272 adet fatura karşılığı KDV dahil 1.271.497,20 TL vergi dairesine mal bildiriminde bulunduğu, davacıya ait ticari defterlerde ise 2008 yılı sonu itibariyle davalıdan alacağının 372.161, 76 TL olduğu; yine davacıya ait ticari defterlerde davacı alacağının 31.12.2014 tarihi itibariyle 347.520,20 TL olduğu, bu miktardan ispat edilemeyen 2013 yılı devreden bakiyesi 48.107,25 TL’nin mahsubu ile davacı alacağının 299.412,95 TL olduğu; davacının dosyaya sunduğu alacak listesindeki 342.611,14 TL alacak bakiyesine göre ise davacı alacağının 294.503,89 TL olarak hesaplandığı belirtilmiştir. TBK’nın 102. maddesi uyarınca, kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödeme, muaccel borç için yapılmış sayılır. Birden çok borcun vadesi aynı zamanda muaccel hale gelmişse, mahsup orantılı olarak; borçlardan hiçbirinin vadesi gelmemişse ödeme, güvencesi en az olan borç için yapılmış sayılır. Bu durumda İlk Derece Mahkemesince, icra takip tarihinden önceki fatura tarihleri dikkate alınarak ödemelerin ilk muaccel olan faturadan başlamak suretiyle mahsup edilmesi gerekir. Yine icra takibi tarihinden önceki 5 yıllık dönemde davalı tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olan faturalarla ilgili alacak miktarının da ayrıca tespit edilip bu miktarın zamanaşımına uğramadığı gözetilerek bu döneme yönelik ödeme var ise bu da gözetilerek, usuli kazanılmış haklar dikkate alınarak yapılacak değerlendirme sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince davalı tarafından düzenlenen BA formlarının delil olarak kabul edilmeyerek yazılı şekilde dosya içeriği ile uyumlu olmayan gerekçelerle karar verilmesi doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 25.05.2023 tarih, 2023/475 Esas 2023/629 Karar sayılı kararı usul ve yasaya aykırı görüldüğünden BOZULMASINA, peşin alınan harçların istek halinde temyiz edenlere iadesine, HMK'nın 373/2. maddesi gereğince dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 19.12.2024 tarihinde kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2023/2796, K. 2024/5032, T. 19.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2023-2796-e-2024-5032-k-83d445d17085