Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2025/901 E. 2026/4613 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2025/901
Karar No
2026/4613
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1750 E., 2024/1528 K. SUÇLAR : Şantaj, tehdit, cinsel taciz HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Ret, onama, bozma

Yapılan ön inceleme neticesinde; her ne kadar ilk derece mahkemesinin müsnet suçlardan dolayı sanık hakkında tayin edilen hapis cezalarının miktarı itibarıyla temyizi kabil olmadığı görülmekte ise de, sanık hakkında verilen ilk kararların istinaf incelemesini yapan Bölge Adliye Mahkemesince kararların hukuka aykırı olarak bozulmasından sonra anılan karara direnme yetkisi bulunmayan ve kanunen uyma zorunluluğu bulunan ilk derece mahkemesince verilen hükmün aslında Bölge Adliye Mahkemesince verilmiş bir karar olarak kabulünde zorunluluk bulunduğu, bu tür kararların istinaf basvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilmesi gereken kararlardan olduğu, bu şekilde verilen kararların ilk derece mahkemesi kararı niteliğinde bulunduğunun kabulü halinde esasen tarafların var olan temyiz haklarının ellerinden alınmış olacağının anlaşılması karşısında, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde kurulan yeni mahkûmiyet hükümlerinin temyizi kabil olduğu kabul edilerek yapılan incelemede; temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk derece ... Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.03.2024 tarihli ve 2023/204 Esas, 2024/162 Karar sayılı kararı ile sanığın şantaj suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 107/2-1, 43/1, 62... . maddeleri uyarınca 1 yıl 15 gün hapis ve 5 gün karşılığı 100 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, tehdit suçundan 5237 sayılı Kanunu’nun 106/1-1. cümlesi, 43/2-1, 62... . maddeleri uyarınca 6 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, cinsel taciz suçundan 5237 sayılı Kanunu’nun 105/1-1. cümlesi, 43/1, 62... . maddeleri uyarınca 3 ay 3 gün hapis ve 5 gün karşılığı 100 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

B. İstinaf ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 01.07.2024 tarihli ve 2024/1750 Esas, 2024/1528 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanığın istinaf başvurusunun, "Sanığın cinsel taciz eylemini posta ve elektronik haberleşme araçlarının sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle işlediğinden TCK nun 105/2-d maddesi uyarınca arttırım yapılması gerekirken yapılmaması suretiyle eksik ceza tayin edilmiş ise de aleyhe istinaf bulunmadığından eleştirilmekle yetinilmiştir." eleştirisi ile birlikte 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Sanığın Temyiz İstemi Katılan ... ile daha önceden duygusal birliktelik yaşadıklarına ancak katılanın başka kişilerle de görüştüğünü öğrenmesi üzerine ayrılması sebebiyle kendisine suç isnat edildiğine, katılanın kendisine mesaj atmaya devam ettiğine, dosyaya sunduğu deliller sebebiyle bozma öncesi beraat ettiğine, daha önce suç kaydının bulunmadığına, katılanın kendi sosyal medya hesaplarının şifrelerini bildiğine ve suça konu mesajların delil oluşturmak amacıyla katılan tarafından atıldığına, HTS kayıtlarının incelenmesinin gerektiğine ilişkindir.

2. Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstemi Sanık hakkında cinsel taciz suçundan hüküm kurulurken, kanunda seçenek olarak öngörülen adli para cezası veya hapis cezasından biri seçilerek sonuç cezanın belirlenmesi yerine hem adli para cezası hem de hapis cezasına hükmedilerek sanık hakkında fazla ceza tayininin kanuna aykırı olduğuna ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-e maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, ... Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.09.2021 tarihli ve 2020/271 Esas, 2021/370 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında katılan ...'a yönelik eylemleri sebebiyle şantaj, tehdit, cinsel taciz suçlarından verilen beraat hükümlerine yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde, ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 09.05.2023 tarihli ve 2022/1250 Esas, 2023/1496 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında mükerrer dava açılması sebebiyle davaların birlikte görülmesinin ve sanığın eyleminin sabit olması sebebiyle mahkumiyet kararı verilmesinin gerektiği gerekçeleri ile hükümlerin bozulmasına karar verildiği, sanık hakkında mükerrer açılan davada ise ... Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.09.2021 tarihli ve 2021/227 Esas, 2021/391 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında katılanlara yönelik eylemleri sebebiyle tehdit suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde, aynı tarihli ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 09.05.2023 tarihli ve 2022/352 Esas, 2023/1497 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında mükerrer dava açılması sebebiyle davaların birlikte görülmesinin gerektiği gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bu bozma kararlarının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-e-f. maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davaların yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Bölge Adliye Mahkemesince yapılan uygulama kanuna açıkça aykırılık teşkil ettiği gibi bazı hallerde sanığın temyiz hakkını ortadan kaldırılmasına yol açabildiği, Anayasa Mahkemesi bu konuda verdiği bir kararında "İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermesi başvurucu yönünden önemli sonuçlar doğurmaktadır. Nitekim İstinaf Dairesi, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açarak ve tarafları da çağırarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda bir karar vermesi gerekirken dosya üzerinden karar vermiş; başvurucuyu mahkemeye erişim hakkının yanında bölge adliye mahkemesi önünde sözlü yargılanmadan ve bununla bağlantılı diğer usul güvencelerinden yoksun bırakmıştır." değerlendirmeler bulunarak Bölge Adliye Mahkemesinin yasaya aykırı bozma kararının başvurucunun Anayasa'nın 36. Maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir. (Ömer Oral [GK], B. No: 2023/33667, 9/1/2025, § …). Aynı konuda Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise "Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu düzenlemelere göre istinaf mahkemeleri şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir: 1. İlk derece mahkemesinin kararında 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması, 2. Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması. .......... Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kati surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı, esas itibariyle makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu söylenmelidir. Hukuki düzenlemeler ve yapılan açıklamalar karşısında, mesele tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır. Buna rağmen uygulama, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları verilegeldiği bilinen bir gerçektir. Bu uygulamanın, yukarıda yer verilen tespitler yanında, görevli/teminatlı mahkemede yargılanma ve mahkemeye erişim/ kanun yoluna etkin başvuru hakları yönünden ciddi sorunlar taşıdığı da tartışmadan varestedir. CMK'nın 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması da söz konusu olabilmektedir." şeklinde değerlendirmelerde bulunarak Bölge Adliye Mahkemesinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmetmiştir (YCGK, T.:30.04.2025, E.: 2024/6-490, K.:2025/197).

Bu açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 09.05.2023 tarihli ve 2022/1250 Esas, 2023/1496 Karar sayılı ve 09.05.2023 tarihli ve 2022/352 Esas, 2023/1497 Karar sayılı bozma kararları ile bozma kararı üzerine verilen ... Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.03.2024 tarihli ve 2023/204 Esas, 2024/162 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükümlerin bozulmasına karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı ile sanığın temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye kısmen uygun kısmen aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 01.06.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2025/901, K. 2026/4613, T. 01.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2025-901-e-2026-4613-k-4c9943d36af4