Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2010/27241 E. 2012/2072 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2010/27241
- Karar No
- 2012/2072
- Karar Tarihi
Yağma suçundan sanıklar, ... ve ...'nun, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 495/1, 81/1-3-4 maddeleri gereğince 10 yıl 1 gün ve 10 yıl 10 ay ağır hapis cezaları ile cezalandırılmalarına dair KOZAN Ağır Ceza Mahkemesinin 12/10/2004 tarihli ve 2004/61 esas, 2004/211 sayılı kararının infazı sırasında, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun lehe hükümlerinin uygulanması talebi üzerine, yağma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun daha lehe olması sebebiyle, anılan Kanun'un 149/1, 150/2 maddeleri gereğince 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına, aynı Kanun'un 58/7. maddesi uyarınca cezalarının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesi hususunun infaz sırasında değerlendirilmesine ilişkin aynı Mahkemenin 21/07/2005 tarihli ve 2004/61 esas, 2004/211 sayılı ek kararına karşı Adalet Bakanlığının 26/09/2010 gün ve 2010/11165/58561 sayılı kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının gün 21/10/2010 ve KYB/2010255756 sayılı ihbar yazısı ile infaz dosyası 22.11.2010 tarihinde Dairemize gönderilmekle incelendi: Anılan Yazıda; (1-5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7/2. maddesi ile 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 9/3. maddesindeki "Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir." şeklindeki düzenleme ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27/12/2005 tarihli ve 2005/3-162-173 sayılı kararına nazaran, lehe kanunun tespit edilip, uygulanması, herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, delil toplanmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa yada cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin bir hükmün uygulanması imkanı sonraki kanun ile doğmuşsa, hükümde değişiklik yargılamasının duruşmalı yapılmasının zorunlu olduğu gözetilmeden, dosya üzerinden karar verilmesinde, 2- Sanıklara verilen ceza üzerinden, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 150/2 maddesi uyarınca yarı oranında indirim yapılmış ise de, anılan maddedeki "malın değerinin azlığı" kavramının 5237 sayılı Kanun'a özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, bunun daha çoğunu alabilme imkanı varken, yalnızca ihtiyacı kadar ve değer olarak da az olan şeyi alma hâlinde, olayın özelliği ve sanığın kişiliği de değerlendirilerek, kanunî ve yeterli gerekçeleri de açıklanarak uygulanabileceği, somut olayda şartları bulunmadığı halde, 150/2. madde uyarınca indirim yapılamayacağı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde, 3- Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 28/12/2005 tarihli ve 2005/11724-19669 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesinin 2. fıkrasında "Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur." 3. fıkrasında "Hapis cezasının ertelenmesi, koşullu salıverilme ve tekerrürle ilgili olanlar hariç; infaz rejimine ilişkin hükümler, derhal uygulanır." şeklinde infaz rejimi ile ilgili düzenlemelere yer verilmesi karşısında, sanık hakkında Beyoğlu 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 1997/404-1214 sayılı mahkûmiyet hükmü sebebiyle ve tekerrüre esas olduğu gerekçesiyle, suç tarihinde yürürlükte olmayan, infaz rejimi ile ilgili bulunan ve sanıklar aleyhine hüküm doğuracak surette, haklarında hükmedilen hapis cezalarının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesi hususunun infaz sırasında değerlendirilmesine karar verilmesinde isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 sayılı CMK’nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması) Dairemizden istenilmiştir. TÜ R K M İ L L E T İ A D I N A 5237 sayılı Yasanın 150. maddesinin uygulanmasına ilişkin kanun yararına bozma istemine yönelik yapılan incelemede; Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbar yazısı ve incelenen dosya içeriğine göre; Mahkemece takdir hakkı kullanılarak 5237 sayılı TCY’nın 150/2. maddesi uyarınca “değer azlığı nedeniyle verilen cezadan indirim yapılmasına” ilişkin kararı, hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle kanun yararına bozma istemine konu edilemeyeceğinden, yerinde görülmeyen kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, Uyarlama yargılamasının duruşma açılarak yapılmasına ve diğer yönlere ilişkin Kanun yararına bozma istemine yönelik yapılan incelemede; Hükümlüler ... ve ...'nun diğer dört sanık ile birlikte yakınan ...'yı konutta ölümle tehdit ederek önce 250 Milyon TL istedikleri, yakınanın kendilerine 50 Milyon TL verdiği ve kalanı da 11.01.2000 tarihinde vermek üzere anlaştıkları daha sonra yakınanın durumu kolluğa bildirmesi ile sanıkların yakalanmaları şeklinde gelişen olaydan sanık ...'nun 5237 sayılı TCK.nun 495/1, 81/1-3,4. maddeleri uyarınca 10 Yıl 1 Gün ağır hapis cezası ile; sanık ...'nun ise 5237 sayılı TCK.nun 495/1, 81/1-3, 4. maddeleri uyarınca 10 yıl 10 ay ağır hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verildiği hükmün temyizi üzerine Dairemizin 25.05.2005 günlü kararı ile onandığı , 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nun uyarlanması istendiğinde, 21.7.2005 gün 2004/61 –2004/211 sayılı ek kararla, 5237 sayılı TCK.nun 149/1, 150/2, 62. maddeleri uyarınca sanıklar ..., ... ve ...'un ayrı ayrı 4 yıl 2 ay hapis cezası ile ; sanıklar ..., ... ve ...'nun ise ayrı ayrı 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına,ayrıca bu 3 sanık hakkında cezalarının 5237 sayılı TCK.nun 58/7. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine dosya üzerinden karar verildiği ve bu kararın hükümlüler ... ve ... yönünden temyiz edilmeksizin kesinleştiğinin anlaşılması karşısında; 1- Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.12.2005 tarih, 2005/3-162-173 ve 11.07.2006 tarih, 2006/5-182/182 sayılı kararları ışığında; sonraki yasa ile suçun unsurlarının veya özel hallerinin değiştirilmesi, cezanın tayin ve takdiri ile artırım ve indirim oranlarının belirlenmesi, cezanın kişiselleştirilmesini gerektiren hallerde "duruşma açılarak" karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, dosya üzerinden yazılı biçimde hüküm kurulması; 2- Yağma eyleminin birden fazla kişiyle birlikte ve konutta işlendiğinin anlaşılması karşısında suçun 5237 sayılı TCK.nun 149/1-c, d maddesine aykırılık oluşturduğunun gözetilmesi zorunluluğu, 3- 5237 sayılı TCK.nun 7/3. maddesi gereğince hükümlüler ... ve ... hakkında 08.07.2005 tarihinden önce işlenen suçlar nedeniyle aynı Yasanın 58/6-7. madesinde yer alan mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanamayacağının gözetilmemesi, 4- Kabule göre de, hükümlünün, 5237 sayılı TCY’nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen hükümlüler hakkında uygulanmamasına, karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde uygulama yapılması; Bozmayı gerektirdiğinden ve kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbar yazısı, incelenen dosya içeriğine göre bu nedenlerle yerinde görüldüğünden, kabulü ile hükümlüler Ertuğrul ve ... hakkında Kozan Ağır Ceza Mahkemesince 1.6.2005 günü yürürlüğe giren 5237 sayılı TCY.nın lehe hükümlerinin uygulanması istemi üzerine dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda verilip kesinleşen 21.07.2005 gün ve 2004/61 –211 sayılı kararının, 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi gereğince BOZULMASINA, mahkemesince infaz aşamasında verilen uyarlama kararlarının kazanılmış hak oluşturmayacağı da gözetilerek yerinde değerlendirilmesine, 09.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.