Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2011/6955 E. 2013/5114 K. – Yağma
Konu: Yağma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2011/6955
- Karar No
- 2013/5114
- Karar Tarihi
- Konu
- Yağma
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi HÜKÜMLÜLER : ..., ... SUÇ : Yağma HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Hükümlü ... hakkında yasa yoluna başvuru istemi bulunmadığından, adı geçen hükümlü yönünden inceleme yapılmamıştır. Hükümlü ... hakkında yapılan incelemeye gelince: Dosya üzerinde kurulan uyarlama kararında, yasa yolu açıklamasının T.C.Anayasası’nın 40/2, 5271 sayılı CMK’nın 34/2, 231/2 ve 232/6. maddelerinde öngörülen yöntemlere uygun olarak yapılmadığı anlaşıldığından; hükümlü ...’in temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede: 24.04.1991 gün ve 1982/164 Esas, 1991/78 Karar sayılı hükümde, 14.06.1980 tarihinde, İnan Caddesi’ndeki ... Eczanesi’nde bulunan mağdurlar ... ve ...’ye yönelik ve 10.08.1981 tarihinde ... Giyimevi’nde bulunan mağdurlar ..., ... ve ...’a yönelik yağma suçları için yerinde uyarlama kararı alınması olanaklı kabul edilmiştir. 10.09.1980 tarihinde, ... Mağzası'nda bulunan mağdurlar ..., ..., ... ve ... ...'a yönelik; 06.08.1980 tarihinde, ... Sokak 3-A sayılı binada bulunan mağdurlar ..., ... ve ...'ya yönelik; 12.07.1980 tarihinde, ... Mağzası'nda bulunan mağdurlar ... ve ...'a yönelik yağma suçları için kurulan hükümlerin incelenmesinde: Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 27.12.2005 tarih, 2005/3-162-173 ve 11.07.2006 tarih, 2006/5-182/182 sayılı kararları ve Dairemizin yerleşmiş uygulamalarına göre: sonraki yasa ile suçun unsurlarının veya özel hallerinin değiştirilmesi, cezanın tayin ve takdiri ile artırım ve indirim oranlarının belirlenmesi, seçimlik cezalardan birinin tercihi ve seçenek yaptırımların ya da cezanın kişiselleştirilmesini gerektiren hallerde duruşma açılarak karar verilmesi gerekir. İnceleme konusu karara gelince; 1- Silah kullanılarak birden fazla kişi tarafından işlenen yağma suçlarının işyerlerinde gerçekleştirildiğinin anlaşılması karşısında; 5237 sayılı TCK’nın 149/1. maddesinin (a) ve (c) bendlerinin yanı sıra (d) bendinin de uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, 2- Yağma suçlarının 5237 sayılı TCK’nın 149.maddesinin 1.fıkrasının (a), (c) ve (d) bendlerine aykırı biçimde işlendiği, birden fazla nitelikli halin varlığı nedeniyle aynı Yasanın 61/1. maddesi uyarınca temel cezalar belirlenirken bunların da değerlendirilmesi gerektiğinin düşünülmemesi, 3- 5237 sayılı TCK’nın 43/3. madde ve fıkrası gereğince zincirleme suç hükmünün yağma suçlarında uygulama olanağının bulunmadığı ve bu nedenle her mağdura yönelik yağma eyleminin ayrı suç oluşturduğu gözetilmeden, yazılı biçimde uygulama yapılması, 4- Kasten işlemiş olduğu suçlar için hapis cezalarıyla mahkûmiyetinin yasal sonucu olarak sanığın, 5237 sayılı TCK’nın 53/1.maddesinin (a),(b),(c),(d) ve (e) bentlerinde yazılı haklardan cezalarının infazları tamamlanıncaya kadar, anılan maddenin 3. fıkrasında yazılı kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise mahkum olduğu hapis cezalarından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması, 5- 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca hükümlü yararına olan hükmün, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı gözetilerek, 5237 sayılı Yasaya göre yağma suçlarını oluşturan eylemleri nedeniyle, aynı Yasanın 61/1. maddesi uyarınca, temel cezanın ne şekilde saptanacağının belirlenmesi ve cezalarda bireyselleştirmenin yapılması için duruşma açılmasının zorunlu olduğunun gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, hükümlü ...’in temyiz itirazları ve tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 24.04.1991 tarihli ilk hükümdeki ceza süresini aşmamak koşuluyla infaz aşamasında verilen uyarlama kararlarının kazanılmış hak oluşturmayacağının gözetilmesine, 14.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.