Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2023/18912 E. 2025/8860 K. – Silahla Tehdit
Konu: Silahla Tehdit
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/18912
- Karar No
- 2025/8860
- Karar Tarihi
- Konu
- Silahla Tehdit
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/2561 E. 2023/1134 K. SUÇ : Silahla tehdit HÜKÜM : Silahla tehdit suçundan sanığın cezalandırılmasına TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükmün; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294. maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301. maddesinin ''Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek temyiz sebebinin var olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, katılan vekili ve sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesi'nin, kararında katılan vekili ve sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ile resen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun 'un 2 88... uncu maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname'ye uygun olarak TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Marmaraereğlisi Asliye Ceza Mahkemesine Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 22.10.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
İlk derece mahkemesince sanığa iki ayrı mağdura karşı işlediği tehdit suçundan iki defa sonuç olarak 1 yıl 8 ay hapis cezası verilmiş, bölge adliye mahkemesince fiil TCK’nin 43/2. Maddesi kapsamında değerlendirilerek sanığa tehdit suçundan sonuç olarak bir defa 2 yıl 1 ay hapis cezası verilmiştir. Uyuşmazlık Bölge Adliye Mahkesi kararının temyizi kabil olup olmadığı hususundadır. CMK’nin 286. maddesinde temyizi kabil olmayan kararlar sayılmış ve b bendinde ise ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl ve daha az mahkeme kararlarını arttırmayan bölge adliye mahkemesi kararlarının temyizi kabil olmadığı hüküm altına alınmıştır. Sanığa ilk derece mahkemesince verilen cezalardan birisi dikkate alındığında Bölge Adliye Mahkemesi verilen cezayı artırmış, ikisinin toplamı dikkate alındığında ise bölge adliye mahkemesi cezayı indirmiş olacaktır. İki ayrı suçtan verilen cezalar ile ilgili Bölge adliye mahkemesi iki ayrı karar vermemiştir, böyle olsaydı her bir suç için temyizi kabil olup olmadığı noktasında zaten ayrı değerlendirme yapılmak gerekecekti. Aksine bölge adliye mahkemesince sanığın fiili iki ayrı suç kabul edilmemiş, aynı nevinden ... içtima kuralı çerçevesinde TCK’nin 43/2. maddesi uygulanmıştır. CMK’nin 286. maddesi gereğince genel kural hükümlerin temyizinin kabil olmasıdır. İstisnai olarak bentlerde temyizi kabil olmayan kararlar belirtilmiştir. 286. maddenin a ve b bendi incelendiğinde ilk derece mahkemesince verilen beş yıl ve altındaki cezanın bölge adliye mahkesince sanık aleyhine değiştirilmemesi dikkate alınarak temyizi kabil olmaması öngörülmüştür. Bu kuraldan sonra ilk derece mahkemesinin kanunda suç olarak tarif edilen fiil veya fiilerinden dolayı sanığa verdiği cezanın miktarının veya cezaların toplam miktarının ne olduğu veya nasıl tespit edilmesi belirlenmelidir. Her bir fiil kanunen ayrı bir suç ise sorun yoktur, her bir suç için ayrı değerlendirme yapılacaktır. Ancak fiil veya fiiler TCK’nin 42-44. maddeleri kapsamında bileşik suç, zincirleme suç, aynı veya farklı nevinden ... içtima kuralı çerçevesinde kaldığında ilk derece mahkemesince verilen ceza miktarı nasıl tespit edilecektir. Kanaatimizce ilk derece mahkemesi TCK’nin 42-44. maddelerinin uygulanması gereken hallerde bir suçtan birden fazla veya birden fazla farklı suçlardan ceza vermesi halinde hatalı bir uygulama yapmış olduğundan tüm suçların cezasının toplamı üzerinden verdiği ceza belirlenmelidir. Aksine ilk derece mahkemesince her bir suç için verilen cezanın ayrı ayrı tek başına dikkate alınması hukuka aykırı bir nitelendirmeye itibar edilerek bir sonuç çıkarmaktır. Bu da hukuka uygun bir hüküm olmayacaktır. Olayımızda ilk derece mahkemesi hukuken yanlış bir nitelendirme ile de olsa ya da sanığın iki ayrı fiilinin olduğunu kabul ederek de olsa iki ayrı ceza vermiştir. İstinaf mahkemesi ise ilk derece mahkemesinin kabul ettiği fiil veya fiilleri kısmen de olsa ayırmadan tamamını dikkate alarak sanığın tek fiille birden fazla kişiye karşı tehdit suçunu işlemiş olduğunu kabul etmiştir. Bunun tabii bir sonucu olarak bölge adliye mahkemesinin dikkate aldığı, çerçevesini çizdiği fiilden dolayı ilk derece mahkemesinin verdiği cezaların toplamı dikkate alınarak verilen cezanın bölge adliye mahkesince arttırılıp arttırılamadığı tespit edilmelidir. Bu nedenlerle istinaf mahkemesinin hükmünün CMK’nun 286/b bendi kapsamında temyizinin kabil olmadığı, temyiz talebinin reddine karar verilmesi gerektiği kanaati ile dairemizin çoğunluk üyelerinin görüşüne katılmıyorum. 03.11.2025