Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2022/1766 E. 2023/1978 K. – Menfi Tespit

Konu: Menfi Tespit

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/1766
Karar No
2023/1978
Karar Tarihi
Konu
Menfi Tespit

... MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/506 E., 2022/411 K. ... HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret-Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Sinop 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/116 E., 2021/251 K. Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 23.05.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde davalı vekili Avukat ... ile davacı vekilleri Avukat ... ve Avukat ...'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklaması işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının paydaş olarak malik bulunduğu 398 ada 7 parselde kayıtlı arsaya inşaat yapmak üzere müvekkili ile 19.06.2016 tarihli haricen adi yazılı arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin düzenlendiğini, davalının bu sözleşme nedeniyle sözleşmeye sonradan ilave edilen 10-11-12 numaralı bağımsız dairelerin kendisine verilmesi karşılığında müvekkilinden 250.000,00 TL teminat senedi istediğini, bu nedenlerle takibe konu senedin vadesi boş bırakılarak 27.09.2017 tarihli teslim belgesi ile teminat olarak verildiğini, noterde düzenleme şeklinde yapılmadığından arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin geçersiz olduğunu, geçersiz sözlşemeye dayanılarak verilen ceza ve teminat niteliğindeki belgenin hukuki sonuç doğurmayacağını, teminat senetleri kambiyo senedi vasfında olmadığından takip yapılamayacağını, davalının, müvekkilinin yükümlülüklerini yerine getirmesini engellediğini, müvekkilinin kendisine teslim edilen arsanın temel hafriyatını ve su basmanın attığını davalının üstünü toprakla kapattığını, sözleşmeyi feshettiğini bildirildiğini, sözleşme geçerli varsayılsa bile belirlenen sürenin başlangıcının belirlenmediğini ileri sürerek takip konusu senetle davalıya borçlu olmadığının tespitine, %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davaya Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla bakılması gerektiğini, dava konusu bonoların tarafların iradeleri doğrultusunda tanzim edildiğini, davacının aynı hususa ilişkin İcra Hukuk Mahkemesinde açmış olduğu davanın kesinleşmediğini, davacının bu davayı açmaya hukuki bir yararının bulunmadığını, davacının dava dilekçesinde hem sözleşmenin geçersiz olduğunu ifade ettiğini hem de sözleşmeye dayalı savunma yaptığını, davacının 07/01/2020 tarihli ihtarnamesinden de anlaşılacağı üzere bahse konu sözleşmeye devam ettirme gayesinde olduğunu, takip dayanağı senedin teminat senedi olduğu iddiasının hangi ilişkinin teminatı olduğu, senet üzerinde yazılmak suretiyle ya da yazılı bir belgeyle ispatlanması gerektiğini, davacının borcu karşılığında senedi verdiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça senedin eser sözleşmesinin teminatı olarak verildiği ileri sürüldüğünden ve TTK'nın 4/son maddesinde düzenlenen hususlardan veya diğer kanunlardan doğan bir dava söz konusu olmadığından, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi, gerek 27.09.2017 tarihli adi yazılı ... gerekse senet sureti altındaki imzalar ve belge içeriklerinin davalı tarafça itiraza uğramadığı, taraflar arasında düzenlenen adi yazılı belgede teminat olarak verildiği iddia edilen senedin düzenleme tarihi, senet numarası, senet miktarı ve taraflarına atıf yapıldığı ve bu haliyle senetin davalıya isabet eden dairelerin tapu devrinin teminatı niteliğinde olduğu, bu karineye aykırı olarak davalı tarafından bir borç ilişkisinin de ileri sürülüp usulen ispatlanmadığı, taraflar arasında yapılan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin de adi yazılı şekilde yapıldığından geçersiz olduğu, taşınmazın halihazırda halen arsa olarak göründüğü, bu haliyle şekil koşuluna uygun olmadığı için geçersiz olan sözleşmenin fiilen de hayata geçirilmediği, geçersiz arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine ve bu sözleşme kapsamındaki ek protokolle davacı tarafından davalıya teminat olarak verildiği anlaşılan uyuşmazlık konusu teminat senedinin de geçersiz olduğu ve borç doğurmayacağı, davacının menfi tespit istemine konu senedin hukuki durumunun değerlendirilmesinin yargılamayı gerektirdiği, kötüniyet tazminatı talebinin koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile takibe konu senetten dolayı borçlu olmadığının tespitine, kötüniyet tazminatının reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde; bonodan kaynaklı borçlu olunmadığının tespit istendiğinden yargılamanın asliye ticaret mahkemesi sıfatıyla yürütülmesi gerektiğini, sözleşmeye konu taşınmazda davacının, müvekkilinin yıkımdan önce kira geliri elde ettiği bir adet dükkanın da içinde olduğu bir takım yapıları yıktığını ve taşınmazı yeni inşaat için hazır hale getirdiğini, binanın yapımına başlanması için taşınmazın hafriyat işlemlerine başlanmış olmasının geçersiz olarak gözüken kat karşılığı inşaat sözleşmesinin taraflarca geçerli kabul edildiğini ve inşaat işlemine başlandığını gösterdiğini, zaten müteahhidin borcu bakımından kat karşılığı inşaat sözleşmesinin şekil zorunluluğu olmaması gerektiğini, kat karşılığı inşaat sözleşmesinin geçerliliği hususunda taraflar arasında herhangi bir ihtilaf bulunmadığını, müvekkilinin iptali istenen bonoyu icraya koymadan evvel davacıyı aralarında akdedilen sözleşmenin gereklerini yapması yahut uğramış olduğu zararlarının tazmin edilmesi hususunda ihtar ettiğini, taraflar arasında geçerliliği hususunda ihtilaf bulunmayan kat karşılığı inşaat sözleşmesince ya da taşınmaz üzerindeki yapının yıkılması sebebiyle hem yapı bedeli olarak hem de mahrum kalınan kira bedeli olarak müvekkiline borçlu olduğunu, ayrıca Gerze Noterliğince düzenlenmiş 29/03/2016 tarihli, 01103 yevmiye numaralı Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi gereğince borçlarını ifa etmeyerek sözleşmeden kaynaklı da müvekkiline borçlu hale geldiğini, müvekkilinin göndermiş olduğu ihtarnamesine cevap vermeyen ve adi yazılı kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince inşaat işlemlerine başlayan davacının daha sonradan sözleşmenin geçersizliğini ileri sürmesinde dürüstlüğünden ve iyi niyetinden de söz edilemeyeceğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemi ile istinaf başvurusunda bulunmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin takdirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde ve hükmün fer'ilerinde usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri temyiz nedeni olarak ileri sürmüştür. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, bonodan dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Yargıtay duruşmasında vekili hazır bulunan davacı yararına takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2022/1766, K. 2023/1978, T. 23.05.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2022-1766-e-2023-1978-k-5bc25f62d7aa