Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2023/1911 E. 2024/2075 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/1911
- Karar No
- 2024/2075
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/285 E., 2022/1075 K. HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabulü Taraflar arasında görülen aidat ve gecikme zammı alacağı için başlatılan icra takibine dayalı itirazın iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı kooperatif vekili tarafından duruşmalı temyiz edilmiş ise de; miktar itibariyle istemin reddine karar verildikten ve kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının müvekkili kooperatif üyesi olduğunu, üyelik aidatlarını yatırmadığından hakkında başlatılan icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek, icra takibine itirazın iptali ile davalının % 40 oranında icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin kooperatife borcunun bulunmadığını, müvekkili tarafından yapılan sigorta giderleri, şerefiye bedelleri ile müvekkilinin davacı kooperatif avukatlığı yaptığı dönemde baktığı işlerle ilgili olarak avukatlık ücretlerinin de aidat borçlarından düşülmesi gerektiğini, talep edilen gecikme zammı ve faizin fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 29.03.2013 tarih ve 2013/6965 Esas 2014/1137 Karar sayılı kararı ile dosya kapsamına göre takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 9.500,00 TL asıl 782,58 TL yasal faiz toplamı 10.282,00 TL alacağı bulunduğu bu miktar üzerinden itirazın iptali gerektiği, bu rakama göre İİK'nın 67. maddesi gereğince hükmolunacak inkâr tazminat miktarının ise 4.113,04 TL olduğunun tespit edildiği, her ne kadar belirtilen bu alacak miktarına rağmen kısa kararda sehven takip miktarları yazılmış ise de, kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması adına gerekçeli kararda da aynı rakamların yazıldığı, davalı alacağını ispatlayamadığından takas şartlarının gerçekleşmediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 13.750,00 TL asıl alacak, 1.194,63 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 14.944,63 TL üzerinden icra takibinin devamına karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesinin 18.02.2014 tarih 2013/6965 E. 2014/1137 K. sayılı ilamı ile Mahkemece, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki yaratıldığı gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 22.05.2014 tarih ve 2014/166 E. 2014/180 K. sayılı kararı ile takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 9.500,00 TL asıl, 782,58 TL yasal faiz olmak üzere toplam 10.282,58 TL alacağı bulunduğu, bu miktar üzerinden itirazın iptali gerektiği, bu rakama göre İİK'nın 67. maddesi gereğince hükmolunacak inkâr tazminatı miktarının ise 4.113,04 TL olduğunun tespit edildiği, davalı alacağını ispatlayamadığından takas şartlarının gerçekleşmediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 9.500,00 TL asıl alacak, 782,58 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 10.282,58 TL üzerinden icra takibinin devamına karar verilmiştir. C.İkinci Bozma Kararı 1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacı kooperatif vekili ile katılma yoluyla davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesinin 19.01.2016 tarih 2015/1658 E., 2016/242 K. Sayılı ilamı ile davacının takip konusu alacak kalemlerine uygulanması gereken azami faiz oranının TBK'nın 120/2. maddesine düzenlenmiş yıllık temerrüt faiz oranı olup, davacı kooperatifin genel kurullarında kabul edilmiş temerrüt faiz oranı, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuata yani 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 2/1. maddesine göre belirlenen yasal faiz oranının %100 fazlasını aşamayacağı, mahkemece, karar tarihinden sonra yürürlüğe giren anılan yasal düzenleme çerçevesinde somut olay bakımından değerlendirilerek, işlemiş ve işleyecek gecikme faizi oranı ve işlemiş faiz miktarı bakımından gerektiğinde bilirkişiden açıklamalı, gerekçeli ve denetime elverişli bir rapor alınmak ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği, davalının da takas savunması ile ilgili tüm delilleri toplanıp, takip tarihi itibariyle davacı kooperatiften şerefiye alacağı, vekalet ücreti alacağı ve kooperatif lehine yaptığını iddia ettiği sigorta ödemesinden kaynaklı alacağının bulunup bulunmadığının belirlenmesi yönünden bilirkişiden ek rapor alınıp, oluşacak uygun sonuç dairesinde takas savunması ile