Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2010/9067 E. 2013/4688 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2010/9067
- Karar No
- 2013/4688
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇLAR : Yağma, kiyişi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 04.03.2008 gün ve 2008/6-47 Esas, 2008/43 Karar sayılı kararı ışığında, yanılgılı uygulama nedeniyle ortaya çıkacak sonuçtan sanığın yararlandırılmasının, hakkaniyete aykırı sonuçlar doğmasına, adalet ve eşitlik ilkelerinin sakatlanmasına yol açacağı ve sanık hakkında erteleme hükümleri değerlendirilirken, tekrar suç işlemeyeceği yönünde olumlu kanaat gelmediğinden bahisle uygulanmamasına karar verildiği, aynı gerekçenin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 5271 sayılı CMK’nın 231/6-b maddesi uyarınca da aranan şartlardan olduğunun anlaşılması karşısında; sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümlerin uygulama olanağı bulunmadığından, tebliğnamedeki bozma istemli düşünce benimsenmeyerek yapılan incelemede; I- Sanık hakkında mağdurun telefonunu alma eylemine yönelik yağma suçundan kurulan hüküm açısından; Sanığın suça konu telefonu işyerinde yağmalaması biçiminde gerçekleşen eylemde; hakkında 5237 sayılı TCK’nın 149/1-d maddesi yerine aynı Yasanın 148/1. maddesiyle hüküm kurulması; II- Sanık hakkında mağdurdan para isteme eylemine yönelik yağma suçundan kurulan hüküm açısından; Oluş ve dosya içeriğine göre; sanığın, gece vakti, işyerinde mağdurdan istediği 50 TL'yi vermemesi üzerine elindeki silahtan sayılan çekiçle 19.12.2005 günlü adli muayene raporuna göre, mağduru yaraladıktan sonra nüfus cüzdanını aldığının anlaşılması karşısında; yağma eyleminin tamamlandığı gözetilmeden, sanık hakkında kalkışma hükümlerinin uygulanması; yağma suçunun gece vakti, işyerinde, silah kullanılarak işlenilmesinden ötürü 5237 sayılı Yasanın 149. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin yanı sıra (d) ve (h) bendi ile de uygulama yapılması ve aynı Yasanın 61. maddesi uyarınca temel ceza belirlenirken, bu hususların dikkate alınarak alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğinin düşünülmemesi; III- Her iki yağma eylemine yönelik kurulan hükümler açısından; 5237 sayılı Yasanın 150/2. maddesindeki “malın değerinin azlığı” kavramının, 765 sayılı TCK.nın 522. maddesindeki “hafif” veya “pek hafif” ölçütleriyle her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlaması dışında benzerliği bulunmadığı, “değerin azlığının” 5237 sayılı Yasaya özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, Yasa koyucunun amacı ile suçun işleniş biçimi ve olayın özelliği mağdur üzerindeki yansımakları ile sanığın kastı da gözetilmek suretiyle, değer olarak gerçekten az, ceza vermekten vazgeçilebilecek ölçüdeki değerler esas alınmak, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanmak koşuluyla uygulanabileceği düşünülmeden, bu maddeye düzenleniş amacının dışında yorumlar getirilerek, sanığın cezasından indirim yapılması; IV- Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna yönelik kurulan hüküm açısından; sanığın, mağduru tanık ...'ın işyerinden zorla çıkarıp, mağduru çalıştığı işyerine götürerek istediği 50 TL'yi vermemesi üzerine elindeki çekiçle 19.12.2005 günlü adli muayene raporuna göre, basit tıbbi müdahale ile giderilecek şekilde yaralayıp, üzerindeki nüfus cüzdanını almak suretiyle evine götürüp ertesi gün 50 TL'yi getirmesi karşılığında serbest bıraktığının anlaşılması karşısında; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.11.2011 gün, 2011/6-188 Esas ve 2011/231 sayılı kararı ışığında, sanığın yağma suçunu işlemek amacıyla mağdurun vücut bütünlüğüne yönelik fiziksel eylemde bulunduğu gözetildiğinde, koşulları oluşmadığı halde; 5327 sayılı TCK'nın 110. maddesiyle sanığın cezasından indirim yapılması, karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçların sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; Sanığın, TCK’nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde uygulama yapılması, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle istem gibi BOZULMASINA, bozma nedenleri yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğin- den, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla CMUK’nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkralarından TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümler çıkarılarak yerine, “Sanığın, TCK’nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına,” cümlesi yazılmak suretiyle, eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 13.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.