Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2012/16887 E. 2012/19215 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2012/16887
- Karar No
- 2012/19215
- Karar Tarihi
Hırsızlık suçundan sanıklar ..., ..., ... hakkında yapılan duruşma sonunda mahkumiyetlerine ilişkin GAZİANTEP 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.03.2007 gün 2006/1131 Esas 2007/276 Kararı Dairemizin 05.03.2012 gün 2010/678– 2012/3919 sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmiştir. Dairemizin anılan kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 10.04.2012 gün 2007/120675 sayılı yazı ile itiraz kanun yoluna başvurması üzerine, dosya Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle Ceza Genel Kuruluna intikal ettirilmiştir. 05.07.2012 gün 28344 sayılı Resmi Gazetede ile yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yasanın 99-101. maddeleriyle 5271 sayılı CMUK'nın 308. maddesindeki vaki değişiklik Yargıtay Ceza Genel Kurulunca henüz karara bağlanmamış itiraz kanun yolu konusu dava dosyalarının öncelikle Özel Daire tarafından incelenmesini zorunlu kılması üzerine, anılan dosya, Yargıtay Ceza Genel Kurulu Başkanlığı tarafından Dairemize gönderilmekle yeniden incelenerek değerlendirilip karara bağlanmıştır. T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A Gaziantep 7.Asliye Ceza Mahkemesinin 15/03/2007 gün 2006/1131 Esas 2007/276 sayılı kararı ile sanık ...'nin TCK'nın 142/1-e, 143. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanıklar ... ve ...'ın TCK'nın 142/1-e, 143, 39/1. maddeleri uyarınca 1'er yıl 3' er ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına hükmedilmiştir. Sanıklar hükmü temyiz etmiştir. 06.01.2010 gün 2007/120675 nolu tebliğname ise düzeltilerek onama istemlidir. Dairemiz 05/03/2012 gün ve 2010/678 Esas 2012/3919 Karar sayılı ilamı ile; “Sanıkların sorgularının ve diğer esaslı işlemlerin yapıldığı 25.01.2007 günlü oturum tutanağının 1. ve 2. sayfasının katip tarafından imzalanmaması suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 219/1.maddesine aykırı davranılması" nedeniyle diğer yönleri incelenmeyen hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 10/04/2012 gün ve 2007/120675 sayılı yazısı ile; “mahallinde tamamlatılabilecek nitelikte olan mevcut imza eksikliğinin 5271 sayılı CMK'nın 219/1. maddesine aykırılık oluşturacak mutlak bir bozma nedeni olmadığı görüşü ile itiraz yasa yoluna başvurarak Özel Dairenin bozma kararının kaldırılmasına ve dava dosyasının esastan incelenmesine karar verilmesi isteminde bulunmuştur. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 05.06.2012 gün ve 2012/9-167 Esas, 2012/225 karar sayılı ilamındaki gerekçe doğrultusunda 05.03.2007 günlü oturum tutanağının 1. sayfasının katip tarafından imzalanmaması, CMK’nın 219. maddesine aykırılık oluşturacak mutlak bozma nedeni olarak kabul edilemeyeceğinden itiraz yerinde görüldüğünden; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının İTİRAZININ KABULÜNE, 2- Dairemizin 05/03/2012 gün 2010/678-2012/3919 sayılı bozma kararının kaldırılmasına, Gerekçeli karar başlığında suç yerinin yazılmaması yerinde eklenmesi, 25.01.2007 günlü oturum tutanağının 1. ve 2. sayfasındaki katip imza eksikliğinin mahallinde tamamlattırılması olanaklı kabul edilmiştir. Sanıklar ... ve ...'ın ... kabul edilen eylemleri nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kapsamı dışında kalan bir cezanın hükmolunması gerekirken, yanılgılı uygulama sonucu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun uygulanabilme sınırı içerisine giren bir cezanın verilmesi halinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez. Aksi halin, sanıkların önceki yanılgılı uygulama sebebiyle ortaya çıkacak sonuçtan ikinci kez yararlandırılmasının sağlanmasına, hakkaniyete aykırı sonuçlar doğmasına, adalet ve eşitlik ilkelerinin zedelenmesine yol açacağını belirten Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04.03.2008 gün ve 2008/6-47 esas-2008/43 sayılı kararı gereğince, sanıklar ... ve ... hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanma olanağı bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede: Sanıkların kapısı kilitli olan otomobilin kapısını açarak araç içerisinden kolonları aldıklarının anlaşılması karşısında sanıklar hakkında; 5237 sayılı TCK'nın 142/1-b maddesi ile ceza tayin edilmesi gerekirken yazılı şekilde 142/1-e maddesi ile hüküm kurulması sonuca etkili olmadığından; sanıkların eylemi fikir birliği içinde gerçekleştirdikleri halde sanıklar ... ve ... hakkında 5237 sayılı TCK'nın 37/1. maddesi yerine, aynı Yasanın 39/1. maddesi ile uygulama yapılması; sanık ...'nin Gaziantep 2.Asliye Ceza Mahkemesinin 2000/466 Esas, 2003/304 Karar sayılı tekerrüre esas hükümlülüğü bulunduğu halde hakkında 5237 sayılı TCK'nın 58. maddesinin uygulanmaması, karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre, suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1-) Sanıkların, 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmalarına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanıklar hakkında uygulanmamasına, karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde hüküm kurulması, 2-) Sanıklardan, neden oldukları yargılama giderlerinin ayrı ayrı alınması gerekirken, “müteselsilen” alınmasına karar verilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 326/2. maddesine aykırı davranılması, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ..., ... ve ...'ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK'nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından ‘‘53. maddesinin uygulanmasına” ve “4 YTL yargılama giderinin sanıklardan müteselsilen alınarak Hazineye irat kaydına" ilişkin bölümler çıkarılarak, yerlerine “sanıkların, TCK’nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanıklar hakkında uygulanmamasına” ve “sanıklardan neden oldukları yargılama giderinin ayrı ayrı alınmasına” cümlelerinin eklenmesi suretiyle, eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 02/11/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.