ilgili hüküm kurulması gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak davalının bu talebinin reddi doğru olmadığı gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. D. İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, uyulmasına karar verilen bozma kararı ile davalının 3.820,00 TL şerefiye bedeli dışında takas yapabileceği alacağının bulunmadığı, davalının icra dosyası kapsamında davacı kooperatife üyeliği nedeniyle icra takip tarihi itibariyle ve 3.820,00 TL şerefiye bedeli alacağı takas edildikten sonra 5.680,00 TL’si asıl alacak ve 1.077,45 TL’si işlemiş faiz olmak üzere toplam 6.757,45 TL borcunun bulunduğu, bu miktar borca itirazında haksız olduğu anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, İzmir 7. İcra Müdürlüğü’nün 2011/4295 sayılı dosyasında davalının 5.680,00 TL’si asıl alacak ve 1.077,45 TL’si işlemiş faiz olmak üzere toplam 6.757,45 TL borca itirazının iptaline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuran Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı kooperatif vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; asıl alacak hesabının hatalı yapıldığını, davalının şerefiye alacağının doğmadığını, davalının yıllarca aidatlarını ödemediğini, davalının kayınpederinin çektiği kredi geri ödemeleri diğer üyelerin yaptığı fazla ödemelerle sağlanarak kredinin kapatıldığını, davalının diğer üyelerin ödediği aidatlarla yer sahibi olduğunu belirterek, davanın tam kabulüne karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, taraflar arasında görülen aidat ve gecikme zammı alacağı için başlatılan icra takibine dayalı itirazın iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427 ncı ve devamı maddeleri 3. Değerlendirme 1.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşıldığından, davacı kooperatif vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. 2. Davacı kooperatif vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince: 2.1.Kooperatifin en yetkili organı genel kuruldur. Genel kurulda hakkaniyetin gerektirdiği ölçüde gerekli kararlar alınabileceği gibi, daha önce alınan ve uygulanan kararların değişen koşullar ve eşitlik ilkesi gerektirdiğinde, değişen koşullarda eşitlik sağlanmak üzere değiştirilmesi mümkün ve geçerli olup, bu durumda kazanılmış hakların ihlalinden sözedilemez. Aksi halde bu ilkelere uyulmadan alınan sonraki genel kurul kararı, kazanılmış hakları ihlal edeceğinden yok hükmündedir. 2.2. Şerefiye, konutlar arasındaki farklılık nedeniyle ortakların rant farkının denkleştirilmesi amacına yönelik bir işlem olup, şerefiye farkına ilişkin alınan genel kurul kararı kesinleştikten sonra bu alacağın dava ve takip yoluyla istenilmesi ve takas defi olarak ileri sürülmesi mümkündür. 2.3.Davalı kooperatifin 30.06.2010 tarihli genel kurulunun 12. maddesiyle ekteki tablo gereği şerefiye bedelinin oy çokluğuyla kabul edildiği, 30.06.2011 tarihli genel kurulda, 30.06.2010 tarihinde yapılan genel kurulda gündemin 12. maddesinde kabul edilen şerefiye alacaklarının nasıl ödeneceği konusunda ve son ödeme tarihinin belirlenmesinin bir sonraki genel kurulda görüşülmesine , 30.06.2010 tarihinden sonra şerefiye bedeli ödemiş olan üyelerin, ödedikleri şerefiye bedellerini 30.06.2011 sonra aidat ödemelerine mahsup edilmesine karar verildiği, 27.12.2012 tarihli genel kurulda ise şerefiye bedellerinin tespiti için komisyon kurulmasına, komisyonda bir inşaat mühendisi, bir elektrik mühendisi ve bir makina mühendisinin bulunmasına karar verildiği, dosya kapsamındaki genel kurul kararlarında şerefiye bedelinin ödenmesine yönelik başka bir bir kararın bulunmadığı anlaşılmıştır. 2.4. Dosya kapsamından, davalının şerefiye borçlusu değil alacaklısı olduğu anlaşılmaktadır. Kooperatif, şerefiye borçlularıyla alacaklıları arasında şerefiye alacaklarının alınıp ödenmesi konusunda aracı konumunda olup, şerefiye borçlularının ödemelerinden sonra bu miktarların alacaklı ortakların hesaplarına aktarılması gerekmektedir. Mahkemece, davalının şerefiye alacağı doğmadığı gözetilerek, 3.820,00-TL'nin mahsup edilmemesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. VII. KARAR 1-Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2- Yukarıda 2. bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, Temyiz peşin harcın talep halinde ilgilisine iadesine, Karara karşı karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 11.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.