Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2010/31018 E. 2013/16117 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2010/31018
- Karar No
- 2013/16117
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇLAR : Hırsızlık, Mala zarar verme, İşyeri dokunulmazlığını ihlal HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: I-Sanıklar hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümlerin incelenmesinde; Suç tarihinde güneşin saat 05.10'da doğduğu, hırsızlık eyleminin sanıkların anlatımına göre saat 02.00 sıralarında gerçekleştiği ve suçun 5237 sayılı Yasanın 6/1-e maddesine göre gece sayılan zaman diliminde işlendiğinin anlaşılması karşısında, anılan Yasanın 143/1. maddesinin uygulanmaması, karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; Mahkemece 5271 sayılı Yasa'nın 150/3. maddesi uyarınca, Baroya yazı yazılarak 12-15 yaş grubunda bulunan sanıkların savunmalarını yapmak üzere zorunlu savunmanın görevlendirilmesi nedeniyle, savunmana ödenen avukatlık ücretinin, dosyadaki bilgilerden mali geliri bulunmadığı anlaşılan sanıklara, yargılama gideri olarak yükletilmesine karar verilmesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6/3-c maddesindeki düzenlemeye açıkça aykırı olduğundan, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve ... savunmanının temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla CMUK'nın 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hükmün yargılama gideri bölümünden “zorunlu müdafiilik ücreti 220.00 TL, toplam 320,00 TL ve 160,00 TL” kelimeleri çıkartılıp yerlerine “toplam 100,00 TL ve 50,00 TL” kelimeleri yazılmak suretiyle, eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, II-Sanıklar hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükümlerin incelenmesinde; 5237 sayılı TCK'nın 66/1. maddesinde, sanıklar ... ve ...'a yüklenen ve eylemlerine uyan anılan Yasanın 151/1, 31/2. maddelerinin gerektirdiği suçlar için 8 yıllık süre belirlenmesi, aynı maddenin 2. fıkrasına göre de 12-15 yaş grubunda bulunan sanıklar için bu sürenin yarısının geçmesiyle kamu davasının düşürülmesi gerektiği gözetildiğinde, 4 yıllık asli zamanaşımının, karar tarihi olan 13.03.2008 tarihinden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması ve bu süre içinde zamanaşımını kesen herhangi bir işlem yapılmamış olması, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve ... savunmanının temyiz itirazı bu bakımından yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK. nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanıklar hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, III-Sanıklar hakkında işyeri dokunulmazlığını ihlal suçundan kurulan hükümlerin incelenmesinde; Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1-)İşyeri dokunulmazlığını ihlal suçundan hüküm kurulurken uygulama maddesinin 116/2-4 maddesi yerine aynı kanunun 116/4 olarak gösterilmesi, 2-)Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri ile Koruma Kurulları Yönetmeliğinin 38/3. maddesinde yer alan "Belirli yerler ve etkinlikler; sanık veya hükümlünün suç işlemesinde, suça yönelmesinde ya da zararlı alışkanlıklar edinmesinde veya bağımlılık yapan maddeler kullanmasında; çevresel, psikolojik, sosyal veya ekonomik etkisi bulunan ya da sanık veya hükümlünün yeniden suç işlemesine yol açan etkenleri tetikleyecek yerler veya etkinliklerdir." hükmü karşısında, gitmekten yasaklanmasına karar verilen internet cafeler ve eğlence yerlerinin ne suretle belirtilen yerler kapsamında değerlendirildiği ve hükmedilen seçenek yaptırımın, hangi nedenlerle sanıkların işlediği suç ve kişisel durumuyla uyumlu olduğu açıklanıp gösterilmeden, sanıklar hakkında hükmolunan hapis cezasının, T.C.Y'nın 50/1-d maddesi uyarınca yazılı tedbirine çevrilmesi, 3-) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, hukukumuzda ilk kez çocuklar hakkında 5395 sayılı Çocuk Koruma Yasasının 23. maddesi ile kabul