Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2010/316 E. 2012/7858 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2010/316
- Karar No
- 2012/7858
- Karar Tarihi
Hırsızlık suçundan sanık ... , 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 491/3, 61, 522, 55/3, 59/2, 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun'un 4. maddeleri gereğince 63.882.000 TL ağır para cezası ile cezalandırılmasına dair KOCAELİ Çocuk Mahkemesinin 24/02/2004 tarihli ve 2003/326 esas, 2004/95 sayılı kararının infazı sırasında, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun lehe hükümlerinin uygulanması talebi üzerine, anılan Kanun'un 141/1, 143, 145, 35/2, 31/3, 62/1, 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun'un 4. maddeleri uyarınca 28 yeni Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair aynı Mahkemenin 20/07/2005 tarihli ve 2003/326 esas, 2004/95 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 14/12/2009 gün ve 2007/14369/70533 sayılı kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29/12/2009 gün ve KYB/2009/289752 sayılı ihbar yazısı ile infaz dosyası 04/01/2010 tarihinde Dairemize gönderilmekle incelendi:
Anılan Yazıda;
( 1-Dosya kapsamına göre, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7/2, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 9/3. maddesindeki "Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir." şeklindeki düzenleme ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27/12/2005 tarihli ve 2005/3-162-173 sayılı kararına nazaran, lehe yasanın saptanıp uygulanması, herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, kanıt toplanmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa ya da cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin bir hükmün uygulanması olanağı sonraki yasa ile doğmuşsa, hükümde değişiklik yargılamasının duruşmalı yapılmasının zorunlu olduğu gözetilmeden evrak üzerinde karar verilmesinde,
2-5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 145. maddesindeki "malın değerinin azlığı" kavramı ile, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 522. maddesindeki hafif ve pek hafif ölçütleriyle, her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlaması dışında benzerlik bulunmadığı, "değer azlığının" 5237 sayılı Kanun'a özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, bunun daha çoğunu alabilme olanağı varken, yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak da az olan şeyi alma hâlinde, olayın özelliği ve sanığın kişiliği de değerlendirilerek, kanunî ve yeterli gerekçeleri de açıklanmak suretiyle hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesinde,
3-5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 23/1. maddesinde yer alan "çocuğa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda belirlenen ceza, en çok üç yıla kadar (üç yıl dahil) hapis veya adli para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir." şeklindeki düzenleme karşısında, bu husus hakkında herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın hüküm tesisinde,
4-Suçun işlendiği tarihte 15-18 yaş grubunda bulunan suça sürüklenen çocuk hakkında 5395 sayılı Kanun'un 24. maddesinde yer alan "Ceza Muhakemesi Kanunu'nun uzlaşmaya ilişkin hükümleri suça sürüklenen çocuklar bakımından da uygulanır" hükmü uyarınca işlem yapılmamasında, isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 sayılı CMK’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması) Dairemizden istenilmiştir.
TÜ R K M İ L L E T İ A D I N A
Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbar yazısı incelenen dosya içeriğine göre yerinde görüldüğünden kabulü ile hırsızlık suçundan hükümlü ... hakkında Kocaeli Çocuk Mahkemesi'nden verilip kesinleşen 20.07.2005 tarih ve 2003/326-2004/95 sayılı kararının CMK.nun 309/4-a maddesi gereğince BOZULMASINA, devam eden işlemlerin anılan mahkeme tarafından yerine getirilmesine, 02.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.