Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2023/9111 E. 2024/10579 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2023/9111
Karar No
2024/10579
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/445 E., 2019/511 K. SUÇLAR : Tehdit, sair tehdit HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I.GEREKÇE 1.Sanık hakkında katılan ...'ya karşı tehdit suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazının incelenmesinde; 17.10.2019 günlü ve 7188 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, 5271 sayılı Kanun'a 7188 sayılı Kanunla eklenen geçici 5 inci maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararıyla "basit yargılama usulü" yönünden Anayasa'nın 38 inci maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren tehdit suçu yönünden; Anayasa'nın 38 inci maddesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 7 ve 5271 sayılı Kanun'un 251. ve devamı maddeleri gereğince sanık hakkında yeniden hukuki değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması nedeniyle, hukuka aykırılık görülmüştür. 2.Sanık hakkında katılan ...'e karşı sair tehdit suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazının incelenmesinde; Diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak; Katılan ...'in aşamalardaki ifadelerinde sanığın kendisini öldüreceğini söylediğini beyan ettiği, katılan ...'nun da aşamalardaki ifadelerinde sanığın katılan ...'e yönelik ölümle tehditte bulunduğunu söylediği, tanık ...'nın soruşturma aşamasındaki ifadesinde sanığın katılan ...'i ölümle tehdit ettiğini söylediği halde, kovuşturma aşamasındaki ifadesinde sanığın "gelip orayı basacağım" dediğini beyan ettiği anlaşılmakla, tanık G. K.'nin ifadeleri arasındaki çelişkinin giderilmesi, sonucuna göre sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde düzenlenen tehdit suçu mu yoksa 5237 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde düzenlenen sair tehdit suçu mu oluşturduğunun belirlenmesinden sonra sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, Kabule göre de; a)Sabıkasız olan sanık hakkında, sair tehdit suçunu düzenleyen 5237 sayılı Kanun'un birinci fıkrasının ikinci cümlesinde öngörülen seçenek yaptırımlardan hapis cezasının tercih edilmesi karşısında, hükmedilen 25 gün hapis cezasının 5237 sayılı Kanun'un 50 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, adli para cezasına çevrilemeyecek olması nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 50 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen diğer seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, b)Hükümden sonra 19.08.2020 gün ve 31218 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi'nin 25.06.2020 gün ve 2020/16 Esas, 2020/33 Karar sayılı kararı ile, 04.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun'una 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 31. maddesiyle eklenen geçici 5. maddenin (d) bendinde yer alan "...kovuşturma evresine geçilmiş... " ibaresinin aynı bentte yer alan "...basit yargılama usulü..." yönünden Anayasaya aykırı görülerek iptaline karar verilmiş olması ve 5271 sayılı Kanun'un "Tanımlar" kenar başlıklı 2. maddesinin (f) bendinde kovuşturmanın "İddianamenin kabulüyle başlayıp, hükmün kesinleşmesine kadar geçen evreyi" ifade eder şeklinde tanımlanması karşısında, 7188 sayılı Kanun'un 24. maddesiyle başlığı ile birlikte yeniden düzenlemeye konu edilen 5271 sayılı Kanun'un 251. maddesi uyarınca sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle hukuka aykırılık görülmüştür. II. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Adana 25. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.09.2019 tarihli ve 2017/445 Esas, 2019/511 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 14.10.2024 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2023/9111, K. 2024/10579, T. 14.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2023-9111-e-2024-10579-k-5e7c1143ef7a