Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2023/4326 E. 2023/14812 K. – Silahla Tehdit
Konu: Silahla Tehdit
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/4326
- Karar No
- 2023/14812
- Karar Tarihi
- Konu
- Silahla Tehdit
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/11 E., 2016/310 K. SUÇ : Silahla tehdit HÜKÜM : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. ... Cumhuriyet Başsavcılığının 14.12.2015 tarihli ve 2015/81497 Soruşturma sayılı iddianamesi ile; sanık ... hakkında silahla tehdi suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 106/2-a, 53, 58. maddeleri uyarınca kamu davası açılmıştır. 2. ... 17. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.04.2016 tarihli ve 2016/11 Esas, 2016/310 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında silahla tehdit suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz Sebepleri 1. Eksik soruşturulmaya dayalı hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna, 2. Vesaire, İlişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Katılan ile sanığın evli oldukları, olay tarihinde aralarındaki boşanma davasından dolayı ayrı yaşamaya başladıkları, olay günü katılanın ikamet ettiği (babasının evi) evin önünde kendisine ait çamaşırların yerlere saçılmış olduğu ve bu kıyafetlerin üzerinde bir bıçak olduğu, bu olay nedeni ile katılanın sanıktan şüphelendiği iddiasıyla sanık hakkında kamu davası açılmıştır. 2. Sanık aşamalarda alınan savunmasında suçlamayı kabul etmemiştir. 3. Katılanın beyanları dosya içerisinde mevcuttur. IV. GEREKÇE 1. O Yer Cumhuriyet Savcısının Eksik İncelemeye Dayalı Karar Verildiğine Yönelik; Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; "Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkumiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir." Ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) de nazara alınarak, sanığın suçu işlediği sabit olmadığı anlaşıldığından yerel mahkemece 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi gereğince sanığın beraatine dair verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2. Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, o yer Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ... 17. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.04.2016 tarihli ve 2016/11 Esas, 2016/310 Karar sayılı kararında o yer Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 30.11.2023 tarihinde karar verildi.