Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2022/4382 E. 2024/1103 K. – Tazminat
Konu: Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/4382
- Karar No
- 2024/1103
- Karar Tarihi
- Konu
- Tazminat
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/507 E., 2021/813 K. HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul-Kısmen Ret Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne-kısmen reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekilince duruşmalı, davalı kooperatif vekilince duruşmasız olarak; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyize konu edilen kararda kabul edilmeyen bölümünün duruşma sınırının altında olduğu anlaşılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacı vekilinin duruşma isteğinin reddine, tarafların temyiz dilekçesinin kabulü ile incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılardan büyükbaş hayvanlarının beslenmesi için yem aldığını, ancak yemin mevzuata aykırı olarak üretildiğini, bu nedenle beş hayvanının telef olduğunu belirterek, zararın tespiti ile davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; söz konusu zararın yemlerin üretiminden kaynaklanmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. 2. Davalı ... Yem...A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı ikametgahının Erzurum olduğunu, satışa konu yemlerin ... satılmış olup, üretim ve satış yeri Erzurum olduğundan, yetkili mahkemenin Erzurum olduğunu, yemlerin davacıya değil kooperatife satıldığını, davacının hangi ürünü kullandığının belli olmadığını, yemlerden bugüne kadar hayvan ölümüne rastlanmadığını, depolama şeklinin araştırılması gerektiğini, tahlillerin nasıl yapıldığının belli olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİNİN İLK KARARI Akçabaat 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 2014/57 Esas, 2014/305 Karar ve 22.10.2014 tarihli kararı ile özetle; genel yetkili mahkemenin davalı gerçek ya da tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olduğu, süresi içerisinde yetki itirazında bulunulduğu, davalı şirketin yerleşim yerinin Erzurum olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin yetkisizlik nedeniyle reddine karar verilmiştir. IV. BİRİNCİ BOZMA KARARI A. Bozma Kararı 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararını süresi içinde davacı vekili temyiz etmiştir. 2. ( Yargıtay Kapatılan) 23. Hukuk Dairesi’nin 08.03.2017 tarih ve 2015/7041 Esas, 2017/729 Karar sayılı kararı ile özetle; davanın haksız fiilden kaynaklı tazminat istemine ilişkin olduğu, 6100 sayılı HMK’nın 16. maddesinde “haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir” ve 7. maddesinde ise "davalı birden fazla ise dava, bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir. Ancak, dava sebebine göre kanunda, davalıların tamamı hakkında ortak yetkiyi taşıyan bir mahkeme belirtilmişse, davaya o yer mahkemesinde bakılır’’ hükümlerini içermektedir. Buna göre somut olaya bakıldığında ortak yetkili mahkemenin Akçaabat mahkemeleri olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle davanın esasına girilip bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır gerekçesiyle kararın bozulduğu anlaşılmıştır. V. İLK DERECE MAHKEMESİNİN İKİNCİ KARARI Akçaabat 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 2017/507 Esas, 2021/813 Karar ve 10.11.2021 tarihli kararı ile özetle; yemdeki ham kül oranının beyan değerlerine uymadığından davalı firmaya idari yaptırım kararı uygulandığı, dosya kapsamında dinlenen taraf tanık beyanlarından hayvanların kooperatif tarafından verilen yemler sonrasında telef olduğu, bu sebeple iddia edilen ölümlerle kullanılan yem arasında illiyet bağının var olduğuna kanaat getirilmekle bilirkişi raporu ile telef olan beş adet besi sığır bedelinin 17.960,38 TL olduğundan bahisle bu miktarın 5.000,00 TL’sinin dava, bakiye kısmının ise ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararını süresi içinde, davacı ve davalı kooperatif vekili temyiz etmiştir. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporu ile Mayıs 2020 itibariyle telef olan beş adet sığır bedelinin 37.000,00 TL hesaplandığını, bu miktar üzerinden davanın ıslah edildiğini, davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığını belirtmiştir. 