Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2013/23773 E. 2013/21704 K. – Yağma, Saldırga
Konu: Yağma, Saldırgan Sarhoşluk
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2013/23773
- Karar No
- 2013/21704
- Karar Tarihi
- Konu
- Yağma, Saldırgan Sarhoşluk
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Yağma, Saldırgan sarhoşluk HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 17/06/2013 tarihli kenar yazısı ile Dairemize gönderilmekle başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: I- Sanık hakkında sarhoşluk suçundan kurulan hükmün incelenmesinde; Hükümlü hakkında sarhoşluk fiiliyle ilgili olarak, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 35/1. maddesi uyarınca verilen “50 TL idari para cezasına” ilişkin karara karşı, aynı Yasanın 29/5. maddesi uyarınca itiraz yolu açık olup, temyiz olanağı bulunmadığından ve 5271 sayılı CMK'nın 264/1. maddesi uyarınca hükümlü ... ve savunmanı yönünden yasa yolu ile merciinde yanılma haklarını ortadan kaldırmayacağından, aynı maddenin 2. fıkrasına göre itirazı incelemeye yetkili ve görevli mahkemeye iletilmek üzere dosyanın incelenmeksizin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na İADESİNE, II- Sanık hakkında yağma suçundan kurulan hükmün incelenmesinde; Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1-Mağdurun adı ve soyadı ile sanığın açık kimliğinin, suçun işlendiği yer, tarih ve zaman diliminin 5271 sayılı CMK' nın 232/2-c maddesi uyarınca gerekçeli karar başlığına yazılmaması, 2- Hükümlünün, geceleyin, iş yeri niteliğindeki markete giderek metal takvim altlığını mağdurun kafasına vurup bir karton sigara, 3 paket sigara, 3 adet çikolata , meyve suyu ve 1.75 TL alarak kaçması biçiminde gelişen olayda; 5237 sayılı TCK'nın 149/1. madde ve fıkrasının (h) bendinin yanı sıra (a) ve (d) bentlerine yer verilmemesi ve aynı maddenin birden fazla bendine aykırılık oluşturan eylem nedeniyle anılan Yasanın 61.maddesi uyarınca temel ceza belirlenirken bunların değerlendirilmesi gerektiğinin düşünülmemesi, 3- 5237 sayılı TCK.nun 150.maddesinin 2.fıkrasındaki “malın değerinin azlığı” kavramının, 765 sayılı TCK.nun 522.maddesindeki “hafif” veya “pek hafif” ölçütleriyle her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlaması dışında benzerliği bulunmadığı, “değerin azlığının” 5237 sayılı Yasaya özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, Yasa koyucunun amacı ile suçun işleniş biçimi, olayın özelliği ve sanığın özgülenen kastı da gözetilmek suretiyle, daha çoğunu alma olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak da gerçekten az olan şeylerin alınması durumunda, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanarak uygulanabileceği gözetilmeden, somut olayda koşulları bulunmadığı halde, 150.maddenin 2.fıkrasına sevk amacının dışında yorumlar getirilerek cezadan indirim yapılması, 4- Kazanılmış hakkın suçun nitelendirilmesinin yapılmasında ve uygulanan yasa maddeleri yönünden olmayıp, ilk hükümdeki cezanın süresi yönünden gözetilmesi gereken bir husus olduğu, uyarlama amaçlı Yasanın yanlış yorumlanması suretiyle infaz aşamasındaki lehe uygulamaların ise kazanılmış hak oluşturmayacağı dikkate alınarak, hükümlünün eylemine uyan 765 sayılı TCY’nın 497/1, 59/2, 31, 33. maddeleriyle hükümden sonra 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCY’nın aynı suça uyan 149/1-a, d, h, 62/1, 53. maddeleri ile uygulama yapılıp, her iki Yasaya göre denetime olanak sağlayacak şekilde uygulanan Yasa maddeleriyle, verilmesi gereken cezalar ayrı ayrı tespit edilip, sonuç cezalar karşılaştırılarak lehe olan yasa belirlenerek uygulama yapılması gerekirken, yazılı şekilde eksik ve denetime olanak vermeyecek biçimde hüküm kurulması suretiyle, anılan Yasanın 7/2, 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddeleri ışığında, lehe olan yasanın yeniden yerinde değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, 5- Kabul ve uygulamaya göre de; 5237 sayılı TCK.nun 53/1. maddesinin (c) fıkrasındaki, kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yoksunluğun koşullu salıverme tarihine kadar süreceğinin gözetilmemesi suretiyle aynı maddenin üçüncü fıkrasına aykırı davranılması, Bozmayı gerektirmiş, hükümlü ... ve savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 04.07.1996 tarihli ilk hükümdeki ceza süresini aşmamak koşuluyla infaz aşamasında verilen uyarlama kararlarının kazanılmış hak oluşturmayacağının gözetilmesine, 06.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.