edilmiş olup, daha sonra yürürlüğe giren 5560, 5728 ve 6008 sayılı Kanunlar ile uygulama alanı yeniden belirlenmiştir. Sanıklar hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibariyle karma bir özelliğe sahip bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, denetim süresi içinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması halinde, geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak kamu davasının 5271 sayılı CYY'nın 223. maddesi uyarınca düşürülmesi sonucu doğurduğundan, bu niteliğiyle sanık ile devlet arasındaki cezai nitelikteki ilişkiyi sona erdiren düşme nedenlerinden birisini oluşturmaktadır. Müessesenin yargılama yasasında düzenlenmiş bulunması da onun bu niteliğini değiştirmeyecektir. Ceza Genel Kurulunun 29.06.2010 gün ve 2010/70-159 sayılı kararında da belirtildiği üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması, esas itibarıyla bünyesinde iki karar barındıran bir kurumdur. İlk karar, teknik anlamda hüküm sayılan, ancak açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi nedeniyle hukuken varlık kazanamayan bu nedenle hüküm ifade etmeyen, koşullara uyulması halinde düşme hükmüne dönüşecek, koşullara uyulmaması halinde ise varlık kazanacak olan mahkûmiyet hükmü, ikinci karar ise, bu ön hükmün üzerine inşa edilen ve önceki hükmün varlık kazanmasını engelleyen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararıdır. Bu ikinci kararın en temel ve belirgin özelliği, varlığı devam ettiği sürece, ön hükmün hukuken sonuç doğurma özelliği kazanamamasıdır. Koşullu bir düşme nedeni oluşturan "hükmün açıklanmasının geri bırakılması" müessesesi (mahkumiyet, suç niteliği ve ceza miktarına ilişkin) objektif koşulların varlığı halinde, diğer kişiselleştirme hükümlerinden önce ve re'sen mahkemece değerlendirilerek, uygulanması yönünde kanaate ulaşıldığı taktirde hiçbir isteme bağlı olmaksızın öncelikle uygulanacak, koşulların bulunmadığı veya uygulanmaması yönünde kanaate ulaşıldığı taktirde ise diğer kişiselleştirme nedenleri değerlendirilebilecektir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.02.2008 gün ve 346-25 sayılı kararında da açıkça belirtildiği üzere, sanıklar hakkında sonuç cezanın tayininden sonra, hükmolunan cezanın iki yılı veya daha az süreli hapis cezası olması veya adli para cezası olması halinde, öncelikle yasal bir zorunluluk olarak 5271 sayılı Yasanın 231. maddesinin 5-14. fıkralarında düzenlenmiş bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması koşullarının bulunup bulunmadığı, hiçbir isteme gerek kalmaksızın re'sen değerlendirilecek olumsuz sonuca ulaşıldığı takdirde, cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin 647 sayılı Yasanın 4 ve 6. maddeleri ile 5237 sayılı Yasanın 50 ve 51. maddeleri yönünden bir değerlendirme yapılabilecektir. Hal böyle olunca; Katılana ait işyerine asma kilidi kırarak girip hırsızlık yapan sanıkların, işyerine girmesinin 5237 sayılı TCK'nın 116. maddesinde tanımlanan işyeri dokunulmazlığını bozmak suçu yönünden "müstakil bir zarar" yaratmadığı, asma kilidin kırılmasının anılan Yasanın 151/1.maddesi yönünden değerlendirildiği ve mala zarar vermek suçundan da sanıkların ayrıca cezalandırılmasına karar verildiği, dosyaya yansıyan herhangi bir mahkumiyetleri bulunmayan sanıklar hakkında, anılan yasa maddeleri belli bir sıra içinde değerlendirilirken, denetime olanak verecek bir biçimde yasal ve yeterli gerekçelerinin ayrı ayrı karar yerinde gösterilmesi gerektiği gözetilmeden “Şartları oluşmadığından, sanıklar hakkında seçenek yaptırım uygulandığından seçenek yaptırımın amacı nedeniyle CMK.nın 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına,” denilerek yasal anlamda dayanakları denetime olanak verecek şekilde gösterilmeden, yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve ... savunmanının temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 09/07/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.