2. Davalı kooperatif vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava dosyasına alınan bilirkişi raporunda, davacı tarafından satın alınan yemlerin ham kül ve protein oranlarının beyan değerlerine uymamasının hayvanların ölümüne neden olmayacağının açıkça belirtildiğini belirterek kararı temyiz etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, haksız filli nedeniyle uğranılan zararın tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk HMK’nın 7, 16, 166 ıncı maddeleri, TBK’nın 49 vd maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun'un 437 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 3. Davalı ...’nin temyiz itirazlarına gelince; Haksız filli sorumluluğu TBK’nın 49 vd maddelerinde düzenlenmiştir. Haksız eylemin unsurlarından birisi illiyet (nedensenlik) bağıdır. Zararla eylem arasında nedensellik bağının mevcut olması demek; zararın eylemin bir sonucu olarak ortaya çıkması, eylem olmadan zararın meydana gelmeyeceğinin muhakkak olarak görülmesi demektir. Diğer bir deyimle, verilen zararın tazmin borcu doğurabilmesi için zararın, kendisine tazmin mükellefiyeti bağlanan olayın bir sonucu olarak görünmesi, bu ikisi arasında uygun bir neden-sonuç bağı bulunması gerekir. Diğer bir deyimle sonuç, niteliği itibariyle eyleme ve olaya uygun olmalı, onun uygun bir sonucu olarak görünmelidir. O halde, zararın gerçekte başka şekilde meydana geldiği ispat edilirse, illiyet bağının kesilmesi söz konusu olur. Çünkü tazmin borcu, illiyet bağının dışına çıkamaz. HMK’nın 266/1 inci maddesi uyarınca; mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Bilirkişiler, raporlarını hazırlarken raporun dayanağı olan somut ve özel nedenleri bilimsel verilere uygun olarak göstermek zorundadır. Bilirkişi raporu aynı zamanda Yargıtay denetimine de elverişli olacak şekilde bilgi ve belgeye dayanan gerekçe ihtiva etmelidir. Ancak bu şekilde hazırlanmış raporun denetimi mümkün olup, hüküm kurmaya dayanak yapılabilir. Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; yargılama aşamasında alınan teknik bilirkişi raporunda, yönetmelik uyarınca yemdeki ham kül oranının en fazla %9 olması gerektiği, davalı şirket tarafından üretilen besi yemindeki ham kül oranının beyan değerinden yaklaşık olarak %2 oranında fazla çıktığının anlaşıldığı ve bu nedenle davalı firmaya idari yaptırım uygulandığı, ancak ham kül oranının fazla olması yemin kalitesini düşürmekle beraber büyükbaş havanların sindirim sistemlerinde afaki bozukluğa sebep olmasının söz konusu olmayacağı, yemlerdeki yaklaşık %2’lik fazlalığının herhangi bir beslenme ve metabolik bozukluğa sebep olmayacağı, yemlerin nemden uzak kuru ortamlarda depolanması ve üst üste beş çuvaldan fazla depo edilmemesi gerektiği, aksi takdirde yemlerde küf oluşumu meydana geleceği, ayrıca büyükbaş hayvanlarda ani yem değişikliklerinin de çok ciddi oranda beslenme bozukluklarına sebep olacağı, somut olaya dair şikayet konuları incelendiğinde telef olan hayvanlarda görülen rahatsızlıkların, yemdeki kül oranının cüzi miktardaki fazlalığından değil, ani yem değişikliği sonucu meydana gelebilecek problemler ile örtüştüğü, ayrıca küflü yemlerin hayvanlara yedirilmesi sonucunda da aynı belirtilen görülebileceği, uzun süre ile fazla küflü yemlerin yedirilmesi sonucunda kanlı ishal, halsizlik, mide ve bağırsak çeperlerinde parçalanmalar ve ilerleyen dönemlerde de ölüm meydana gelebileceği, sadece hal kül oranı fazlalığına bağlı olarak bahse konu rahatsızlıkların ve ölümün meydana gelmesinin söz konusu olamayacağı belirtilmiştir. Alanında uzman, teknik bilirkişi tarafından düzenlenen raporda, büyükbaş hayvanların telef olma sebebinin yemdeki ham kül oranının fazla olmasından değil, yemin küflü ve hayvanlarda ani yem değişikliklerinden olabileceği denetime elverişli ve ayrıntılı bir şekilde açıklanmış olup, hayvanların ölümü ile sonuçlanan zarar ile ham kül oranının fazla oluşu eylemi arasında illiyet bağı kurulamadığından, mahkemece kazanılmış haklar gözetilerek davanın temyiz eden davalı kooperatif açısından reddine karar verilmesi gerekirken, idari yaptırım kararına ve tanık beyanlarına dayalı olarak kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; “Değerlendirme” bölümünün “2 inci” bendinde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, “3 üncü” bendinde açıklanan nedenlerle davalı kooperatif vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, kararın davalı kooperatif yararına BOZULMASINA, Davalıdan peşin alınan harcın istek halinde iadesine, Aşağıda yazılı harcın temyiz eden davacıdan alınmasına, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.